"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sormadan söyleme...

Rüstem GARZANLI
06 Ekim 2026, Salı
Bazı sözler vardır söylendiği anda sıradan görünür, fakat yıllar geçtikçe insanın zihninde daha derin bir anlam kazanır. Benim için böyle bir söz, 1968 yılında yaptığım bir tren yolculuğunda söylendi.

O yıllarda İstanbul’dan Kurtalan’a, Kurtalan Ekspresi ile gidiyordum. Sivas civarındaki bir istasyonda yaşlı, sakallı, elinde kalınca bir baston bulunan bir adam kompartımanımıza geldi. Selâm vererek oturdu.

Yaşlı adamın hâli ve görünüşü bana bizim memleketteki köçerleri hatırlattı. Bu sebeple kendisine karşı ayrı bir yakınlık hissettim. Bir müddet sonra onun Yörük olduğunu öğrendim.

Bizim yörede insanlar karşılaştıklarında birbirlerine “Nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun, adın nedir?” gibi sorular sorarlar. Bu, çoğu zaman meraktan ziyade muhabbet kurmanın bir vesilesidir. Ben de aynı alışkanlıkla yaşlı adama bazı sorular sordum.

Muhabbet ilerledikçe bana, yıllardır unutamadığım şu sözü söyledi: “Sormadan söyleme, istemeden verme.”

Aradan geçen bunca yıldan sonra bu sözün ne kadar büyük bir hayat tecrübesi taşıdığını daha iyi anlıyorum.

“Sormadan söyleme” sözü, insana öncelikle konuşma edebini öğretiyor. İnsan her bildiğini, her düşündüğünü, her yaşadığını herkese anlatmak zorunda değildir. Her doğru sözün de her yerde ve her zamanda söylenmesi gerekmez. Bazen susmak, konuşmaktan daha hikmetlidir. Çünkü sözün de bir yeri, zamanı ve muhatabı vardır.

“İstemeden verme” ise daha ince bir nezaketi ifade ediyor. İyilik yapmak, yardım etmek ve ikramda bulunmak elbette güzeldir. Fakat iyiliğin de bir usulü vardır. İstemediği bir şeyi vermek veya ihtiyaç duymadığı bir yardımı zorla yapmak, bazen insanı mahcup edebilir.

Demek ki iyilik bile ölçü ister.

Risale-i Nur’da sıkça vurgulanan iktisat ve ölçü düsturunu insan ilişkilerinde de düşünmek mümkündür. Konuşmada ölçü, davranışta nezaket, muhatabın izzet ve haysiyetine saygı…

1968’den bugüne birçok hatıra zihnimden silindi. Fakat o yaşlı Yörük’ün yüzü, elindeki bastonu ve söylediği o kısa cümle hâlâ hafızamda: “Sormadan söyleme, istemeden verme.” Belki o ihtiyar, bana bir hayat dersi verdiğinin farkında bile değildi. Fakat bazı insanlar hayatımıza kısa bir süreliğine girer, sonra giderler; geride bıraktıkları bir söz ise bizimle ömür boyu yolculuk eder.

Şimdi düşünüyorum da, hayat da uzun bir tren yolculuğu gibi. İstasyondan istasyona ilerlerken birçok insanla karşılaşıyoruz. Kimileri bir süre bizimle seyahat ediyor, kimileri ise bir istasyonda iniyor.

Fakat bazı yolcuların bir sözü, bir nasihati ve bir hatırası bizimle yolculuğa devam ediyor.

Benim 1968’de Kurtalan Ekspresi’nde karşılaştığım o yaşlı Yörük de böyle bir yolcuydu.

Vesselâm...

Okunma Sayısı: 166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı