"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nakkaş-ı Ezelî gözümüzün önünde ahsen-i suret üzere yazar

Risale-i Nur'dan
21 Haziran 2026, Pazar
Bak; Nakkaş-ı Ezelî, gözümüzün önünde, kışın beyaz sahifesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i arzın sahifesinde üç yüz binden ziyade envâı, kudret ve kader kalemiyle ahsen-i suret üzere yazar; birbiri içinde birbirine karışmaz. Beraber yazar; birbirine mâni olmaz. Teşkilce, suretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz; yanlış yazmaz. Evet, en büyük bir ağacın ruh programını bir nokta gibi en küçük bir çekirdekte dercedip, muhafaza eden Zat-ı Hakîm-i Hafîz, vefat edenlerin ruhlarını nasıl muhafaza eder, denilir mi? Ve küre-i arzı bir sapan taşı gibi çeviren Zat-ı Kadîr, ahirete giden misafirlerinin yolunda, nasıl bu arzı kaldıracak veya dağıtacak, denilir mi?

Hem hiçten, yeniden bütün zîhayatın ordularını bütün cesetlerinin taburlarında kemâl-i intizamla zerratı emr-i kün feyekûn ile kaydedip yerleştiren, ordular icad eden Zat-ı Zülcelâl, tabur misal cesedin nizamı altına girmekle, birbiriyle tanışan zerrat-ı esasiye ve ecza-i asliyesini bir sayha ile nasıl toplayabilir, denilir mi?

Hem bu bahar haşrine benzeyen, dünyanın her devrinde, her asrında, hatta gece-gündüzün tebdilinde, hatta cevv-i havada bulutların icad ve ifnâsında haşre numune ve misal ve emare olacak ne kadar nakışlar yaptığını gözünle görüyorsun. Hatta eğer hayalen bin sene evvel kendini farz etsen, sonra zamanın iki cenahı olan mazi ile müstakbeli birbirine karşılaştırsan, asırlar, günler adedince misal-i haşir ve kıyametin numunelerini göreceksin. Sonra, bu kadar numune ve misalleri müşahede ettiğin hâlde, haşr-i cismanîyi akıldan uzak görüp istib’âd  etmekle inkâr etsen, ne kadar divanelik olduğunu sen de anlarsın. Bak; ferman-ı a’zam, bahsettiğimiz hakikate dair ne diyor: ["Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakkıyla kadirdir." (Rum Suresi: 50)] Elhâsıl: Haşre mâni hiçbir şey yoktur; muktazi ise, her şeydir.

Sözler, Onuncu Söz, 

Dokuzuncu Hakikat, s. 102

LUGATÇE:

ahsen-i suret: şeklin en güzeli; en güzel şekilde.

ecza-i asliye: vücutta temel teşkil eden organlar.

emr-i kün feyekûn: “Ol” emri. [“Allah bir şeyi dilediği zaman, onun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir” (Yasin Suresi 82. ayete atfen)]

envâ’: türler, çeşitler.

ifnâ: sona erdirme, sonlandırma.

istib’ad: akıldan uzak görme.

küre-i arz: dünya, yerküre.

muktazi: gerektiren, icab ettiren.

Nakkaş-ı Ezelî: başlangıcı ve sonu olmayıp zamanla sınırlı olmayan ve bütün varlıkları bir nakış halinde yaratan Allah.

rûy-i arz: yeryüzü.

Zat-ı Hakîm-i Hafîz: her şeyin aslını koruyan ve her şeyi hikmetli ve faydalı yapan zat, Allah.

zîhayat: hayat sahibi, canlı.

 

 

 

 

Okunma Sayısı: 254
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı