Müslüman öncelikle kendisini bağlayan şer’i kurallara uymalı, Allah’ın çizdiği sınırları aşmamalı, Müslüman gibi hareket etmeli, konuşmalı ve yazmalıdır. Siyasî düşüncesi, cemaat ve tarikat bağlılığı haramlara götürmemelidir; İslâm’ın oluşturduğu birliği bozmamalıdır.
Müslüman olarak iman esaslarında biriz, beraberiz. Hepimiz aynı Allah’a inanmışız, aynı Peygambere bağlanmışız, aynı kıbleye yönelmişiz, aynı kitabı okuyoruz. Her gün beş defa Allah’a yöneliyoruz. Bunlar birlikteliklerimiz, beraber yaşadıklarımız ve Allah’ın razı olacağı esaslardır.
Farzların ve haramların dışında kalan meselelerde farklılıklar oluşmuştur; mezhepler doğmuştur. Her birimiz bulunduğumuz bölgedeki hâkim olan mezhebe göre amel ediyoruz, ama diğer mezhepleri dışlamıyoruz.
Asırlardır var olan ve önemli hizmet yapan tarikatlar da böyledir. Bir kısım Müslümanlarda çevresindekilerin etkisiyle bir mürşide bağlanarak daha iyi İslâm’ı yaşamaya ve kendine çekidüzen vermeye çalışmıştır.
Günümüzde de cemaatler oluşmuştur. Zor zamanlarda Kur’ân’a hizmet eden âlimlere bağlanılmış, onların yaptığı hizmet tarzı benimsenmiş ve kabul edilmiştir. İman ve İslâm esaslarında bir ve beraber olmakla beraber mezhep, siyaset, tarikat ve cemaat farklılıkları olmuştur; olması da normaldir.
Normal olmayan nedir? Siyasette, mezhepte, tarikatta kendisinden farklı olan kardeşine hücum edilmesidir. İman esaslarında birliğe rağmen fitne çıkarılmasıdır.
İşte bir örneği: Yapılmaması gereken bir haramı birkaç kez tekrar ederek yapmış yazının sahibi.
20 Temmuz 2026 tarihinde Haber7.com’dan bir kişi, Yeni Asya Gazetesi’nin hazırladığı 15 Temmuz ihtilali ile ilgili yazı serisi sebebiyle manşetten iftira atmış.
Manşetinde “FETÖ’nün Türkiye’de yayın yapan borazanı” demiş. Haber metninin içinde ise “Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türkiye’deki klikleri tekrar harekete geçti.”, “...suçlanan cuntacıları savunmanın ‘bir vazife’ olduğunu belirtiyor.” şeklinde yazarak iftiralara devam etmiş.
İftira ise haramdır. Haram üstüne haram işlenmiş.
Yeni Asya ve F.G. topluluğu iki ayrı cemaattir ve asla birliktelikleri olmamıştır; asla beraber çalışmamışlardır.
Ama AK Parti mensupları ise onlarla yıllarca beraber çalışmışlardır. AK Parti belediyeleri bütün imkanlarını seferber etmişlerdir. Sonra aralarında kavga çıkmıştır. Bu kavga 17-25 Aralık’ta patlak vermiş, 15 Temmuz’da ise darbe teşebbüsü olmuştur.
Yeni Asya’da 15 Temmuz ve sonrasında olanları değerlendiren bir yazı yayınlandı.
Bu yazıda Allah’ın Nisa Suresi 135. ayetindeki emrinin gereği; faillerinin kim olduğuna, zengin veya fakir ya da kendilerine yakın oluşlarına bakmadan Allah için değerlendirmeye çalışmıştır.
Devletin aleyhlerine geçip bütün mallarına kayyım atadığı, taraftarlarına her türlü baskı yaptığı, binlercesini içeri attığı bir zamanda onların borazanı olacak, cuntacıları savunacak kadar aklını peynir ekmekle yemedi.
Herkesin hizmetine koştuğu, stadları doldurup coştuğu ve okullarına kayıt için torpiller aradığı, yan yana resimler çektirip medyada göründüğü, itibarlarından itibar elde etmek için koştuğu bir zamanda bile uzak durup, herkesin hücum ettiği bir zamanda onların borazanı olacak öyle mi?
Bu ithamlara hücum edenler de inanmıyor. Ama hakperestliğinden, iyiliği emretmesinden, kötülüklere engel olmaya çalışmasından, haksızlıkları ve yanlışları dile getirmesinden, eleştirip rahatlarını kaçırmasından rahatsız oluyorlar.
Allah’tan korkun!
Yeni Asya’da 15 Temmuz ihtilal teşebbüsü ve sonrasında yapılanlar için tarihî bir yazı yazıldı. İleride hür bir ortamda değerlendirme yapıldığında “Gerçeği söyleyen, hakkı haykıran Yeni Asya vardı” denilecektir ve bu yazıyı da belge olarak gösterecektir.