İlk iki yazımızda bağımlılığın çoğu zaman bir sonuç olduğunu, çocuklarımızın gönlünün boş bırakılmaması gerektiğini ifade etmeye çalıştık.
Bugün ise çoğu zaman farkında olmadan ihmal ettiğimiz başka bir hakikate dikkat çekmek istiyorum:
İnsan, birlikte yürüdüğü insanlara benzemeye başlar.
Bir çocuğun karakterini sadece aile şekillendirmez. Arkadaş çevresi de onun düşüncesini, konuşmasını, alışkanlıklarını ve hatta geleceğini etkiler. Bazen anne babanın aylarca anlatmaya çalıştığını bir arkadaş birkaç günde değiştirebilir. Aynı şekilde iyi bir arkadaş da yanlış bir yola yönelen bir gencin elinden tutup onu yeniden doğruluğa sevk edebilir.
Resûl-i Ekrem (asm) bu hakikati şu veciz ifadeyle haber verir: “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse sizden biri kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.”¹
Bir başka hadis-i şerifte ise iyi arkadaş, misk taşıyan kimseye; kötü arkadaş ise körük çeken demirciye benzetilir.² İnsan, farkına varmadan içinde bulunduğu ortamın kokusunu üzerine sindirir.
Kur’ân-ı Kerîm de yanlış arkadaşlığın insanı götüreceği acı sonu haber verir: “Yazıklar olsun bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim.”³
Demek ki arkadaş seçimi, sadece bugünün değil; dünya ve ahiret saadetini de ilgilendiren önemli bir meseledir.
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ise bu hakikati şu veciz ifadelerle dile getirir:
“Muhabbetin esbabı olan iyilikler, muhabbet gibi nurdur; sirayet ve in’ikâs etmek şe’nidir. Ve ondandır ki ‘Dostun dostu dosttur’ sözü, durûb-u emsâl sırasına geçmiştir. Hem onun içindir ki ‘Bir göz hatırı için çok gözler sevilir’ sözü umumun lisanında gezer.”⁴
Üstad Hazretleri burada, iyiliğin de tıpkı kötülük gibi insandan insana geçtiğini anlatıyor. Güzel ahlâk, samimiyet, ibadet sevgisi ve güzel hâller, onları yaşayan insanlardan çevresine yansır. Bu sebeple salih insanlarla kurulan dostluk, sadece bugünü değil, bir gencin hayatının yönünü değiştirebilir.
Belki de çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; onlara mal mülk değil, güzel insanların bulunduğu ortamların kapısını açabilmektir.
Çünkü bazen salih bir arkadaş, uzun nasihatlerden daha tesirli olabilir.
İnşallah bir sonraki yazımızda, bağımlılığa karşı en güçlü kalenin neden aile olduğunu ve evde başlayan iman eğitiminin önemini birlikte değerlendireceğiz.
Dipnotlar:
¹ Ebû Dâvûd, Edeb, 16 (4833); Tirmizî, Zühd, 45 (2378).
² Buhârî, Zebâih, 31; Müslim, Birr ve’s-Sıla, 146.
³ Kur’ân-ı Kerîm, Furkân Sûresi, 27-29.
⁴ Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, 2. Baskı, İstanbul, Eylül 2018, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Üçüncü Vecih, s. 376.