"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bâkî bir hakikat, fânî şahıslar üstüne bina edilmez

Risale-i Nur'dan
24 Ekim 2020, Cumartesi
Gayet ehemmiyetli iki meseleyi, sizlere –zekâvetinize itimaden– Risale-i Nur’da müteferrikan parçaları bulunmalarına binaen gayet muhtasar konuşacağım.

• Birincisi: Risale-i Nur’un hakiki ve hakikatli bir şakirdi bulunan ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın kâtibi, bu defa yazdığı mektupta, haddimden bin derece ziyade hüsn-ü zannına istinaden, bir hakikat soruyor. Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinin gayet ehemmiyetli ve kudsî vazifesini ve hilâfet-i Nübüvvetin de gayet ulvî vazifelerinden bir vazifesini benim âdî şahsımda, üstadı noktasından bir cilvesini gördüğünden, bana o hilâfet-i maneviyenin bir mazharı nazarıyla bakmak istiyor.

Evvelâ: Bâkî bir hakikat, fânî şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikate zulümdür. Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtelâ şahsiyetlerle bağlanmaz. Bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.

Saniyen: Risale-i Nur’un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle veyahut onun ihtiyac-ı mânevî lisanıyla Kur’ân’dan gelmiş, yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil, belki o tercümanın muhatapları ve ders-i Kur’ân’da arkadaşları olan hâlis ve metin ve sadık zatların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurlar’ın zuhuruna medar oldukları gibi; Risale-i Nur’un ve şakirdlerinin şahs-ı mânevîsinin hakikatini onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâssızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.

Salisen: Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehâsı, ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı mânevîsinden gelen dehâsına karşı mağlûp düşebilir. Onun için, o mübarek kardeşimin yazdığı gibi, âlem-i İslâm’ı bir cihette tenvir edecek ve kudsî bir dehânın nurları olan bir vazife-i imaniye, bîçare, zaif, mağlup, hadsiz düşmanları ve onu ihanetle, hakaretle çürütmeye çalışan muannid hasımları bulunan bir şahsa yüklenmez. Yüklense, o kusurlu şahıs ihanet darbeleriyle düşmanları tarafından sarsılsa, o yük düşer, dağılır.

Rabian: Eski zamandan beri çok zatlar, üstadını veya mürşidini veya muallimini veya reisini kıymet-i şahsiyelerinden çok ziyade hüsn-ü zan etmeleri, dersinden ve irşadından istifadeye vesile olması noktasında o pek fazla hüsn-ü zanlar bir derece kabul edilmiş; hilâf-ı vakıadır diye tenkit edilmezdi. Fakat şimdi, Risale-i Nur Şakirdlerine lâyık bir üstada muvafık bir ulvî mertebe ve fazileti, bîçare, kusurlu bu şahsımda kabul ettikleri sebebiyle gayret ve  şevkleriyle çalışmaları, bu noktada haddimden ziyade hüsn-ü zanları kabul edilebilir. Fakat “Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinin malı olarak elimde bulunuyor” diye bilmek gerektir. Fakat başta zındıklar ve ehl-i dalâlet ve ehl-i siyaset ve ehl-i gaflet, hatta sâfî kalp ehl-i diyanet, şahsa fazla ehemmiyet verdikleri cihetinde haksızlar. O şahsı çürütmekle hakikatlere darbe vurmak ve o Nurlar’a, benim gibi bir bîçareyi maden zannederek, bütün kuvvetleriyle beni çürütüp, o Nurlar’ı söndürmeye ve sâfî kalplileri de inandırmaya çalışıyorlar. Ezcümle, İkinci Meselede bir hâdise bu hakikati gösteriyor.

Devamı için bknz:

Emirdağ Lâhikası, 39. mektup, s. 100

LÛ­GAT­ÇE:

bâkî: Daimî, sonsuz.

hilâfet-i Nübüvvet: Hz. Muhammed’den (asm) sonra, Kur’ân davasını ve Sünnetini devam ettirip temsil etme.

hüsn-ü zan: İyi zan, güzel kanaat, bir kimse hakkında güzel düşünceler besleme.

muhtasar: Kısaltılmış, özet.

müteferrikan: Ayrı ayrı; parça parça.

tekaddüm: İleri geçme, ileride bulunma.

Okunma Sayısı: 1424
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk çalık

    24.10.2020 23:48:30

    Ben yerine biz kelimesini bir sistem olarak benimsememiz gerekiyor. Üstat da şahıs yerine şahsı maneviyenin altını çiziyor. Dikkat edilirse Risale-i Nur'daki tüm misaller birlik ve beraberlik üzerinedir. Hiç benlik ya da ferdiyet üzerine nazar etmemiştir. Zamanın cemaat zamanı olduğunu vurgulaması manidardır. Bizler içinde ibret vesikası hükmündedir.

  • Feyzullah Ayhan

    24.10.2020 09:42:28

    Tek varis mutlak vekillik sevdasında olanlar bu satırları okumuyorlar mı?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı