"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Takva, tahribata karşı en büyük esastır

Risale-i Nur'dan
06 Ekim 2026, Salı
[Bu mektup gayet ehemmiyetlidir.]

Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Bugünlerde, Kur’ân-ı Hakîm’in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i salih esaslarını düşündüm.

Takva menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.

Her zaman def’-i şer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber bu tahribat ve sefahet ve câzibedar hevesat zamanında, bu takva olan def’-i mefâsid ve terk-i kebâir üssü’l-esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş.

Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için takva, bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebîreleri işlemeyen kurtulur. Böyle kebâir-i azîme içinde, amel-i salihin ihlâsla muvaffakıyeti pek azdır. Hem az bir amel-i salih, bu ağır şerâit içinde çok hükmündedir. Hem takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü bir haramın terki vacibdir; bir vacibi işlemek çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takva, böyle zamanlarda binler günahın tehâcümünde bir tek içtinâb, az bir amelle, yüzer günah terkinde yüzer vacib işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takva namıyla ve günahtan kaçınmak kasdıyla, menfî ibadetten gelen ehemmiyetli a’mâl-i salihadır.

Risale-i Nur Şakirdleri, bu zamanda, en mühim vazifeleri tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimaiyede, yüzer günah insana karşı geliyor; elbette takva ile ve niyet-i içtinâb ile yüzer amel-i salih işlenmiş hükmündedir.

(Devamı var)

Kastamonu Lahikası, 97. mektup, s. 154

LUGATÇE:

celb-i nef’: iyiliği celbetmek, faydalı olanı kendine çekmek.

def’-i mefâsid: kötülükleri, fenâlıkları def etmek; fitne ve fesatları uzaklaştırmak.

def’-i şer: şerri def etmek, kötülüğü uzaklaştırmak.

hayrat: Allah rızası için yapılan hayırlar, iyilikler.

içtinab etmek: çekinmek, sakınmak, uzak durmak.

kebâir-i azîme: büyük günahlar.

kebîre: büyük günah.

kesbetmek: kazanmak.

menhiyat: dinen yasak olan şeyler.

râcih: üstün, tercih edilen.

rüçhaniyet: üstünlük.

sefahet: dinen yasak olan zevk ve eğlencelere düşkünlük.

şerâit: şartlar.

terk-i kebâir: büyük günahları terk etmek.

üssü’l-esas: temel esas.

Okunma Sayısı: 140
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı