"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mana-yı meşrutiyete ibtilâ ve muhabbetimin sebebi

Risale-i Nur'dan
25 Temmuz 2026, Cumartesi
Tenbih

Medeniyetten istifam, sizi düşündürecek. Evet, böyle istibdat ve sefahete ve zilletle memzuç medeniyete, bedeviyeti tercih ediyorum. Bu medeniyet, eşhası fakir ve sefih ve ahlâksız eder. Fakat hakikî medeniyet, nev-i insanın terakkî ve tekemmülüne ve mahiyet-i nev’iyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.

Hem de mana-yı meşrutiyete ibtilâ ve muhabbetimin sebebi şudur ki: Asya’nın ve âlem-i İslâmın istikbalde terakkîsinin birinci kapısı meşrutiyet-i meşrua ve Şeriat dairesindeki hürriyettir. Ve tâli ve taht ve baht-ı İslâmın anahtarı da meşrutiyetteki şûrâdır. Zira şimdiye kadar üç yüz yetmiş milyon İslâm ecânibin istibdad-ı manevîsi altında eziliyordu. Şimdi hâkimiyet-i İslâmiye, âlemde, bahusus bundan sonra Asya’da hükümferma olduğu halde her bir ferd-i Müslüman hâkimiyetin bir cüz-ü hakikîsine mâlik olur. Ve hürriyet üç yüz yetmiş milyon İslâmı esaretten halâs etmeye bir çare-i yegânedir. Farz-ı muhâl olarak; burada yirmi milyon nüfus, tesis-i hürriyette çok zarardide olsalar da feda olsunlar. Yirmiyi verir, üç yüzü alırız.

Yazık! Eyvahlar olsun! Bizdeki unsurlar, ırklar, hava gibi muhtelittir. Su gibi memzuç olmamışlar. İnşaallah, elektrik-i hakaik-ı İslâmiyetle imtizâc ederek, ziya-i maarif-i İslâmiye hararetiyle kuvvet tevlid ederek bir mizac-ı mutedile-i adalet vücuda gelecektir.

Yaşasın meşrutiyet-i meşrua! Sağ olsun hakikat-ı Şeriat terbiyesinden tam ders alan neyyir-i hürriyet!

İstibdadın Garibüzzamanı,

Meşrutiyetin Bediüzzamanı,

Şimdikinin de Bid’atüzzamanı

Said Nursî

B. S. Nursî Tarihçe-i Hayatı, s. 87

LUGATÇE:

baht-ı İslâm: Müslümanların talihi.

bedeviyet: göçebelik, ilkellik.

bid’atüzzaman: zamanın yeni çıkmış harikulâdesi.

ecânib: yabancılar.

eşhas: şahıslar.

halâs etmek: kurtarmak.

ibtilâ: mübtelâ olmak, bırakamayacak derecede bağlanmak.

imtizâc: uyuşma, kaynaşma, birbirine karışma.

istibdat: kanuna ve nizâma tâbî olmayan, keyfî, baskıcı yönetim; zulüm ve tahakküm.

memzuç: karışık, karışmış, meczolmuş; kaynaşmış, birbiri içine girmiş.

meşrutiyet: hükümdarın yetkilerinin anayasa ve millet 

meclisi tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi.

meşrutiyet-i meşrua: dine uygun meşrutiyet; Şeriata uygun anayasal yönetim.

mizac-ı mutedile-i adalet: adaletin dengeli mizacı.

muhtelit: karışık, farklı nitelikteki unsurların bir arada bulunması, karma halde olması.

neyyir-i hürriyet: hürriyet ışığı, aydınlığı.

sefahet: dinen yasak olan zevk ve eğlencelere düşkünlük.

tâli: talih, baht.

tekemmül: olgunlaşma, kemâle doğru gitme.

tenbih: ikaz, uyarı.

terakkî: ilerleme, gelişme.

ziya-i maarif-i İslâmiye: İslâmî bilgi ve eğitimin ışığı.

Okunma Sayısı: 260
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı