"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hepiniz oradasınız!

Faruk ÇAKIR
06 Ekim 2026, Salı
Türkiye yeniden “Siyasette bir gün uzundur” dönemini yaşamaya başladı. Patlak veren fon krizi iktidarın tahmin etmediği şekilde gelişti ve artık iktidar mensupları bile bu ‘krizi’ savunamaz hale geldi.

Gerçi her hadisede kabahati başkasına atmakta çok mahirdirler, ama bu defa ‘minareye kılıf bulmakta’ zorlanıyorlar.

Patlak veren kriz çok yönlü bir mesele. Hem rakamlar büyük hem de göz göre göre gelen bir usulsüzlükten bahis var. Hadisenin hem hukuki hem de siyasi yönü olduğu için uzmanlar dahi yorum yapmakta zorlanıyor ve ihtiyatlı kavranıyorlar.

Elbette böyle dönemlerle doğru ile yanlış iç içe girebilir. Hele dile getirilen bazı iddialar var ki insanlar bunlara inanmakta zorluk çekiyorlar. 

Şimdiye kadar eşi ve benzeri duyulmayan bir iddia var ki, usulsüzlüğün zirvesi sayılmaya aday olsa gerek. İddiaya göre bir eski bakan bakanlığı döneminde “60’a yakın özel kalem müdürü değiştirmiş.” Yine iddiayı dile getiren gazeteciye göre bunun gerekçesi de “geçimsizlik” olarak anlatılmış. Dikkat etmek lazım ki bu iddiayı bir muhalefet milletvekili ya da iktidarı eleştiren biri değil, iktidara çok yakın olmakla tanınan bir gazeteci dile getirmiş. İddia bu bakımdan da ayrıca dikkat çekici.

Sanal âlemdeki tartışmalara bakılırsa ilgili eski bakan ortalama olarak 13 günde bir “özel kalem müdürü değişikliği”ne gitmiş. 

Peki, böyle bir durum akla mantıya hakka, hukuka, adalete, liyakate sığar ve uyar mı?

Yine iddiaya göre her 13 günde bir “özel kalem müdürü değişikliği”ne gidilmesinin sebebi, bu kadronun “istisnai memuriyet” kapsamında değerlendirilen bir kadro olmasıymış. Yani bu “iş”e giren birisi resmen “memur” oluyor ve oradan da başka kamu kuruluşlarında çalışma hakkı kazanıyormuş.

Bu iddia dile getirildiği gün ve sonrasında aksi bir açıklama yapılmadı ve yalanlanmadı. İhtimal vermiyoruz, ama böyle bir iş yapılmışsa bunun kabahati sadece buna imza atan “eski bakan” mıdır? Bu işler olurken o bakanlıkta bulunanlar ve iktidar partisine mensup idareciler acaba ne yapıyordu? 

Ve tabii ki bu iddiayı dile getiren kişiye bu bilgi acaba özellikle bu günlerde mi ulaştırıldı. Yoksa “sağır sultan”ların dahi duyduğu iddiayı biz ve kamuoyu ancak şimdi mi duydu?

Bu ve benzeri yanlışlar, haksızlıklar, adaletsizlikler, liyakati dikkate almayan “imza”lar atılırken duyan ve susanlar da bu işlerden dolayı millet nezdinde sorumlu değiller mi?

Tahmin ediyoruz ki ülkemizde yaşayan 80 milyon kişi milletimizin Türkiye’yi idare edenlere seçim sandığı geldiğinde “Hepiniz oradaydınız!” demek vazifesi olmalı...

Okunma Sayısı: 113
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı