"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mobil cihazlar ve giyilebilir teknoloji

Süleyman Alp Özcan
06 Ekim 2026, Salı
Günümüz dünyasında teknolojik gelişmeler, insan ile araçlar arasındaki mesafeyi radikal bir biçimde kapatmaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda cebimizde taşıdığımız mobil cihazlar; bugün akıllı saatler, bileklikler, yüzükler ve artırılmış gerçeklik donanımları vasıtasıyla doğrudan bedenimize temas eden giyilebilir teknolojilere dönüşmüştür. Sanayi devriminden bu yana makinelerle kurduğumuz fiziki temas, tarihte ilk kez biyolojik ve psikolojik sınırlarımızı bu denli doğrudan kuşatmaktadır.

Uluslararası veri ve pazar araştırma kurumlarının raporları, bu dönüşümün boyutlarını çarpıcı verilerle ortaya koymaktadır. 2026 yılı itibarıyla küresel giyilebilir teknoloji pazar hacmi 100 milyar dolar barajını aşmış ve dünya genelinde aktif kullanılan akıllı giyilebilir cihaz sayısı milyarlarla ifade edilir hale gelmiştir. Dijital kullanım istatistiklerine bakıldığında, küresel ölçekte günlük ortalama ekran süresi 6 saat 50 dakikayı, mobil cihaz odaklı kullanım ise 4 saat 30 dakikayı bulmaktadır. Türkiye’de de internet erişim oranının %90’ın üzerine çıkması ve sosyal medya etkileşim sürelerinin dünya ortalamasının üzerinde seyretmesi, bahse konu dijital kuşatmanın toplumsal katmanlardaki derinliğini teyit eder niteliktedir.

Teknolojik donanımların sunduğu hız ve erişim kolaylığı yadsınamaz bir gerçekliktir. Ancak bu ivme, beraberinde ciddi bir fıtratla alakalı ve psikolojik aşınmayı da getirmektedir. Gün içinde ortalama 90’dan fazla kez telefon ekranını kontrol eden, bileğindeki en ufak bir titreşimle içinde bulunduğu anı ve iletişimi koparan modern insan, sayısal verilerle çevrili bir simülasyonun içinde yaşamaktadır. Bedenimize yerleştirilen sensörler; kaç adım attığımızı, nabız aralığımızı, uyku evrelerimizi veya yaktığımız kaloriyi milimetrik grafiklerle sunmaktadır. Buna karşın, nicelik olarak verilerin bu derece tahakküm kurduğu bir vasatta, insan ruhunun ve zihninin ölçülemez olan nitelik olarak ihtiyaçları göz ardı edilmektedir.

Bu durum, Bediüzzaman Said Nursî’nin eserlerinde vurguladığı “mana-yı harfî” ve “mana-yı ismî” ayrımını yeniden düşünmeyi gerekli kılar. Eşyaya ve teknolojiye “mana-yı harfî” ile yaklaşmak; onları Yaratıcı’nın insan hayatını kolaylaştırmak üzere ihsan ettiği birer araç, birer vesile olarak görmektir. Buna karşın araçları hayatın gayesi haline getirip onlara bağımlı olmak, insandaki tefekkür kabiliyetini sığlaştırır. Nitekim Risale-i Nur’da insanın kâinattaki konumunun eşyaya esir olmak değil, ilim ve tefekkürle eşyaya hâkim olmak şeklinde tanımlanması, günümüzün algoritma ve bildirim vesayetine karşı önemli bir ikaz mahiyetindedir. Bedenin göstergelerine odaklanırken ruhun ve kalbin derinliklerini ihmal etmek, insanı kendi iç dünyasına yabancılaştırmaktadır.

Psikoloji ve sosyoloji alanında yapılan akademik çalışmalar, günde 4 saatin üzerinde ekrana ve sürekli bildirim akışına maruz kalan bireylerde dikkat dağınıklığı, sathi düşünme ve yalnızlaşma eğilimlerinin belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Kolaylık sağlama vaadiyle yaşam alanlarımıza dâhil olan giyilebilir cihazlar, kesintisiz uyarıcı fırtınası sebebiyle derinlemesine okuma, tefekkür etme ve zihni odaklanma kapasitemizi zayıflatmaktadır.

Sonuç itibarıyla mobil sistemler ve giyilebilir teknolojiler, kullanıcının niyetine ve iradesine göre biçimlenen tarafsız araçlardır. Sağlığı muhafaza etmek, zamanı verimli yönetmek ve ilmi birikimi yaygınlaştırmak adına kullanılan donanımlar şüphesiz meşru bir zemine sahiptir. Ancak iradenin bu cihazlara teslim edilmesi, ömrün sayısal verilerin gölgesinde ziyan edilmesine yol açacaktır. Teknolojinin efendisi olmak ile nesnesi olmak arasındaki ince çizgi, irademizi yeniden tesis etmekten ve dijital detoks vakitleri ihdas ederek tefekkür imkânlarımızı muhafaza etmekten geçmektedir.

Okunma Sayısı: 78
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı