"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Anlayamadığım bir şey var

Sebahattin YAŞAR
10 Mayıs 2021, Pazartesi
Risale-i Nur eserlerinin en fazla vurgu yaptığı noktalardan biri de, en büyük cihad anlamıyla ‘nefsi terbiye etmek’tir.

Bunu mealen gerek Üstad’ın ‘önce nefsime hitabediyorum’, ‘nefsimle beraber dinle’, ‘nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez’ gibi ifadelerinden ve gerekse, nefsini terbiyenin en güzel mekanizması olan işlerde ‘istişare etmek’ sistemine bağlılıktan anlıyoruz.

Yani senin anlayamadığın bir meseleyi şahs-ı manevideki bir kardeşin anlayabilir. Onun için ‘onların aralarındaki işleri istişare iledir’ hükmü, tam da aklımızın ermediği durumlarda çözüm noktası gibi duruyor.

Benim anlayamadığım şey şurası, meselenin esası yukarıdaki gibi iken ve Üstad’ın hayatında ve talebelerinin hayatında özellikle içtimaî, siyasî noktalarda özel yetiştirdiği Zübeyir Gündüzalp’in uygulamalarında, kaynağı Risale-i Nur ve Üstad olmak kaydıyla her türlü meselenin konuşulabileceği ortada iken, bu kapıyı kapatıp; kendi anladığını üstün tutup, ‘ben senin gibi anlamıyorum’, ‘falanca ile bu işler olmaz’, ‘zaten bu noktada haklıyım’ gibi noktalardan hareket edip, cemaatten, istişareden, şahs-ı maneviden ayrılıp; ‘biz de bizim gibi düşünenlerle bir araya geldik, bir şahs-ı manevî oluşturduk, zaten o arkadaşlarla da (kafadarlarla) istişare ediyoruz.’ diyerek, ‘grubumuzda da risale okuyoruz, tesbihat yapıyoruz, cevşen okuyoruz, bu kardeşlerle sosyal ilişkilerimizi de sürdürüyoruz…’ türü, nerede duracağı belli olmayan çıkışların eserlerdeki maksatla örtüşmediğini düşünüyorum.

‘Biz sizinle de, onlarla da, şunlarla da anlaşamıyoruz, en iyisi biz kendi şahsına münhasır bir gurup olalım’ tarzıyla ‘kendisinden başka kimseye hesap vermeden, bizim herkese mesafemiz eşittir’ sloganıyla yola çıkıp, hizmet iddiasında bulunmak, ‘Nefsimi şahs-ı manevî havuzunda eritemiyorum, birisinin bana şu yaptığın uygun değil demesine katlanamıyorum, kendimce bulduğum hizmet tarzı nefsime daha hoş geliyor ve böyle ilerleyip gidiyoruz’ demekten başka bir şey değil diye anlıyorum.

Meşveretli şahs-ı manevilerde kişinin nefsi bazen kişilerden, bazen kendisinden kaynaklanan zaman zaman ciddî imtihan durumları yaşanır. Belki de belli işlerden alıkonulması, belli işlere sevk edilmesi gerekir, ama bütün bu adımlar nefse zor gelse de, kişinin istediği gibi olmasa da neticede bir istişare mekanizması işliyorsa, hatta işleyişte dönemsel hatalar, kusurlar olsa da bir sonraki süreçte o hatalar, kusurlar giderilebilir. Yeter ki insan nefsine değil, anlaştığı arkadaşların nefsine uygun yorumlarına değil, nefsine ağır gelse de, ciddî eleklerden geçse de o süreci sabırla, sükûnetle, nefsini tezkiye etmeden, savunmadan birlikteliğe devam etsin. Nitekim hayatımızda ‘iyi ki o zaman nefsime dönük adım atmamışın, şahs-ı maneviyi dinlemişim’ dediğimiz nice örnekler vardır.

‘Yani müsbet ihtilâf tamam, ama böyle sürüp giden yolculuklarla tesanüt, ihlâs, birlik ve beraberlik, dayanışma, güçlü şahs-ı maneviler oluşturma nasıl gerçekleşecek? bunu bir türlü anlayamıyorum.

Böyle gidişatta zındıka komiteleri, hadimlerle uğraşan insî ve cinnî şeytanlar, seni ve amaçlarını kendi siyasî emellerine alet etmek isteyen odaklar boş mu duracaklardır?

Rabbim bütün ehl-i iman kardeşlerimizi nefis ve şeytanın desiselerinden, insî ve cinnî şeytanların şerlerinden, şahs-ı maneviye karşı kendi enaniyetine güvenmekten dolayı istikameti şaşırmaktan muhafaza buyursun. Evet, hayat devam ettiği sürece imtihanlar da devam edecektir, ama önemli olan kaybedenlerden mi olduk, kazananlardan mı, asıl dert bu olsa gerektir. Rabbim bizi kaybedenlerden, istikametini şaşıranlardan eylemesin. Amin...

Okunma Sayısı: 2220
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nurefşan Akkaya

    10.5.2021 23:50:38

    Çok yerinde bir yazı olmuş. Allah razı olsun

  • İsmail Atak Cebecili

    10.5.2021 23:29:35

    Cemaate uymanın, Meşverete uymak olduğunu, ferdiyetçiliğin böylece izale ve tedavi olunacağını/olunabileceğini, edebiyatı ile anlatmak, Sebahattin Beye yakışmış.

  • Cenk Çalık

    10.5.2021 22:35:10

    Merkezi zayıflatan her hareket din dülmanlarının işine yarar. Ayrı ayrı şahsı manevi iddiaları nefsin tuzaklarıdır. Hoşa gitmese de, nefse cazip gelmese de sorumluluktan kurtaran ve isabet edildiğinde 2 kat sevap kazandıran meşveret kararlarına sahip çıkmalıyız. İsabet etsek bile sorumluluktan kurtulamadığımız yollara tenezzül etmemeliyiz vesselâm...

  • Mehmet Türeli

    10.5.2021 21:25:45

    Sahabe mesleğini takip eden ve şahs-ı maneviye sadık cemâtimiz kıyamete kadar istikametten ayrılmayacak inşaallah

  • A.Necdet Hocaoğlu

    10.5.2021 17:52:53

    Kıymetli ağabey bu günkü sıkıntılarmızı çok güzel anlatmışınız.Allah razı olsun.

  • Ahmet Dekiş

    10.5.2021 14:29:54

    Allah razı olsun kaleminize sağlık en çok ihtiyaç duyduğumuz konuları güzel izah etmişsiniz. Devamını bekliyoruz.

  • Necati

    10.5.2021 13:15:34

    Biz buz parçası nev'inden nefsimizi ve enaniyetimizi Kenser-i Kur'aniyeden süzülen büyük bir havuzu kazanmak icin eritmek gerekirken , o havuza atmayıp toprakta yok olup gitmek. Allah korusun ne büyük bir hasrettir. Tebrik ediyoruz Allah razı olsun. Bu günkü gazetemizde bu konuyu Ilimdar Kaya kardeşimizde işlemiş. Güzel bir tevafuk. Bu konu hakkında yazarlarımızdan başka yazılarda bekliyoruz.

  • Nur

    10.5.2021 13:02:55

    Öncelikle yazı önemli bir noktaya dikkat çekiyor, fertcilik anlayışından bir siyrilabilsek, aile,cemaat, ülke ,toplum hepsi tek tek düzelecek.ama sahs-i manevi eneleri dizginleyen bir oluşum olduğundan dolayı kimsenin işine gelmiyor.herkes sözüm ona en isabetli görüşün kendinde olduğunu düşünüyor,bu düşünce de ihlas sırrını bozup Allah'ın yardımını engelliyor.tebrikler...

  • H. Huyut

    10.5.2021 09:38:54

    Tebrik ediyorum. Çok gerekli elzem ve lüzumlu bir yazı. Ah bir ders alabilsek. Nefsimizi yenebilsek. Ne güzel olacak. Son duanıza da içtenlikle Amin. diyorum.

  • metin tezcan

    10.5.2021 09:21:57

    Tebrikler dogru söze ne denir,endişelerin endişemizdir ,Allah razı olsun

  • Ömer

    10.5.2021 06:09:24

    Zübeyir ağabey gibi şahs-ı manevide taş kafalı olmak,enesini,kibrini,hodbinliğini havuzda eritebilmek zor mu!! Yoksa gidenler gibi kaybedenlerden olurlar.Çizgimizde bir kırıklık yok çok şükür. Yeni Asya bu bayrağı kıyamete kadar taşıyacak inşallah.

  • Daniyal ates

    10.5.2021 05:23:39

    Hocam tebrik ediyorum şu zamanda en fazla meşverete ihtiyacımız var gündemi çok güzel yakalamışsınız yazılarınızın devamını bekliyoruz inşallah

  • Ozan Kaya

    10.5.2021 05:19:10

    MaşaAllah, Allah razı olsun.

  • Abdullah Tunç

    10.5.2021 03:07:55

    İstişarenin mesleğimizde yeri büyüktür. iman hizme tiyle ilgili meselelerde mu hakkah istişare edilmeli dir.Ehliyle yapılmalıdır.İsti şare,istişare ruhuna uygun olnalıdır.Peşin fikir ve ku lisleden azade olmalıdır. Meşrutiyet-i meşrua,haklı şuralar olmalıdır.Şahs-i.manevi müstakim olma lıdır.Böyle bir heyetin,bir şuranın alacağı karara her kes sahip çıkmalı ve gere ği yapılmalıdır.Aksi düşü nülemez.

  • Oğuz Yiğiter

    10.5.2021 01:02:39

    Tebrikler, dualar...

  • Hasan Muharrem okur

    10.5.2021 00:41:03

    Bahsettiğiniz konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.Cemati sıkıntıların ana maddelerinden biri olduğunu kabul ediyorum.Büyük ağabeylerimiz İnşaallah alemi berzahta yerlerine gittiler.Temennilerinizin bir an evvel gerçekleşmesi duasıyla.Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı