"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ehl-i hükûmeti adalet namazında kıbleye irşad

Risale-i Nur'dan
04 Ağustos 2022, Perşembe
[......]

Suâl: “Neden?”

Cevap: Faraza bazılarının altında büyük fenalıkları varsa da hücum edilmemek gerektir. Zira çok fenalık vardır ki iyilik perdesi altında kaldıkça ve perde yırtılmadıkça ve ondan tegafül edildikçe mahdut ve mahsur kaldığı gibi sahibi de perde-i hicap ve hayâ altında kendisinin ıslahına çalışır. Lâkin vakta ki perde yırtılsa, hayâ atılır; hücum gösterilse, fenalık, fena tevessü eder. Ben Otuz Bir Mart Hâdisesinde şuna yakın bir hal gördüm. Zira İslâmiyetin Meşrutiyetperver ve hamiyetli fedaîleri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i Meşrutiyeti Şeriata tatbik ile, ehl-i hükûmeti adalet namazında kıbleye irşad ve nâm-ı mukaddes-i Şeriatı Meşrutiyet kuvvetiyle i’lâ ve Meşrutiyeti Şeriat kuvvetiyle ibkà ve bütün seyyiat-ı sabıkayı muhalefet-i Şeriat üzerine ilkà etmek için bazı telkinatta ve teferruatın tatbikatında bulundular. Sonra sağını solundan fark edemeyenler –hâşâ– Şeriatı istibdada müsait zannederek tûtî kuşları taklidi gibi “Şeriat isteriz!” demekle hakikî maksat ortada anlaşılmaz oldu. Zaten plânlar serilmişti. İşte o zaman, yalan olarak hamiyet maskesini takınan bazı herifler, o ism-i mukaddese tecavüz ettiler. İşte cây-ı ibret bir nokta-i siyah!..

“İşte bu nokta yüzünden, himmet oturmuş, ayağa kalkamamıştır. Şüphesiz, art niyetlerin gürültüsü, hürriyet musikisinin sadâsını bozmuştur. Meşrutiyet, sadece ismiyle az bir kısım insanlara inhisar ettirilmesi yüzünden, şerefinin asıl koruyucuları ondan ayrılarak çekilmişlerdir.” [Arabî ibarenin meali]

HÂŞİYE: Gitme, dikkat et. Âlîhimmet olanlar o hâdisede sükût ettiler. Garazkâr cerideler, hakikî hürriyetin sadâsını susturdular. Meşrutiyet pek az adamların üstüne münhasır kaldı. Fedakârları da dağıldılar.

Eski Said Dönemi Eserleri, Münazarat, s. 190

LÛ­GAT­ÇE:

cevher-i hayat: hayat cevheri, can.

ibkà: bâkileştirme, devam ettirme.

i’lâ: yükseltme, yüceltme.

ilkà: koyma, bırakma.

mahdut: sınırlı, sınırlandırılmış.

mahsur: sınırlanmış, etrafı çevrilmiş.

nam-ı mukaddes-i Şeriat: Şeriatın mukaddes ismi.

perde-i hicap ve hayâ: utanma ve arlanma perdesi, duygusu.

seyyiat-i sabıka: geçmiş fenalıklar.

tegafül etmek: görmezlikten ve bilmezlikten gelmek.

tevessü etmek: genişlemek, yayılmak.

tûtî: papağan.

Okunma Sayısı: 1056
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    4.8.2022 09:24:28

    “İşte bu nokta yüzünden, himmet oturmuş, ayağa kalkamamıştır. Şüphesiz, art niyetlerin gürültüsü, hürriyet musikisinin sadâsını bozmuştur. Meşrutiyet, sadece ismiyle az bir kısım insanlara inhisar ettirilmesi yüzünden, şerefinin asıl koruyucuları ondan ayrılarak çekilmişlerdir.” Fikir hürriyetinin olduğu yerde riyakarlığa gerek kalmıyor. İstibdat kişileri fikren köleleştiriyor, kabiliyetleri yok ediyor ve riyakarlığa sevk ediyor. Üstad bazı şer gibi görünen hadiselerin nasıl hayırlı neticelere vesile olacağını mezkûr pasajda özetliyor...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı