"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kavl-i Leyyin ile

Rüstem GARZANLI
06 Aralık 2020, Pazar
Kavl-i Leyyin lügât manası yumuşak söz kullanmak; sert ve enaniyetli olmayan davranış demektir.

Kudret sahibi Cenab-ı Allah, (cc) Kur’ân-ı Kerîm’de “Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Zira şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır.” 1 buyurmuş. Çünkü, sert ve enaniyetli sözler muhatabın kalbini kırar ve aralarında kin ve husûmete sebebiyet verir.

Bunun için kavl-i leyyinin tesiri büyüktür. Ulu’l ’azm peygamberlerden olan Hz. Musa’ya (as), Firavunu yumuşak sözlerle imana çağırması emredilmiştir: “Sen ve kardeşin, (Harun) âyetlerimi götürün, Bana imana çağırmakta gevşeklik etmeyin. Firavuna gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar. Dediler ki: ‘Ya Rabbenâ (Ey Rabbimiz), onun bize taşkınlık etmesinden yahut iyice azmasından korkuyoruz.’ ‘Korkmayın’ dedi, ‘Ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm.’” 2

Cenâb-ı Hak, münafıklara da güzel sözle hitap edilmesini emretmiştir: “Allah onların kalplerinde olanı biliyor. Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek güzel söz söyle.” 3

Malûm olduğu üzere Kur’ân’da, hakikatleri ilân ederken hitabette en güzel sözü kullanmak emredilmiş. İnsanların sosyal yaşantısındaki diyaloglarda da yumuşak ve doğru sözlü olmaya önem vermesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

Peygamber Efendimiz (asm) Taif’te taşlandığı zaman, melekler yanına gelir ve “istersen şu iki dağı kavuşturup Taif’i başlarına yıkalım” derler. Rahmet peygamberi Efendimiz (asm), “Allah’ım! Bunlar hakikati göremiyorlar, ama ümit ediyorum ki bunların çocukları bir gün gerçeği görecekler, tevhide ereceklerdir. Senden onların hidâyete ermelerini istiyorum” diye onlara duâ eder. Kâfirlerin hakaret ve zulmüne mukabil, Allah’tan hidayetlerini istemiştir. Hâtemü’l – enbiya makamında olan bir peygamber burada şahsına yapılan hakareti düşünmüyor. İstikbalde küffarın neslinden İslâmiyet’e duhul edebilecek çocuklarını düşünüyor.

Kavl-i Leyyin ile hareket eden Efendimizin (asm) hitabetine bakalım: “Ey Aişe! Allah Refiktir, yumuşak davranmayı sever, sert davranış karşılığında vermediğini yumuşaklık karşılığında verir. Allah bütün işlerde yumuşak davranmayı sever” 4, buyurmuş.

“Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onların kusurlarından geç, onlar için mağfiret dile. İşler hakkında onlara danış, karar verince de artık Allah’a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever” 5

Özellikle vaizler, müftüler ve tebliğ makamında olanlar insanlara hitap ederken hitap tarzlarına önem vermeliler ve kavl-i Leyyin ile güzel sözlerle hitap etmelidirler.

Yüce Âyetlerle tebliğ edilen Kavl-i Leyyin özellikle veraset-i Nebiye vasıl olan asrın müceddidi Bediüzzaman Saîd Nursî Hazretleri'ne vekil ve tebliğ makamını üstlenen şahs-ı manevîyi deruhte eden Risale-i Nur Talebeleri kavl-i Leyyin düsturuna riayet etme mükellefdirler. Bu mükellefiyet içinde küsme, gıybet etme, çekişme olamaz ve olmamalıdır. 

“Risale-i Nur’un mesleği nezihane, nazikane ve kavl-i leyindir.” 7 Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nurlar'da kavl-i Leyyinin önem ve ehemmiyetine binaen defaatle vurgu yapmıştır. 

Darbı mesel olmuş bir rivayet ile yazımı bitirmek istiyorum: Padişah, rüyasında dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü görür. Bu durumdan çok etkilenir. İki tane Rüya tabircilerine rüyasını anlatır. Tabircilerden biri rüyayı yorumlar: “Efendim! Çok uzun yaşayacaksınız. Bütün oğullarınızın ölümünü göreceksiniz” der. Padişah çok kızar. Oğullarının kendisinden önce öleceğini söyleyen rüya tabircisini zindana attırır.

İkinci tabirciye söz verir. O da: “Sultanım! Allah size çok uzun, bereketli bir ömür verecek. Evlâtlarınızın hepsinin mürüvvetini göreceksiniz. Evlâtlarınızın hepsinden uzun yaşayacaksınız” der. Padişah, bu habere çok sevinir. Tabirciye bir kese altın ikram eder.

Hülâsa-ı kelâm: İki tabirci de benzer yorumu yapmışlar, arada ki fark doğru da olsa biri üzücü ve sert bir yorum yapmış. Diğer yorumcu ise Kavl-ı Leyyin (yumuşak) bir üslûp ile padişaha anlatmış. Konuşmanın en güzeli, kavl-i leyyindir. Sözlerimizle muhatabımızı incitmemeliyiz. Vesselâm…

Dipnotlar:

1- İsra Sûresi: 53.

2- Taha Sûresi: 43-46.

3-Nisa: 63

4-Buhari Daavat; Müslim.

5-Âl-i İmran Sûresi: 159

6- Ahmed bin hanbel V, 25.

7-Ada-yı Musa, s.156

Okunma Sayısı: 3519
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı