"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşrutiyet; hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir

Risale-i Nur'dan
23 Temmuz 2026, Perşembe
“İki Mekteb-i Musibet Şehadetnâmesi yahut Divan-ı Harb-i Örfî ve Said Nursî” adlı eserden parçalar:

Mukaddeme: Vakta ki hürriyet divanelikle yâd olunurdu; zayıf istibdat tımarhaneyi bana mektep eyledi. Vakta ki itidal, istikamet irtica ile iltibas olundu; Meşrutiyette şiddetli istibdat hapishaneyi mektep eyledi.

[...]

Şimdi gelelim on bir buçuk cinayetlerimin tâdadına:

Birinci Cinayet: Geçen sene bidayet-i Hürriyet’te elli-altmış telgraf umum şark aşiretlerine Sadaret vasıtasıyla çektim. Meali şu idi:

“Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarardideyiz.”

Her yerden bu telgrafın cevabı, müsbet ve güzel olarak geldi. Demek Vilâyat-ı Şarkiyeyi tembih ettim, gafil bırakmadım; tâ yeni bir istibdat onların gafletinden istifade etmesin. Neme lâzım demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim.

İkinci Cinayet: Ayasofya’da, Bayezid’de, Fatih’te, Süleymaniye’de umum ulema ve talebeye hitaben müteaddid nutuklar ile Şeriatın ve müsemma-i meşrutiyetin münasebet-i hakikiyesini izah ve teşrih ettim. Ve mütehakkimâne istibdadın Şeriatla bir münasebeti olmadığını beyan ettim. Şöyle ki:

“Seyyidü’l-kavmi hàvmi hàdimühüm” [Milletin efendisi, onlara hizmet edendir.] hadisinin sırrıyla, Şeriat âleme gelmiş; tâ istibdadı ve zalimâne tahakkümü mahvetsin.

Herhangi bir nutuk îrâd ettimse, her bir kelimesine kimsenin bir itirazı varsa, bürhan ile ispata hazırım. Ve dedim ki: Asıl Şeriatın meslek-i hakikîsi, hakikat-i meşrutiyet-i meşruadır.

Demek, meşrutiyeti delâil-i şer’iye ile kabul ettim. Başka medeniyetçiler gibi taklidî ve hilâf-ı Şeriat telâkki etmedim. Ve Şeriatı rüşvet vermedim. Ve ulema ve Şeriatı Avrupa’nın zünun-u fâsidesinden iktidarıma göre kurtarmaya çalıştığımdan cinayet ettim ki, bu tarz muamelenizi gördüm.

B. S. Nursî Tarihçe-i Hayatı, s. 71-74

LUGATÇE:

bidayet-i Hürriyet: Hürriyet’in başlangıcı; II. Meşrutiyet’in ilân edildiği ilk zamanlar (Temmuz-1908).

hakikat-i meşrutiyet-i meşrua: Şeriata uygun meşrûtiyet hakikati.

hüsn-ü telâkki: güzel anlayış, güzel telâkki etme, iyi ve güzel karşılama.

istibdat: keyfî, baskıcı yönetim; zulüm ve tahakküm.

kanun-u esasî: anayasa.

Meşrutiyet: hükümdarın yetkilerinin anayasa ve millet meclisi tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi.

meşveret-i şer’iye: dine uygun olarak yapılan meşveret, istişare, şûrâ.

müsemma-i meşrutiyet: meşrutiyetin isim olduğu hakikat, mana.

Sadaret: Başbakanlık.

teşrih: inceden inceye tetkik edip açıklama, açma.

zarardide: zarara uğramış, zarar görmüş.

zünun-u fâside: bozuk zanlar, şüpheler.

Okunma Sayısı: 260
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı