"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Göçler ve Marksist cereyanların kayıkçı kavgası

Şükrü BULUT
22 Aralık 2025, Pazartesi
Hayat bir mücadele miydi, yoksa yaratıcının gözetiminde bir yardımlaşma mıydı?

Dinsiz Avrupa felsefesinin durduğu yeri çoğumuz biliyoruz. O menhus dünya görüşünün mahiyetini, Said Nursî Birinci Dünya Savaşından bu yana eserlerinde, farklı münasebetlerle ifade ediyor. Yaratılanlar adedince farklılaşan Yaratıcının zatî sıfatlarını inkâr eden felsefenin;  kuvveti, güzelliği, aklı, menfaati ve şehveti ilâhlaştırması, Habil/Kabil’le başlamış ve kıyamete kadar devam edecek.

Hayatı mücadele bilen Marksist Küresel cereyanlar; dünya tamahıyla Yahudi’yi, sefahatin sevkiyle hazcıları ve Avrupa’nın vahşi geleneğiyle emperyalist artıklarını yanlarında müttefik görünce; yaşlı dünyamızda ölümcül dönüşümler başlamış. Daha önceki yazımızda Cihan Harplerini milât göstermiştik. Fransız İhtilâliyle bu süreci başlatanlara da itirazımız olmayacaktır. Biz; araştırmacıların, tarihçilerin, edebiyat ve felsefecilerin üzerinde çokça durdukları hadiseleri, ilgili araştırmalara bırakacağız.

Tarihçiler, Cihan Harbinin Versay anlaşmasıyla bitmediğini, Bolşevik destekli İngilizlerin Almanlara zorla imzalattıkları ağır şartnamenin, İkinci Dünya Savaşının esas sebebi olduğunda müttefiktirler. Bir barış anlaşması ki; neticesinde altmış milyon katledilsin ve bir kıta baştan sona bombalarla tahrip edilsin… Savaştan önce ikiye ayrılmış Küresel Marksistlerin; savaştan sonra değişen dünya şartları, millî devletlerin doğuşu ve gelişen hürriyetlerle; öncülüğü küresel sosyal Marksistlere (Neoliberallere) verdiklerine şahit olacaktık.

Münkir, münafıktan üstün tutulur. Zira kimliği açık kâfirle, belli meselelerde anlaşma olabilir. Troçkiyi esas alan Enternasyonal sosyalistler (İhtilâlci küresel Marksistler) ekseriyetle askerî, diplomasi ve istihbarat yoluyla tahribatlarını yaparken; sosyal Marksistler gelenekten ayrılarak hürriyet ve kapital tarafına geçtiler. Düşünce ve hedef olarak Enternasyonalcilerle beraber oldukları halde, farklı metotlar kullanacaklardı. Burjuvayı dinsizleştirme cihetine giderek, Lenin ve arkadaşlarının metazori yaptıkları değişimleri; insanın mahiyetini (menfi) çözerek sivil yapılar içinde gerçekleştireceklerdi. İnsaniyetin şehevanî ve aklî cihetlerine müdahale ile başta kadını, aileyi, genel ahlâkı, üretimi, iktisadı, çevreyi ve daha doğrusu;  insanı bozarak Marksizmin gizli hedeflerine kontrollerindeki kapitalin, bazı millî devletlerin,  haris Yahudilerin ve sefâhete meftun gençliğin yardımlarıyla yürüyeceklerdi.

Küresel Göçleri menfi değişimler ve çıkardıkları savaşlarla tetikleyen bu egemen cereyanları, birbirleriyle savaşırlarken de görebiliyoruz. Türkiye’deki neocon Kemalistleri cephe gerisine püskürttükleri Ergenekon meseleleri ve karşı devrimi 15 Temmuz’la yaşamaları gibi…  Nitekim  (Avrupa’da) iktidarlarının zirvesindeyken, Amerika’dan çıkan Trump fırtınasıyla sarsıldıklarında; iki cereyan hem Ortadoğu’da, hem Ukrayna ve İran meselesinde sırt sırta verdiler. Millî devletlerin kurulu düzenlerine laiklik, hürriyet, değişim ve san’at maskeleriyle sızmış Neoliberallerin tahribatlarının tarihçelerine, ciltlerce kitap gerekiyor.

Neoliberallerin sözde hürriyetçi ve liberal yaklaşımlarının arkasındaki “sosyal köleleştirme” projelerine de kimse değinmiyor. Sovyetlerin dağılımını bahane ile Çin’i sömürmeye yönelen bu Marksistlerden ne demokratlar, ne de milliyetçiler veya dindarlar hiç bahsetmediler. Dünyanın en müstebit komünist rejimiyle işbirliğine giderek Çin halkına büyük zulmü reva gören dinsiz burjuvaya (üretimi, kaynakları ve kısmî kapitali Çin’e taşıyarak) münevverlerimizin sessiz kalmaları, insaniyetimizin yüzkarasıydı. Çin halkına zulüm azalmamış, kapital ve teknolojiyi eline alan ÇKP’liler ahaliyi kobay olarak kullanırlarken; Batı’daki ücretler de sosyal hayat seviyesinin altına düşürülmüş. Yeni yüzyılda Küreselcilerin ABD ve AB imalathanelerini Çin’e taşımaları, kontrollerindeki kapital ile demokrasilere ayar yapmaları önemlidir. BOP gibi projelerini kirli paralarla finanse ederlerken Çin’e;  Afrika ve Batı Asya vizesi vererek, kendilerince demokratik devletlerin önlerini kesiyorlardı. Hadisenin özü ise; demokrasi düşmanı cereyanların, göçlerle demokrasi düşmanlığı fitilini ateşlemelerinden ibaretti.

Okunma Sayısı: 1582
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Ayer

    23.12.2025 00:19:19

    İnayet ismiyle yazan kişi " Yeni Asya’nın misyonu, zamanın olaylarına ve problemlerine risaleyinurdan yorum ve çözüm getirmek değil." demiş bu bir yazım hatası mı yoksa böyle bir yorum nasıl çıkar.

  • İnayet

    22.12.2025 15:36:04

    Enes rumuzlu yorumcu kardeşime bir hatırlatma. Yeni Asya’nın misyonu, zamanın olaylarına ve problemlerine risaleyinurdan yorum ve çözüm getirmek değil. Her yazar kendi yazdıklarından dünya ve ahirette sorumludur. Zamanın doğruları tefsir etmesini tavsiye ederim, said nursiyi bilmiyorsan.

  • Enes

    22.12.2025 12:58:36

    Hocam Ahmet Battal hocamız Rusya ve Putin'e diktatör olarak bakarken siz nasıl küreselcilere direnen biri olarak bakıyorsunuz? Biraz da bu kısmı açar mısınız? Putin'e diktatör denmesinin nrdeni nedir? Doğru mudur?

  • Demokrat Avrupa

    22.12.2025 11:41:46

    Eski Alman siyasetçi Willy Wimmer’in göçlerle ilgili analizi çok manidardır. Onun düşüncesini en öz haliyle şöyle ifade edebiliriz: “Dünyayı ateşe verenler, insanların yangından kaçmasına şaşırmasın. Zira ateşi yakan, dumanın nereye gideceğini önceden bilir." Özdeki Mesaj: Wimmer’a göre mülteci akınları savaşın istenmeyen bir sonucu değil, planlanmış bir hedefidir. Ateşi (savaşı) çıkaran güçler, dumanın (göçün) hangi ülkeyi istikrarsızlaştıracağını bilerek hareket ederler. Yani göç, tesadüf değil, bir jeopolitik silahtır.

  • İhsan

    22.12.2025 11:02:47

    Deccaliyetin mahiyetini risalelerde okumayanlar, düşman safında durarak dost türküsü çığırırlar. Yaptıkları sonuç olarak insanlığın ve müslümanlığa zarar olduğunu göre göre taraftarlık batağında kaybolurlar.

  • Abdullah

    22.12.2025 02:09:11

    Allah razı olsun, ağabey. Neoliberal geçinenlerin kızıl komünist olduklarını anlamaya başladık.

  • Abdürrezak

    22.12.2025 02:04:31

    Düşmanlarının mahiyetlerini tanıyamayanların haklı olmaları yetmiyormuş. İşte zamanımız ve tanıyamadığımız Kur’an düşmanları. İnşallah başarırız.

  • Hüseyin T

    22.12.2025 00:49:43

    Zamanımızda insanlık, kökü derinlerde olan bir buhranla yüz yüzedir. Bu buhran, yalnızca siyasî veya iktisadî hadiselerle açıklanabilecek sathi bir sarsıntı değildir; bilakis insanın varlık tasavvurunda meydana gelen kırılmanın tabii bir neticesidir. Hayatı bir mücadele ve tahakküm alanı olarak gören anlayış, kalplerdeki merhamet duygusunu köreltmiş, yardımlaşma ve şefkat gibi fıtrî hasletleri zayıflatmıştır. Nefsi merkeze alan bu bakış, insanı insana rakip kılmış; kardeşliği unutturmuş, adaleti çıkarın gölgesinde bırakmıştır. Bu zihniyetin tarih boyunca farklı suretlerde zuhur ettiği görülür. Savaşlarla şekillenen antlaşmalar, ideolojik kamplaşmalar ve iktisadî dönüşümler, hakikatte tek bir fikrin farklı tecellilerinden ibarettir. Kuvveti esas alan bu anlayış, zamanla toplumları çözmüş; ahlakı, vicdanı ve manevî irtibatı zayıflatmıştır. Bugün yaşanan göçler, eşitsizlikler ve huzursuzluklar, bu uzun fikrî seyrin kaçınılmaz neticeleri olarak karşımızda durmaktadır.

  • Mustafa coban

    22.12.2025 00:36:10

    Calma kapi mi calmayayim kapini.emperyalist,portekiz,ispanya,italya,fransa, ingiltere asya ve afrikayi vede amerika kitasini kasip kavurdular.simdi asyalilar ve afrikalilar iadeyi ziyaret yapiyorlar.avrupa ektigini biciyor.bir gün pisliklerinde bogulacaklar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı

En Çok Okunanlar