"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP Kemalist mi? - AKP’nin anlaşılamaması-4

Şükrü BULUT
17 Aralık 2025, Çarşamba
İnsanları, ideolojileri ve siyasî hareketleri sınıflandırırken veya kategorize ederken hissiyattan uzak durmak gerekiyor.

Halk arasında etiketleme olarak da bilinen kimliklendirme meselesi ilmî temeller ve ispatlara dayandırılmazsa, seslendirenlere zarar verir. Cehalet, tarafgirlik ve menfi duyguların toplumumuzu sosyal cihetiyle parçaladığı zamanımızda, mevzunun şartlarımızı aştığını belirtelim.

AKP’nin Kemalistliğinin maslahatçılık formatında olduğunu bilmemiz gerekiyor. Avrupa’da; Marksist ve Materyalist felsefeyi düşüncelerinde bütünlükle benimseyerek kullanmış  feylesofları tanıyorsunuz. Sigmund Freud, Karl Popper, Frankfurt Okulunun temsilcileri, Gustav Jung ve Darwin gibi meşhurların eserlerinde ve zahirî hayatlarında Marks’ın felsefesinin unsurlarını tedai edecek bir şey bulamazsınız. Kendileri gibi şakirtleri, Marks’tan uzak dururlar. Popper’ın açık-toplumcu cemaatine, üstadlarının Marksistliğine dair ihsasta bulunmanız, hakaret kabul edilir. 

Hakikati araştıran ilim, bu tür iğfallere müsaade etmiyor. Viyana sokaklarında Komünist bir genç olarak yaşamış Popper’ı saklayacak tarih bulamayız. Bu telâkkimiz, Marksizm’le akrabalığını gizleyen diğer felsefî görüşlerin mensupları için de geçerlidir. Semavî dinlere karşı, geleneksel Hıristiyanlık değerleriyle çatışmalı, hürriyet perdesinde fıtrî ahlâkın kurallarını reddetmiş ve yaratıcıya inanmak ile inanmamayı bir gören bu Marksizm mezhebinin salikleri açıkça Karl Marks ve felsefesinden bahsetmezseler de, esasta Marksist/materyalisttirler…

Türkiye’mizdeki Kemalistlere gelince… Muhafazakâr veya dindar Kemalist olur mu? 

Milliyetçi veya demokrat Kemalist olur mu? 

Önce; farklı düşüncelerin Kemalizm’den anladıklarının açığa kavuşturulması gerekiyor. Özünde; semavî dinlerle istihza, Müslümanlığı kabul etmeyen, İslâm ahlâk ve geleneğini benimsemeyen, İslâm şeairlerini yasaklama taraftarı, İslâmın ortak dili Arap alfabesinden nefret eden, Peygamberi yalnızca akıllı bir insan kabul eden Kemalizm’i, kendi istibdatlarında her görüş farklı yorumladıklarından; dindar, milliyetçi, vatanperver, ahlâkçı, mukaddesatçı, sosyaldevletçi, ittihad-ı islâmcı ve hatta şeriatçı birisi, Kemalist kimliğiyle görünebilir.  Anayasanın girişinden itibaren resmî kanallarla halkımızın ücra damarlarına kadar nüfuz etmiş Kemalizm’e, açıkça itirazın kolay olmadığını biliyoruz. Çalışmalarını popülizm kulvarında yapacak hareketlerin Kemalist görünmeleri, oradaki üslupları kullanmaları ve devletin resmi ideolojisiyle görünmeleri efkârıammede kabul görmüştür. 

Kaldı ki AKP, Atatürkçülüğü ihya eden 12 Eylül’ün meyvesidir. İcranın bekçisi olarak “ilke ve inkılapları” yaşatmakla vazifeli… Kemalizm’i; demokrasilerden, dinin hayata yansımalarından, tarihten, gelenekten, san’at yolu ile oluşacak irticadan, fıtrat ve ahlâktan gelecek gericilik yaklaşımlarından korumakla vazifeli. Marksizm’le ikizce yaşayan bu ideolojiye sadık kalmak zorundadırlar. M. Kemal’i yaşatma cihetiyle üstlendikleri misyon bunu gerektiriyor. Kalplerde olanı Allah bilir.

Küreselcilerin Türkiye ve Asya temsilcileri olarak ihtilâlciler; ılımlı, hürriyetçi, çokkültürlü ve liberal ekonomici bilindikleri gibi, maslahat gereği bazen antikemalist görüneceklerdir. Partinin saflarında Mısıroğlu ile A. Yayla birlikte hizmet etmişlerdir. Bazen CHP’yle polemiklerinde, kendilerinin daha fazla Atatürkçü olduklarını söylerler. Hakikatte ise AKP, 12 Eylül’ün çerçevesince küresel dinsizlik cereyanlarının hazırladıkları projenin vazifelisidir. Globalizmin esasları, Kemalizm ilkelerinden önce gelir. Birilerinin AKP için, Kemalist siyaset tarzı takip ediyor demesi, bulmacanın şaşırtmacasıdır. Neoliberallerle ittifakını gizlemeye matuf bir beyandır. Neocon-Neoliberal İttifakının Marks’a bağlanan ideolojilerini dinî, ananevî ve bazen millî kalıplarda halka nasıl sunulduğunu merak edenler, 12 Eylül öncesi Türkiye’siyle Yeni Türkiye’yi karşılaştırabilirler. Marksizm/Kemalizm uygulamalarından dolayı cesaret ve çalışkanlık nişaneleri almış AKP’nin Kemalistliğinden önce; sivil ve küresel Marksizm’i konuşulmalıdır. Kemalizm zamana bağlı, mahallî bir ideolojidir. İslâm âlemini alakadar etse de; insaniyeti, yaratılışı, çevreyi, semavî din ve ahlâkları tahrip projesi “Küresel sosyal Marksizm’de,” Kemalizm’den önce Neoliberalizmin esasları gelir. 

Özetle, dini siyasete âlet edenlerin Kemalizm veya Marksizm’le bir dertleri olmamıştır. 

Okunma Sayısı: 1932
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin ilhan

    19.12.2025 01:56:08

    Bazı yorum yapanların ne risalei nurlari tahkik ettiği ne de Gazetemizin ilk nesriyatindandan bugüne kadar ki haber makale vb.nesriyatini iyi tahlil tahkik ve idrak etmediklerini görüyoruz. YENIASYA Gazetemizin hakkı olanı gasp eden,yazar,muhabirlerinin basın kartı pasaport haklarını engelleyen ANKARA MEVLIDINI yıllarca yasaklayan, risalei nurlari inhisari altına almak için tam bir entrikaci dolandırıcı olarak hareket edenler,dini tahrif ve tahribatta geçmişe rahmet okutacak hainane munafikane icraat yapanları anlamayanların biz anlıyoruz.

  • Murat Uyar

    18.12.2025 14:43:18

    AKP’nin siyasî pratiği, niyet tartışmalarının ötesinde sonuçları itibarıyla değerlendirildiğinde, Süfyaniyetin zeminini güçlendiren bir tablo ortaya koymaktadır. Kemalizmi eleştirdiğini söylerken onun devletçi, merkeziyetçi ve gücü kutsayan reflekslerini fiilen devralması, istibdadı başka bir biçimde sürdürmüştür. Vesayetle mücadele iddiası zamanla yeni bir vesayete dönüşmüş, hürriyet ve meşveret zayıflamıştır. Daha da vahimi, dinin bir ahlâk ve adalet ölçüsü olmaktan çıkarılıp siyasî meşruiyet aracı hâline getirilmesidir. İktidara itaat dindarlık gibi sunulmuş, eleştiri ise dine saldırı olarak gösterilmiştir. Bu yaklaşım, Bediüzzaman’ın ikaz ettiği Süfyaniyetin en tehlikeli yönüdür. Çünkü dini kullanarak dini yıpratır. Sonuçta ne adalet tesis edilmiş ne de din doğru temsil edilebilmiştir. Bedelini bugün hem Türkiye hem de İslâm dünyası ödemektedir.

  • A. Yılmaz

    17.12.2025 23:31:23

    Eğer demokrasi fikrini benimsediğimizi kabul edeceksek farklı fikirde olanlara karşı da saygılı olunması gerekir. İktidarı eleştiren olduğu gibi destekleyenlerin de olması gayet normal. İktidarı destekleyenler aramızda yaşayamaz demek demokrasi kültürünün yerleşmediğine, demokratik bir ortam olmadığına işaret eder. Herkes görüşünü ifade etmekte hürdür. Sonuçta meşveret ile kararlar alınmaktadır. Meşveret ile karar alınmasını farklı fikirlerin susturulacağı anlamına gelmez. Muhalefet olmadan demokrasi olmaz.

  • Avni Aladağ

    17.12.2025 22:21:43

    İslamcı iktidar,metot farklılığı ile ayrı bir süfyaniyet hareketidir.daha bunu göremiyenlerin yaptığı değerlendirmeler afaki ve temelsizdir.

  • Hüsamettin

    17.12.2025 22:10:31

    Meselenin önemli tarafı marksizm ile kemalizmin zamanımızda başka şekiller almaları. Millet klasik resimlere bakıyor.

  • S. Pelin Kurukahveci

    17.12.2025 19:56:10

    Ben bir şeye karşı ezbere tavır almak istemiyorun. Bir şeyin doğruluğu "ben diyorum" ile olmaz. Somut, mantıki açıdan tutarlı, objektif deliller ile konuşulması gerekiyor.

  • S. Pelin Kurukahveci

    17.12.2025 18:49:21

    1923-50 arası ile son 20 yılı karşılaştırmak abesle iştigaldir. O dönemdeki inkilapların zulmünü geride bırakan hangi uygulama bugün var ise söyleyin biz de bilelim. Siyasal islamcı ideolojiyi desteklemiyorum. Ama halk partisinden daha ileri zulümler yaptığı iddiası garez kokuyor maalesef. Sevmiyoruz diye gerçekleri ters yüz etme hakkımız yoktur.

  • S.topuz

    17.12.2025 16:50:41

    "Birinci Nükte: Bidayet-i zuhur-u İslâmiyette muannidve kitab sız kâfirlerin ve nifaka giren eski dinlerin münafıkları gibi, aynen bu zaman-ı âhirde bir naziresi çıkacağını, ders-i Kur'anîden gelen bir sünuhat ile EskiSaid hissetmiş.Müna-fıklar hakkındaki âyetleri izah ile en ince nükteleri beyan et-miş,fakat mütalaacıların zihni ni bulandırmamak için mahi-yet-i mesleklerini ve istinad noktalarını mücmel bırakmış, izah etmemiş. Zâten Risale-i Nur'un mesleği odur ki; zihin-lerde bir iz bırakmamak için, sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şübhelerini zikret-meden öyle bir cevab verir ki, daha vehim ve vesveseye yer kalmaz. Eski Said bu tefsirde, Risale-i Nur gibi,zihinleri bulan dırmamak için yalnız belâgat noktasında lafzın delaletine ve işaratına ehemmiyet vermiş."... Bediüzzaman, Said Nursî, İşarat-ül İ'caz[2022] - 6

  • S.topuz

    17.12.2025 16:46:29

    "Haşiye: Bu hârika tefsirde, münafıklar hakkında olan oniki âyet ile muannid kâfirler için olan iki âyetin izahat ve tafsilatının içinde çok münasebat-ı belâgatı çoklar anlamayacak ve istifade etmeyecek ehemmiyetsiz nüktelerinin zikredilmesinin sırrı ve diğer âyetlerdeki tahkike ve izaha muhalif olarak mahiyet-i küfriyenin tafsilatına ve ehl-i nifakın temessük ettikleri şübhelerine pek az temas edilmesinin hikmeti ve yalnız elfaz-ı Kur'aniyenin ince işarat ve delaletlerinin ehemmiyetle beyan edilmesinin sebebi üç nüktedir:..." İşarat-ül İ'caz[2022] - 6

  • ERDOĞAN KAPLAN

    17.12.2025 16:06:43

    selamün aleyküm sayın pelin KURUKAHVECİ hanım efendi Tayyip ERDOĞANın zannedersem 2006 2007 yıllarında şöyle bir ifadesi olmuştu beni birine benzetecekseniz ATATÜRK e benzetin demişti CHP nin bu millete manevi olarak yapamadığı bazı işleri AKP çok iyi yaptı ve CHP den daha fazla milletin maneviyatını köreltti bunları sayarsam burası almaz ondan sonrada kalkmış CHP ile AKP tek parti yönetimi aynı değil diyorsunuz selamün aleyküm

  • Gülay Nur Benli

    17.12.2025 13:58:32

    Kemalistlerin önünü açanlar gülencilerdir. Gülen kemalist sisteme hizmet etmiş ve ömrünü uzatmıştır. Nurculuğun gücünü kırma görevini kemalizm adına yerine getirmiştir. Bu noktayı atladığınız için yazınız tam anlaşılmıyor.

  • Arda Yıldız

    17.12.2025 13:14:58

    Mustafa çoban beyefendi her partide, her cemaatte, her ortamda takıyye yapanlar olabilir. Ancak genelleme yapmak için herkesin öyle olduğunu bilmeniz lazım. Dindar insanların öngörülü seçimlerini hafife alıyorsunuz. Yaptıkları seçimde bir hikmet vardır dindar insanımızın.

  • Arda Yıldız

    17.12.2025 13:12:07

    Hasan doğan bey aynı şeyi de sizlerde söylüyorsunuz. Halk partisine destek vermek bu anlamda bizim önceliğimiz kemalist sistem değildir demek değil midir? Ee o zaman...?

  • Ahmet

    17.12.2025 11:30:13

    Merhaba, ülkemizin damarlarına kadar giren Kemalizm tasfiye edilmeden Türkler ve Kürtler kardeş olamaz. Yeni bir siyaset anlayışı lazım. Devlet her politik güce eşit mesafeli olmalı. TC,, verdiği egitim sistemiyle, çocuklarımızı sekülerleşturiyor.

  • Yusuf

    17.12.2025 10:59:41

    Uzun süre başkanlık yapan sağcı liderlerin ahir ömürlerinde kemalistlere müsamahakar bir duruma gelmeleri, kemalsitlerin çizgisine kayması akıl alır gibi değil. Süleyman Demirelin başına gelenlerden de mi ders almıyor Erdoğan. Böyle giderse o da Demirel gibi dindarlara karşı mahcup bir eda ile çekilecek siyaset sahnesinden. Allah doğru yolu göstersin.

  • Ayşe Hacer

    17.12.2025 10:43:34

    Şükrü ağabey neoliberal ekonomik yapının Türkiye temsilcisi ANAP bugün DEMOKRAT PARTİ'nin içinde değil mi? Bizlerde cemaat olarak Demokrat Parti'ye destek veriyoruz. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?

  • HASAN DOĞAN

    17.12.2025 10:40:13

    Özetle, dini siyasete âlet edenlerin Kemalizm veya Marksizm’le bir dertleri olmamıştır.Dolşayısı ile milli görüşçü ve siyasal islamcıların ağababalarının dediği gibi,bugün yaşasaydı Atatürk onların partilerinde olacağı gerçeğini gözardı etmemeli.....

  • Mustafa coban

    17.12.2025 09:38:54

    Zira dini siyasete alet edenlerin baṣında Atatürk gelir.meclisin cuma günü dua ile açılmasi ve diyanet teṣkilainin kurulması dinin siyasete alet edilmesi ve siyasetin emrine sokulması sonucunu getirmiṣtir.akp ve takipcileri takiyye yapmaktadırlar.amm a bu zamanla alıṣkanlik yapmaktadır.hatta karakter haline gelmektedir.

  • Cemal Özkaya

    17.12.2025 06:37:36

    Çok farklı âlemlerde gezdiren bir yazı olmuş. Önceki yazılarla beraber okunduğunda çok iddialı olduğu ortada.

  • Abdürrahim

    17.12.2025 03:05:03

    Yazıdan anlıyorum ki, düşman münafıklıkta ileri gitmiş. Kendisini gizlemeyi zamana uydurmuş. Ana kumaş Allah'ı inkâr ve O'nunla savaş. Diğer detaylar ise vitrinlik görünüyor.

  • Bülent Derviş

    17.12.2025 02:49:33

    Allah razı olsun Şükrü Abim, Kemalizim AKP elbisesi giyerek 4 rütbesini sürdürdüğünü düşünüyorum. Adileşir diyor ya Üstadımız, Dinimizi kullanmaktan daha ADİ bir şey olamaz. Allahumme ecirnâ min fitneti’l-Mesîhi’d-Deccâli ve’s-Sufyan. Rabim Cemmatimizin birlik ve beraberliğimizi korusun.

  • Hüseyin T

    17.12.2025 01:02:18

    [2] Dolayısıyla "muhafazakâr bir Kemalist" kavramı, içsel bir çelişki olmaktan ziyade, bu sürekliliğin en açık ifadesidir. 12 Eylül rejiminin hem kurumsal hem de ideolojik mirasçısı olan AKP, Kemalizmin jakoben devletçi mantığını reddetmemiş, onun araçlarını ve merkeziyetçi zihniyetini, farklı bir toplumsal tahayyül ve meşruiyet dili içinde yeniden üreterek benimsemiş ve kurumsallaştırmıştır. Küresel neoliberal rasyonalite ile olan ilişki ise, bu içsel mantığın ekonomik ve siyasi alandaki ifade bulmuş halidir. Sonuç olarak, ideolojik etiketlerin ötesinde, devlet aklının ve iktidar tekniğinin sürekliliğidir.

  • Hüseyin T

    17.12.2025 01:01:50

    [1] Aslında Türkiye'nin siyasi tartışmalarında hâkim olan basit "karşıtlık" analizleri, çelişkili gibi görünen ideolojiler arasındaki temel süreklilik ve ideolojik melezleşmeyi gözden kaçırır. Burada temel süreklilik, devletin toplumu dönüştürme ve şekillendirme iddiasındaki merkezi rolüdür. Klasik Kemalist paradigma, bu dönüşümü seküler, batılı ve ulusçu bir "yukarıdan aydınlanma" projesi olarak tanımlarken, günümüzdeki hakim siyasi söylem ve pratikler aynı iddiayı, muhafazakar-milli referanslarla donatılmış bir "yukarıdan ahlaklandırma" ve "milli irade" projesi olarak sürdürmektedir. Her iki durumda da devlet, toplumun kendisinden bağımsız ve üstünde bir "doğru"yu temsil etme ve bunu dayatma meşruiyetine sahiptir.

  • Hidayet

    17.12.2025 00:53:56

    Hocam Marksizm üst kimlik ve kemalizm alt kimlik olabilir mi? Veya kemalizme damıtılmış daha tesirli zehir diyebilir miyiz? Çünkü nifakla hareket ediyor.

  • S. Pelin Kurukahveci

    17.12.2025 00:50:09

    Bir eleştiri haddini aşarsa zıddına inkilâb eder. Halk tek parti devresi ile islamcıların fek parti devresi kıyas bile edilemez. En başta seçim yoktu. Dar ağaçları vardı. Kur'an ve ezan yasaktı. Dindarlar perişandı. Ayasofya ve diğer camilerin durumu malum...vesaire vesaire.... İki devri kıyaslayıp aralarında bir fark görmemek için özellikle insafsız olmak gerekir.

  • Hikmet

    17.12.2025 00:43:00

    AKP nin tarihçesine bakalım. Beyanatlarına ve icraatlarına da. CHP nin yapamadığı kadar komünizme ve kemalizme münafıkane hizmet etmil. İddia değil, ilmi isbatlar var ortada.

  • Bedreddin

    17.12.2025 00:20:04

    Veled dallin amin.

  • Osman Yıldırım

    17.12.2025 00:19:41

    Kemalizle AKP arasında bir bağ kurulacaksa öncelikle her ikisi de Tekadamcılıktır her ikisinden sorgulama kültürünü yoktur her iki anlayışta yanlış ve hata görme yoktur. Yani her iki anlayışta yaptıysa bir bildiği vardır yaklaşımı hakimdir. Kemalistler M.Kemali kayıtsız şartsız savunurlar,AKP lilerde Erdoğanı kayıtsız şartsız savunurlar. Gelinen noktada her ikisi arasında bir yarış vardır, bu bakımdan son yıllarda devler dairelerinde M.Kemal ile Erdoğanın resimleri birlikte açılmıştır. Bir bakıma birisi birisinin taklidi mahiyetindedir. Yani M.Kemal devleti kendi şirketi olarak kabul etmiş Erdoganda yaklaşık çeyrek asırdır devleti kendi özel şirketi gibi yönetmektedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı