Bir baba hata yaptı diye çocuğu neden dışlansın? Bir evlat yanlış yaptı diye yaşlı anne-babasının kapısı neden kapansın? Bir insanla yaşanan ihtilaf, neden hiçbir suçu olmayan insanların hayatını da zehir etsin?
İşte tam burada adalet ile tarafgirlik, şefkat ile husumet birbirinden ayrılır.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri hizmet düsturlarından biri olarak ortaya koyduğu şu ölçü, yalnızca bir dönemin şartlarına değil, insanlığın her dönem karşı karşıya kaldığı bir probleme ışık tutuyor:
“Hatalı bir adama müteallik, bîçare ihtiyar vâlide ve pederi ve masum çoluk-çocukları ezmek, perişan etmek, tarafgirane adavet etmek, şefkatin esasına zıddır.”1, Bu sözün merkezinde çok temel bir hakikat var: Suç şahsîdir; masumiyet ise korunması gereken bir emanettir.
Bir insan yanlış yapabilir, hatta ağır bir hata işleyebilir. Elbette yanlışın karşısında durmak, hakkı ve adaleti savunmak gerekir. Fakat onun ihtiyar anne-babasını, çocuklarını veya hiçbir kusuru olmayan yakınlarını aynı hatanın sorumlusu görmek adalet değildir.
Ne yazık ki tarafgirlik, insanın muhakemesini zayıflatabiliyor. Sevmediğimiz bir kişinin hatasını bütün çevresine teşmil ediyor, onunla birlikte masumları da suçlu kabul edebiliyoruz. Böylece bir haksızlığı düzeltmeye çalışırken başka haksızlıklara kapı açıyoruz.
Kur’ân’ın temel adalet prensibi açıktır: “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.”2, Öyleyse bir insanın hatası, ailesine fatura edilemez. Hizmet düsturlarının temelinde de şefkat, adalet, kardeşlik, ihlâs ve müsbet hareket vardır. Bir kardeşimizin hatasını gördüğümüzde onu uyarmak, doğruya yönlendirmek görevimizdir. Fakat bu hatayı bahane ederek masumlara sırt çevirmek, onları dışlamak veya perişan etmek hizmetin ruhuna aykırıdır.
Asıl imtihan da burada başlıyor: Haksız gördüğümüz insana karşı bile adaletli olabilecek miyiz? Çünkü sevdiğimiz insana adalet göstermek kolaydır. Esas adalet, gönlümüzde mesafe bulunan insana karşı da hakkaniyetten ayrılmamaktır. Bugün öfkeye değil ölçüye, tarafgirliğe değil adalete, husumete değil şefkate ihtiyacımız var. Bir insanın hatasına karşı çıkabiliriz; fakat onun masumlarını cezalandıramayız. Çünkü suçlunun hatasını cezalandırmak adalet olabilir; masumun hukukunu çiğnemek ise başka bir zulümdür. Vesselâm...
Dipnotlar:
1-Emirdağ Lahikası say.288 mek.39
2-Fatır suresi 18.Ayet