"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Boğaziçinde demokrasi kavgası...

Şükrü BULUT
15 Şubat 2021, Pazartesi
Yirmi seneye yakındır işlenen hukuksuzlukların ve demokrasiyi itibarsızlaştıracak hadiselerin yanında, Boğaziçi’ndeki öğretim üyeleriyle talebeleri etrafında meydana getirilen hadiselerde, önce bigane kaldık.

Ne zaman ki, milletin ümidi olan muhalefetimiz temel haklar ve demokrasi meselesinde oyuna çekilince, deşifreye katkıda bulunmak istedik. Ta ki hem demokrasimiz, hem demokratlar ve hem de masum hukuk arayıcıları bir başka tuzak ile mağdur edilmesinler.

Tuzaktan kastımızın, neoliberallerin vazifeleri gereği tahribatlarının dördüncü devresinde toplumun üzerine LGBT veya Diversity gibi “insaniyet dışı” aksiyonlarla saldırıları olduğunu anlıyorsunuz. Bilhassa Asya’da, Müslüman Türk milleti arasında ve “din kimliği ile siyaset yapan” bir partinin iktidarında; bu hareketin Avrupa ve Amerika gibi “semavî din karşıtı” toplumlarındakinin aksine hiç kabul görmeyeceğini biliyorsunuz. 

Bu kavgada birilerinin demokrasi, hukuk, adalet ve hürriyet gibi temel hakların;  hükümetin de “millî değerler”, terör, LGBT, vatanın bütünlüğü ve millî menfaatler gibi hususların arkasına sığınarak müdahalesini kabul etmeyeceğimizi iki taraf da bilir. Yani, demokrasi ve hürriyetleri seslendirerek iktidar karşıtlarını yanlarına çekmek isteyen Türkiye neoliberallerine diyoruz ki, siz kökten Marksist’siniz. Hiçbir Marksist, ideolojisini terk etmeden demokrat olamaz. Devrimci olur, ihtilâlcilik yapar, hürriyetçi görünür, dinî değerleri dışlar ve milletin değerleri ve istekleri onları fazla ilgilendirmez. 

AKP iktidarına gelince; başa gelmek için her türlü grup ile, dış cereyanlarla, F. Gülen hareketiyle ve hatta Marksist Kürtlerle ittifak ederek iktidara geldiler. Hepimizin bildiği gibi görünen kimlikleri, siyasal İslâm idi. Siyasal İslâm’ın 1969’dan bu yana milletten aldığı desteğin durumu ortada iken, AKP’ yi iktidara getirenler arasında bulunan “Marksist yeni liberal solun” kendi putuyla kavgasına, demokrasi adına karışacak değiliz. Zira her iki tarafın da; demokrasi, adalet, insanî değerler ve hürriyet diye bir endişeleri olmadığını mahiyetlerinden biliyoruz. Türkçülüklerine, Kürtçülüklerine, globalciliklerine inanırız, ama demokrasi taraftarlığına ve demokratlıklarına asla inanmayız. Zira bu çatışmadaki her iki taraf da realizeye çalıştıkları maksatları uğruna gerçek demokrasiye şiddetle karşı çıkarlar.

Burada kuvvetlice vurgulamamız gereken bir nokta daha var ki; o da demokrasi ile ahlâksızlığın asla bir araya gelemeyeceğidir. AKP hükümetinin bir maksadı da; hürriyet ve demokrasiyi “Boğaziçi’ndeki neoliberallerin yardımıyla” LGBT hareketiyle ilişkilendirip itibarsızlaştırmak ve diktatörlüğüne kılıf hazırlamak olduğunu, her hakikî demokrat anlayabilir.

Boğaziçi kavgası, ister istemez hanedanı da tedai ettiriyor. Bu hanedanın müsaadesi olmadan Türkiye’mizde siyasetin işlemediğini, New-York’taki FED üyeleri de biliyorlar. Çoğu TÜSİAD’ın bünyesinde bulunan meşhur hanedan mensuplarının müsaadesi olmadan  “Siyasal İslâmcı” bir hükümetin bizi idare edebileceğine inananların şu meselelere vakit ayırmaları, yalnızca zaman israfıdır. Hem Neoliberallerimiz, hem TÜSİAD’ımızın bir kısım üyeleri ve hem de Türk Milleti’nin gerçek bağımsızlığını entrikalarla elinde tutmaya çalışan hanedan demokrasi yerine elbette “Siyasal İslâmcı ve Türkçü” hükümetleri tercih edecektir. Bu istibdat taraftarlarının neden bu kadar demokrasiye karşı olduklarını merak edenler, koca bir çınar olan Türk sağı veya demokrasinin hanedanın yardımıyla baraja kurban ediliş tarihçesini okuyabilirler. Ve yine, Türkiye Demokrasisini bitirmek üzere hanedanın ithal ettiği “Genç Parti” olayının hikâyesini, Paris’te keyif çatan Uzan’lardan dinleyebilirler.

Demokrasi adına AKP’ye itiraz eden muhalefetimize hatırlatmakta fayda var. Hiç de Türk milletinin mertliğine yakışmayan entrikalarla hareket eden hükümete, AKP’nin yirmi seneye yakındır LGBT hareketine yaptığı servisleri sorsunlar. Bilhassa Mersin Üniversitesi gibi birçok önemli üniversitemizdeki aktiviteler, YÖK’ün bilgisi dâhilinde müfredata sokulmuş Diversity ve LGBT hukuku ile alâkalı konuları sorsunlar. Bir sömestr boyunca kaç üniversitemizde ne kadar öğretim üyesinin bu düşünceleri ders olarak gençlerimize verdiğini hükümete sorarlarsa, kayıkçı kavgasının hemen bittiğini göreceklerdir. Türkiye’de demokrasi, adalet, insanî değerler ve medeniyete talip olanlar, bu tür tuzaklardan sakınmak zorundadırlar. LGBT bayraklarıyla poz verip ahlâksızlarla aynı karede görünmekten çekinmeyenler, Türk milletinden rey alamazlar.

Okunma Sayısı: 1923
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sertaç Lüser

    16.2.2021 08:54:41

    Öyle bir noktaya değinmişsiniz ki ,okuyan her müslüman irkilmeli,titremeli, "Hak savunuculuğu" bağlamında Milli Eğitimimizin içine de sokuşturulan ve yazıda da belirttiğiniz Üniversiteler eliyle servise çoktan başlayan MEB eliyle Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2017 yılında yayımladığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Plan Hazırlama Kitapçığında kendine ilk kez yer bulmuştur. Bu kitapçık içinde engellilik ,ırk vs. gibi cinsiyeti de bahane ederek Diversity (çeşitlilik) adı ile açılımlar mevcut. Hemde bu dersleri üni'lerde bu tarz eğitmenlere verdirerek.İşte rol model benim,korkulacak bir şey yok demeye getiriyorlar. Bu konuda tez çalışmaları yapılmaya tez zamanda başladı bile.İçimize hızlıca sokuşturulan bu durum.Müslümanların aman benim bir şeyden haberim zaten yok kıvamında ilerliyor.

  • Ömer Ergün

    15.2.2021 23:44:12

    LGBT ayrıntısı önemli... Bunlar bahane edilip özgürlükler heba edilmemeli dikkat etmemiz gerekir. Hanedan meselesi tam açıklanmamış galiba

  • Hüseyin Yılmaz

    15.2.2021 23:29:18

    Ne olur bu memleketin bu hali böyle karmakarışık olaylarala, milletin kaçtan kaçı bunları deşifre edebilir???

  • Mehmet Demir

    15.2.2021 16:13:00

    ,👍

  • İ. Seyda

    15.2.2021 14:04:53

    Burada doğrular ve yanlışlar iç içe gibi görünüyor. Bir taraftan yapılan bir atamayı haklı gerekçelerle protesto edenler, diğer tarafta bu gösterilerin arasına giren LGBT gibi unsurlar. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor. Münazarat’ta denildiği gibi “Bir râfızî bir hadise yanlış mânâ verse veya yanlış amel etse, acaba hadisi inkâr etmek mi lâzımdır, yoksa o râfızîyi tahtie edip nâmûs-u hadisi muhafaza etmek mi lâzımdır? Belki hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve tedipten başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şâhâne serbest olsun.”

  • Serap

    15.2.2021 13:54:35

    Tebrik ediyorum, meseleyi tüm yönlerden inceleyip açığa çıkarmıșsınız. Bin bir türlü haber ve kaynakla milletin kafasını karıştırarak başarıya ulaşan istibadi güçler bu tarz yazılardan korkmali.

  • Ahmet Danışmaz

    15.2.2021 12:58:43

    Şu anda hükümetin her hangi bir görüşü ya da düşüncesi yok. Rüzgar nereden eserse o tarafa dönerler. Ve bu memlekette rüzgar hep hanedan tarafından eser. Selamlar.

  • sefer hoca

    15.2.2021 11:21:34

    Çok güzel bir tahlil.kaleminize sağlık

  • İhsan

    15.2.2021 11:03:18

    Arkadaşlar Deccalın dördüncü devresinin en münafıkane zamanını yaşıyoruz. Sütün içindeki beyaz kılı kaçırmayacak bir basiret gerekiyor. Kemalistlerle komünistler başka renk ve boyutlarda müslümanlarla çarpışıyorlar. AKP de din adına müslümanların hem basiretini ve hem de kollarını bağlamış. Bu üç aylarda çok dua edelim ki kolaylıkla kurtulalım.

  • Bedreddin

    15.2.2021 10:54:40

    İbret verici

  • Sezai MUMCU

    15.2.2021 10:22:05

    HÜKÜMETE SORUYOR VE CEVAP BEKLIYORUZ "...Bilhassa Mersin Üniversitesi gibi birçok önemli üniversitemizdeki aktiviteler, YÖK’ün bilgisi dâhilinde müfredata sokulmuş Diversity ve LGBT hukuku ile alâkalı konuları sorsunlar. Bir sömestr boyunca kaç üniversitemizde ne kadar öğretim üyesinin bu düşünceleri ders olarak gençlerimize verdiğini hükümete sorarlarsa, kayıkçı kavgasının hemen bittiğini göreceklerdir...)

  • Hüseyin

    15.2.2021 09:00:26

    Demokrasi ve özgürlükler : huzurun, barışın, istikrarın ve kalkınmanın temel anahtarı;beşeri, iktisadi ve siyasi hayatın mantıklı tercihi, bilinçli seçimin ortak gücü, din dil cins ve renk ayrımcılığına karşı hukuktan ve insan haklarından taraf olmayı, düşünme konuşma ve inanma hürriyetinden yana olmayı gerektirir. Açık, şeffaf yönetme ve yönetilme modeli olarak demokrasi ; kuvvetler ayrılığına dayanarak halktan aldığı gücü, yasalar kurallar ve kurumlar nezdinde içtimai iktisadi ve siyasi problemleri, hukuk vicdan ve ilim ekseninde çözer. Demokrasi sadece oy çoğunluğu demek değildir. Çoğunluk olsun olmasın, herkesin hakkını, hürriyetini, inanma, düşünme ve konuşma özgürlüğünü sağlar. Sivil toplumu önemser ve dinler, kuvvetler ayrılığına inanır.yasalara ve kurallara değer verir..

  • Halil İbrahim Karahan

    15.2.2021 03:09:19

    Allah razı olsun abi. TEBRİK EDERİZ

  • Demokrat Avrupa

    15.2.2021 02:08:27

    Zahiren AKP / Erdoğan LGBT’ye karşıymış gibi gözükse de, perde arkasında ortak çalıştıkları ortada, zamanında Zafer Üskül’ün LGBT’lilerin toplantılarına oy uğruna gönderilmesi veya Cemil İpekçi’nin ben AKP’li muhafazakar bir homoseksüelim demesi gibi...

  • Ahmet Rıza

    15.2.2021 00:27:12

    Olaya çok farklı bir açıdan bakılmış. Boğaziçi'ndeki Hanedanın hikâyesini biraz da olsa açsanız, olanları anlamamız daha kolay olacak. Elinize sağlık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı