"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Terörün gölgesinde Silvan: Bir memurun hatıraları-1

Rüstem GARZANLI
08 Kasım 2026, Pazar
Diyarbakır’ın kadim ilçelerinden Silvan, eski adıyla Meyyâfârkîn, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış; ilim, irfan ve kültür merkezi olarak tanınmıştır. Ne var ki 1990’lı yılların sonlarına doğru bu kadim şehir, terör ve şiddetin ağır gölgesi altında büyük acılar yaşadı.

Bir tarafta PKK, diğer tarafta Hizbullah, öte yanda JİTEM etrafında şekillenen çatışmalı ortamda hayat âdeta durma noktasına gelmişti. İnsanlar can güvenliğinden endişe ediyor, esnaf kepenk kapatıyor, aileler yarının ne getireceğini bilemiyordu. Korku ve güvensizlik, günlük hayatın bir parçası hâline gelmişti.

Ben de o günlerde memuriyetim gereği Diyarbakır’ın Çınar ilçesinden Silvan’a tayin olmuştum. Ekim ayının son günleriydi. Günler kısalmış, hava erken kararmaya başlamıştı. Bir gün, mesai bitimine doğru saat 16.00 sıralarında, iri yapılı, pala bıyıklı bir adam sert adımlarla makam odama girdi.

Tavrı beni biraz tedirgin etmişti. Hemen ayağa kalkarak, “Buyurun kardeşim, hoş geldiniz!” dedim ve kendisine yer gösterdim. Hâlini hatırını sordum, nerelerde olduğunu öğrenmeye çalıştım. Samimî yaklaşımım üzerine şaşkınlıkla, “Sen nereden beni tanıyorsun?” diye sordu.

“Bu yörenin insanıyız kardeşim, çoğumuz birbirimizi tanırız. Buyurun, bir arzunuz mu var?” dedim.

Asıl geliş sebebini açıkladı: “Bir müddet önce size bir traktör nohut satmıştık. Niye paramızı vermiyorsunuz?”

Kendisine, “Kardeşim, bu saatte zahmet edip gelmişsin. Kısmet olursa cuma günü gel, nohut bedelinizi vereceğiz.” dedim. Ardından odacıyı çağırıp kendisine çay getirmesini istedim. Çay kalmadığını öğrenince, “Öyleyse misafirimize bir bardak su getir.” dedim.

Bunun üzerine adamın tavrı değişti. Biraz durduktan sonra bana şöyle dedi: “Müdür bey, ben daha yeni cezaevinden çıktım. Aslında tekrar cezaevine gitmek üzere size geldim. Ama sizin bu ilgi ve alakanız beni bağladı.”

O an, insana gösterilen samimiyetin bazen en sert tavırları bile değiştirebildiğini anladım. Bir tebessüm, bir hâl hatır sorma, bir bardak su; bazen uzun nasihatlerden daha etkili olabiliyordu.

Sonraki günlerde Silvan’da pazara gittiğimde bu adamla karşılaşıyordum. Pazarcılara ve manavlara, “Müdür beye güzel meyve sebze verin,” diye tembih ediyor, hatta bazen ürünleri kendi eliyle seçiyordu.

Bu hatıra bana şunu öğretti: İnsan, en zor şartlarda bile kendisine değer verilmesini ister. Terörün ve korkunun toplumu kuşattığı dönemlerde, samimî bir yaklaşım güvenin yeniden kurulmasına vesile olabilir.

Biz de o zor günlerde memuriyet görevimizi sürdürmeye çalıştık. Ancak Silvan’ın yaşadığı acılar, birkaç hatırayla anlatılamayacak kadar derindi.

İlerleyen yazılarımda, Silvan’ın terörden gördüğü zararları, insanların yaşadığı korkuları, hayatını kaybedenleri ve bu kadim ilçede hafızalara kazınan olayları, bizzat şahit olduğum ölçüde anlatmaya devam edeceğim.

Okunma Sayısı: 175
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı