"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Her şeyin helâline yönelin’

Sebahattin YAŞAR
07 Ekim 2020, Çarşamba 11:07
Ali Çetiner: “Gençlere söyleyebileceğim en önemli şey, helâle gözlerini çevirmeleri, kimsenin haramına el uzatmamalarıdır. Helâlin her hali güzeldir. Onunla yetinmek gerekir. Her şeyden önce doğru bir insan olmak gerekiyor. İnsanların duâlarını, rızalarını almak gerekiyor. Allah’ın rızası da insanların rızasından geçiyor. Kimseyi incitmemek bir kural olarak yaşanması gerekiyor.”

Bir Gezinin Anatomisi-3

Yazı-Fotoğraf: Sebahattin Yaşar

Mekânların değişik halleri vardır, kişi orada kendine uyanını bulur

Buradan iki günlüğüne Muğla’ya geçiyoruz. Küçük kayınbiraderin dâveti üzerine büyük kayınbiraderle yollara düşüyoruz. Yaz mevsiminde Muğla genelde tercih ediliyordu. Gezilecek, görülecek mekânlar buralara zaman ayırmayı gerektiriyordu. Bu ziyaretler ve görüşmeler bir kültürel kaynaşmayı da netice veriyordu. Gittiğimiz mekânlarda ihmal etmediğimiz Risale-i Nur dersleri hayatımıza hayat katıyordu. Yine görüştüğümüz akrabalarla imanımızı, ibadetlerimizi konuşuyorduk. Derslerimiz etrafında eşimiz ve çocuklarımızla günlerimizin nasıl geçtiğini, neler yapmamız gerektiğini paylaşıyorduk. Bu vesileyle aldığımız bir takım kararlar, sonraki zamanlarda çocuklarımızın ibadetlerini, okumalarını, yaşamalarını etkiliyordu. Yani bir görüşme sadece bir görüşme olarak kalmıyordu. Evlâtlarımızın birbirleri ile olan bağları neticesinde küçük çocuklara sûreler okutmalar ve bunu sonra da takip etme, yine çocuklara dini, imanı, ibadetleri öğreten kitapları temin etmek ve onların okunmasını bir programa koymak, ailece izlenebilecek eğitici filmler gündeme alınıyor ve çok yönlü paylaşımlar söz konusu oluyordu. Meselâ hemen 8 yaşında Elifsu için Can Kardeş kitaplığından siparişlerimizi verdik. Ve tatile döndüğümüzde kitapların ulaştığına dair fotoğraflar bizimle paylaşılıyordu.

Her görüşme hayata pek çok hatıralar katmaktır

Hatta güzel olan şu ki, sonraki zamanlarda çocukların Risale-i Nur okuma programlarına katılabilmelerinin temelleri atıldı. Hatta çocukların takip edebileceği Can Kardeş dergisi veya gençlere dönük Genç Yorum ve Bizim Aile dergileri gündeme alındı. Her ziyaret bir tohum atmak gibi oluyordu.

Buradan da iki yeğenimin bulunduğu Muğla Milas ilçesine uğruyoruz. Milas’ta büyük yeğenim bizi oldukça orijinal bir mekân olan Ali Abinin yerine götürdü. Bir dayı ile yeğen buluşması doğrusu özeldir. Farklı şehirlerde olmanın verdiği netice ile yeterince olması gereken ilgi ve alâkası olmasa da bir araya gelmenin heyecanı ve duygu yoğunluğu göz ardı edilemezdi.

Kültür bir kimliktir, onu kaybeden kimliğini kaybeder

Ali Abinin yeri ile ilgili birkaç cümle kurmadan geçmemeliyim. Burası adeta Milas’ın bir müzesi gibi duruyor. Dünden bugüne bütün maddî kültür unsurlarının pek çoğu bu mekânda muhafaza edilmiş. Eski halı, kilimlerden, kullanılan ev aşyalarına, eski radyolardan televizyonlara ayrıca belirgin bir unsur olarak özel bir kitaplığa kadar oldukça zengin bir çeşitlilik içinde manevî bir atmosfer oluşturuluyor. Doğrusu her eşyanın kişi üzerinde bir çağrışımı var. Ve belli dönemlerdeki eşyalar belli bir manevî atmosfer oluşturuyor. Zaman ne kadar modernleşse de eskiye olan ilgi ve alâka hiç eksilmiyor.

İnsanoğlu böyle bir özelliğe sahip ki, bir zaman yadırgadığı şeylere bir zaman geliyor ciddî ilgi ve alâka gösteriyor. Ali Abinin yerinde de insan içinde olduğu zamandan kopamadığı gibi geçmişi de bir kenara itemediği duygusunu yaşıyor. Ama burasının özel bir yanı var ki, aşağı kata inildiğinde kitaplarla özel zamanlar geçirmenin tadını insan hissedebiliyor. Yalnızlık duygusu burada ancak kitapla tam değer kazanıyor. Aksi halde yol gösterici kitapları olmayan yalnızlık, insana daha acı veren duygular yaşatıyor.

Kaprislerinizi dışarıda bırakın, ona yerimiz yok diyen bir mekân

Mekânın işletmecisi Ali Çetiner’le olan görüşmemiz oldukça pozitif bir atmosferde geçti. Kendisi ile mini bir röportaj yaptık. Mekân bütün haliyle pozitif duyguların uyanmasına katkı sağlıyordu. Özellikle sadece çağ kahve içmeye dönük, insanların gelip birbirleri ile sohbet edebilecekleri otantik bir mekân olması bu mekanı bir cazibe mekânına dönüştürmüş.

Ali bey, gençlere, ‘Her şeyin helâline yönelin.’ diyor

Ali Beyle sohbetimizde bazı sorularımıza verdiği cevapta, bu mekânın gelecek kuşaklara aktarımının pek mümkün olmadığını ifade ediyor. Ali Çetiner, ‘Yeni neslin, bir kimlik olan kültürü korumak diye bir derdi yok. Şu ortamımızda bir kültür hazinesi var, ama görünen o ki benimle birlikte bu hazine de yok olup gidecek. Ben zor şartlardan gelmiş bir insanım. Hayatın pek çok yokluğunu, sıkıntısını çektim. Zahmet çekmeden rahmet olmuyor. Eve bir karpuz getirmek için bir kamyon karpuz indirmek gerekiyor. Gençlere söyleyebileceğim en önemli şey, helâle gözlerini çevirmeleri, kimsenin haramına el uzatmamalarıdır. Helâlin her hali güzeldir. Onunla yetinmek gerekir. Her şeyden önce doğru bir insan olmak gerekiyor. İnsanların duâlarını, rızalarını almak gerekiyor. Allah’ın rızası da insanların rızasından geçiyor. Kimseyi incitmemek bir kural olarak yaşanması gerekiyor.’ diyor.

Kafeler kitapla daha bir anlamlı

Milas’ta, bir güzel mekândan bir başka güzel mekân olan Kırkhan Kafe bizi ağırlıyor. Küçük yeğenimin işletmecisi olduğu Kırkhan Kafe; ‘kitap - cafe’ vizyonuyla açılmış. İki kattan oluşan kafenin üst bölümünde küçük bir kütüphanesi var. İlçenin işlek mekânında bulunan Kırkhan Kafe, bir buluşma adresi gibi. Seviyeli, ölçülü, renkli ve zevkli haliyle manevî dinamikler ile maddî dinamiklerin adeta bir buluşma adresi hedefini üzerinde taşıyor.

Burada da yeğenimin özel ilgisi, dayı olmanın tadılası duygusunu bana hissettirdi. Yeğenimin kendi el emeği ile ikramları tadılası cinstendi. Tabi kısa zaman içinde, bir kahvenin kırk yıl hatırı kabilinden, bir dayı yeğen hasret gidermesi yapmadık değil. Tatlı duygularla ve güzel haber beklentileriyle ayrıldık yeğenlerden. Tabiî insanın olduğu yerde de bitmeyen bir şey var ki o da imtihan hali. Onun için akrabalara özel ilgi ve alâkalar, dualar, görüşmeler konuşmalar hep devam edip gitmeli. Bu hal herkes için geçerli bir durumdur. Herkes kendi çevresinde daha iyi olabilmenin ve olunabilmenin sorumluluğunu taşıyacak. Müfritane irtibatı, akrabalar mabeyninde de yaşamamız gerektiği dersini çıkarıyoruz.

Akrabalıklar güçlendirilmelidir

Yeğenlerle görüşmelerimiz neticesinde anladık ki, abla, ağabey düzeyindeki görüşmelerimizi sıklaştırmamız gerektiği gibi onların evlâtları olan yeğenlerimizle de görüşmelerimizi daha sıkı yapmamız, adeta müfritane irtibat noktasını burada da yaşamamız gerektiği anlaşılıyordu. Bu hem bizim için bir gereklilikti hem de amca, dayı yeğenler buluşması için.

Görüşmediğiniz akraba yabancı, görüştüğünüz ve aranızda hukuklar oluşan yabancı akraba oluyor. Akrabalar arasında yabancılaşma tehlikeli boyutlarda. Özellikle dayı teyze, amca hala mesabesinde bulunan akrabalarla dinimizin de çerçevesini çizdiği, ‘dayı, teyze anne; amca, hala baba hükmündedir’ ölçüsü, akrabalarla olan iletişim düzeyinin ipuçlarını vermektedir.

Bu sağlanamadığı durumlarda ister istemez onların çocukları da sağlıklı bir akraba iletişim ölçüsü bulamamaktadırlar. Oysa dinimizin sıla-i rahmi farz olarak belirlemesinin pek çok hikmetleri arasında akrabaların birbirlerine yabancılaşmaması da önemli bir etkendir.

Bir de özellikle bencilleşen ve yalnızlaşan dünyada, akrabalar arası gitmekler gelmekler olmadan, akrabalar arasında belli bir hukuk oluşmadan, birbirinin derdine sevincine ortak olmadan kardeşlik muhabbeti nasıl gelişecektir?

Dünyevileşmenin iyice yayıldığı şimdilerde sadece yakın akrabaların ölümleri, düğünleri gibi unsurlar bir araya gelme vesilesi olabilmektedir. Bu pandemi sebebiyle onun da önü kesilince ister istemez insanlar iyice kabuğuna çekilmiş ve gün geçtikçe bu akraba bağları zayıflar olmuştur.

Bir başka etken de teknolojik aletlerle olan görüşmelerdir. Evet, telefonla görüşmekler de bir iletişimdir ve gereklidir. Ama yılda bir iki telefon açmak ve birkaç beylik cümle ile akraba bağı oluşturmak da artık kurtarmıyor. Özellikle amca, dayı, hala, teyze gibi akrabaların bu konuda daha aktif olması güçlü bağlar oluşmasına katkı sağlar. 

İnsanlar arasında, küçüklerin büyükleri araması diye tutturulan anlayış, görüşmeleri tek taraflı aramalara kilitlemekte ve çoğu bağlar böylece zayıflamaktadır. Oysa kim müsait ise o aramalı, bu konuda küçük büyük gibi beklentiye girilmemesi gerekir. Bilinen durum ki, böyle konularda arayan, giden kazanır. Hatta durumu büyüklerin aramasını sormasını, gidip gelinmesini gerektiren genç akrabalara daha çok ilgi göstermek bir duyarlılıktır. Belki bir sıkıntısını böylece paylaşabilecek, çare aranabilecektir.

Büyükleri büyük yapan yaşları değil, büyük davranışlarıdır

‘Aramadan, sormadan, gitmeden, gelmeden nasıl güçlü bağ beklenebilir? Amcalık, dayılık, teyzelik, yeğenlik sadece lafta olan şeyler değildir. Bu ilgi alâka ille de maddî de değildir. İçten, samimî bir duygu paylaşımı çok kıymetlidir. Bunun geliştirilmesi gerekir.

Evet, ölçülü, imkânlar dahilinde, işi yorucu hale getirmeden, karşılıklı rıza esaslı, tatlılıkların içinde olduğu, hediyeleşmelerin gönüllerde iz bıraktığı seviyeli akraba görüşmeleri özellikle zamanımızın gençlerinin ciddî bir ihtiyacıdır. Anne baba ile konuşamadığı bir meselesini genç belki amcası ile, dayısı ile teyzesi veya halası ile görüşebilecek, konuşabilecek ve bir sağlıklı çözüm bulabilecektir. Aile fertleriyle istişare edebilmenin yolunu büyükler gençlere davranışlarıyla öğretmelidirler. 

Danışmadan atılacak adımların ileride pek çok duygu hasarları bırakacağı gençlere öğütlenmelidir. Bu da elbette aradaki sağlıklı iletişimle sağlanacaktır.

Yeğenler konusunu böylece biraz derslerle ele aldıktan ve kendi otokritiğimizi de yaptıktan sonra, Milas’a gelmişken, Milas müzesini de gezmeden ayrılmayalım dedik. 

Çünkü bir şehri dünü ve bugünü ile tanımanın en güzel yolu, o şehrin müzesini gezmektir. Biz de öyle yaptık.

                                —Devam edecek—

Okunma Sayısı: 2213
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı