"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meyveli ağaç… ne yapılır?

Sebahattin YAŞAR
27 Nisan 2020, Pazartesi
Kolay bir soru değil mi?

‘Meyveli ağaç…’ der demez, hemen ‘taş’ hatırınıza geliverir. Yani, bugüne kadar meyveli ağaçları hep ‘taç’lamışlar, pardon ‘taş’lamışlar. Zihin kayıtlarımıza böyle geçmiş. Meyveli iseniz, ‘taş’lanmayı kabulleneceksiniz. Bu tarih boyunca da böyle olmuş. Sahi insanlığın önderi Hazret-i Peygamber de (asm), iki dünya hayatını kurtarmaya gittiği insanlar tarafından ‘taş’lanmamış mıydı? İnsanlık peygamberleri bile ‘taş’lamış.

Bir buluş yapacaksınız, farklı bir mecra açacaksınız, herkesin gittiği yoldan gitmeyeceksiniz ve sizi toplum ‘taç’landıracak, var mı böyle bir şey? Hele bir de toplumun genel alışkanlığının dışında bir şeyler yapmışsanız, vay halinize. Durumu da, ‘Meyveli ağaç taşlanır.’ diyerek de yumuşatmışlar.

Sokağa çıkma kısıtlı günlerimizden birindeydik. Evimizin hemen yanındaki parkta, çocuklar evde ziyadesiyle sıkılmış olacak ki, çıkmış oynuyorlar. Tabiî parka da zamanında bir iki tane meyveli ağaç dikmişler. Ehh, olacaklar belli artık. Dört beş yabani erik hatırına o zavallı ağacın başına gelmeyen kalmamış. Gerçi parka da meyveli ağaç dikilir mi canım? O da ayrı bir konu. Yasaklı çocuklar, ağaca yapacaklarını yaptılar zaten. O esnada ara ki bir görevli bulasın.

Başka memleketler, ‘meyveli ağaçları ‘taç’larken, biz de bu durum ‘taş’lanır anlaşılmış galiba. Onun için ülkesine hizmet eden seçilmiş başbakanları bile meyveli diye asmışız zamanında. Parktaki o zavallı meyveli ağaç, göz göre göre dört beş yaramaz çocuğun hücumuna uğradı güpegündüz ve o güzelim dallarından pek çoğu kırıldı. Böyle bir zihniyet elbette meseleyi sadece meyveli ağaçlarda bırakmaz. Farklı düşünen, yeni bir şeyler keşfeden, başkasında olmayan bir takım farklı şeylere sahip olan herkesin elbette başına ‘taç’lar koyacaklar değil ya, başına ‘taş’lar koyarlar. Meyveli isen kaderin bu.

Said Nursî’yi, şimdi daha iyi anlıyorum; gençliğin imanını kurtarmak yolunda dünyasını da feda etmiş ahiretini de. Sonra ne mi olmuş? Başına ‘taç’ koyacaklar değil ya? Parkın yaramazları gibi, ‘Meyveli ağacı taşlamışlar.’

Sadece Said Nursî’yi mi? Yok yok, meyveli kim varsa? Meyvesini almak için, bedenini ortadan kaldırmak ne garip bir durum değil mi?

Ne mutlu ki, o ‘taş’lananların eserleri şimdi gençliği imanla ‘taç’landırıyor.

Okunma Sayısı: 1234
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    27.4.2020 21:12:20

    2) Evet ağaç meyve veriyorsa eğer;ona daha çok sahip çıkmak,daha çok suyunu vermek,ona daha iyi bakmak yerine,onu taşlıyor zarar veriyoruz.Onlara taş atmak yerine,onları baş üstünde tutmalı,başımıza taç yapmalı değil miyiz?Biz o büyük zatların meyveleriyle,imânımızı kurtaracağız İnşaallah.Ve onlara atılan taşlar,kaya olup atanların başlarında patlamaz mı?kaçış var mı?asla yok.Evet dünyada 'taş'lanan o mübarek ve büyük zatlar,ahirette cennet tacı takacak ve taş atanlar,taşlarla beraber cehenemme fırlatılacak.Biz böyle inanıyoruz.Şükür Rabbimize ki;taşlanan cennet ehlini,bize necat vesilesi yapmış ve imânımızı kurtarma yolunda,onları bizlere rehber eylemiş.Rabbim hepimize;imânla ve İslâmiyet tacıyla kabre girmeyi nasip eylesin,Amin!...

  • Abdulkadir

    27.4.2020 21:12:11

    1) Ne insanlar gelip geçti şu diyardan.Birçoğunun kıymeti de,ne yazıkki bilinemedi veyahut bilinmedi.Efendimiz(asm) başta olmak üzere;diğer peygamberler,sahabeler,Üstadımız,Evliyalar ve diğer büyük zatlar.Evet,çoğu;yaptıklarıyla birçok insanın gönlünde taht kurmuştu.Onları anlatmaya ömür yetmez.Ama gelin görün ki;zalim ve şeytan ruhlu kötüler tarafından,her daim 'taş'landılar.Oysa ki durum yahut vaziyet,tam tersi yönde olmalıydı.Üstadımızdan örnek verecek olursak;dünyaya ilan ettiği Nur hakikatleriyle,hepimizin gönlünü fethetti.Ama öte taraftan,sürgünlere,hapislere,zehirlenmelere maruz kaldı yani 'taç'lanacağı yerde,yazıkki 'taş'landı.İman kurtarma dışında başka bir gayesi olmayan büyük bir zat,zalim güruh tarafından,eziyet üstüne eziyet gördü ve Nur meyvelerini dünyaya hediye ederken;baş tacı edilmeli iken,zalimce 'taş'landı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı