"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Terörsüz Türkiye umudu -1

Rüstem GARZANLI
29 Ekim 2026, Perşembe
Türkiye, yaklaşık kırk yıl boyunca ağır bir terör ve şiddet döneminin acılarını yaşadı.

Bu uzun yıllar boyunca ocaklara ateş düştü, anneler ağladı, gençler toprağa verildi. Binlerce aile evladını, kardeşini, eşini kaybetti. Kayıpların sayısı konusunda farklı rakamlar zikredilse de geride kalan acının büyüklüğü tartışılmaz.

Her iki tarafta da ölenler kendi inanç ve değer dünyaları içerisinde “şehit” olarak nitelendirildi. Fakat sonuçta değişmeyen bir hakikat vardı: Anneler ağlıyor, çocuklar babasız kalıyor, kardeşler kardeşsiz büyüyordu.

Kırk yıl boyunca silahlı mücadeleyle ulaşılmak istenen hedeflerin hiçbiri kalıcı bir huzur ve çözüm getirmedi. Sonunda tarafların yorulduğu, şiddetin topluma ağır bir bedel ödettiği bir noktaya gelindi. Bugün “Terörsüz Türkiye” hedefi etrafında yeni bir dönemin konuşulması, işte bu acı tecrübenin ardından ortaya çıkan önemli bir gelişmedir.

Fakat insanın aklına şu soru geliyor: Acaba bu zeytin dalı kırk yıl önce uzatılamaz mıydı?

Bence uzatılabilirdi. Çünkü meseleye sadece güvenlik penceresinden değil, kardeşlik, adalet, hukuk ve insanlık penceresinden de bakmak gerekiyordu. Birbirinden koparılması mümkün olmayan iki kardeş. Türkler ve Kürtler, asırlardır aynı coğrafyada yaşayan, kaderleri birbirine bağlı iki halktır. Ortak tarihleri, ortak inançları ve ortak medeniyetleri vardır. Allah’ları bir, peygamberleri bir, kitapları bir, kıbleleri birdir. Aynı camilerde saf tuttular, aynı cephelerde omuz omuza mücadele ettiler, aynı vatanın acısını ve sevincini birlikte yaşamışlardır.

Bediüzzaman Hazretlerinin özellikle Eski Said dönemindeki eserleri, bu mesele açısından bugün dahi üzerinde düşünülmesi gereken önemli mesajlar taşımaktadır. Münâzarât’ta Kürtlerin geleceğinin Türklerin hayat ve saadetiyle bağlantılı olduğunu ifade eder. “Biz Kürtler başkalara benzemiyoruz. Yakînen biliyoruz ki, içtimaî hayatımız Türklerin hayat ve saadetinden neş’et eder.”1 der. Bu yaklaşımın temelinde ayrıştırmak değil, birlikte yaşamak ve birbirini tamamlamak vardır.

Yine Bediüzzaman, milliyetçilik duygusunun Müslümanları birbirine düşman edecek bir anlayışa dönüşmesinin büyük bir tehlike olduğunu belirtir. Ona göre İslâm milletleri birbirine en fazla muhtaç oldukları bir zamanda birbirlerine yabancılaşmamalıdır. Toplumsal meselelerde ortaya koyduğu en önemli prensiplerden biri müsbet harekettir. Müsbet hareket; intikam yerine adaleti, kin yerine kardeşliği, yıkmak yerine ıslahı, şiddet yerine hakkı ve hukuku esas almaktır.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı da budur. Geçmişin acılarını inkâr etmeden, fakat geçmişin acıları üzerinden geleceğin düşmanlıklarını üretmeden yeni bir sayfa açmaktır. Şunu da açıkça ifade etmek gerekir: Terörün, şiddetin ve masum insanların hayatına kastetmenin hiçbir meşru tarafı yoktur. Fakat terörü sona erdirmek kadar, terörü besleyen toplumsal meseleleri hukuk, adalet, özgürlük ve kardeşlik zemininde ele almak da önemlidir. Çünkü yalnızca silahların susması yetmez. Kalplerdeki korkuların, öfkelerin ve güvensizliklerin de susması gerekir.

Dipnot:

1- Münazarat, s. 62.

Okunma Sayısı: 140
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı