"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Göçlerle demokrasileri engellemek...

Şükrü BULUT
24 Aralık 2025, Çarşamba
Bir taşla çok kuş, zamanımızın ilcaatı… Çoğu işlerde bunu görüyoruz.

Hayra/şerre yönelik projelerde, eğitimde, fabrikalaşmada, siyaset ve hatta ziraatta bile… Küresel Göçlerin bilinçlice hazırlanışı ve tetiklenmesinde de bu usulün tatbik edildiğini düşünüyoruz.

Asya/Afrika’dan Avrupa’ya, Latin Amerika’dan ABD’ye; savaşlar, ekonomik krizler ve hatta çevre felâketleri bahane edilerek küresel Marksistlerce teşvik edilen göçlerin tek hedefi “demokrasileri engellemek” demiyoruz. Bekledikleri on neticeden birisinin demokrasi düşmanlığı olduğunu söylüyoruz. Proje ortaklarının farklı beklentileri var: Silâh satışı, para transferleri, bilgili elemanları pazarlama, emperyalistçe sömürme, Yahudî sermayedarların servet düşkünlükleri, insaniyeti tahrip için imansızlık ve sefahat programları gibi…

Bunu Türkiye’miz için de anlayabiliriz. Nüfusların artış/azalışı dikkate alınarak 12 Eylül’ün Doğu’dan Batıya sürgün ettiği milyonların, Türkiye demokrasisine etkilerini hiç düşündük mü? Mersin, Antalya, İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirlerin varoşlarına hapsedilen yüzbinlerin siyasî partilerimize, demokrasimize ve iç barışımıza tesirleri üzerinde kaç tane ilmî çalışma yapıldı, merak ediyoruz. Doğu’da siyasete tesir edenlerin yığınlaştırılarak Marksist örgütlerce kullanılır hale getirilmesi de düşünülmeli.

Küresel göçlerin lokal ve global boyutları, araştırmacılarca tedkik edilseydi, dünya demokrasilerinin Hint Yarımadasında, Kafkasya’da, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Latin Amerika’da müstebit Marksistlerce uğratıldıkları zararı daha açıkça görebilirdik.

Global tahripkâr Marksizm cereyanı, inanç ve kültürlerden önce demokratik ortamları imha ediyor. Doğu’daki mültecileri AB’ye ve Amerika kıtasındakilerini ABD’ye yönlendirerek oradaki demokratik zeminleri çatışmalarla bitirmeye çalışıyor.

Demokrasinin beşiği bilinen AB ülkelerine ve birliğin kalbi mesabesindeki Almanya’ya Afganistan, İran, Irak ve Suriye’den iltica ettirilen (Marksist Neoliberaller malî olarak bu göçleri destekliyorlar. McKenzey projenin içinde) milyonlardan sonra; hususan Almanya’da PEGİDA ile başlatılan mülteci düşmanlığı ve kurulan AfD’nin de neoliberallerin destekleriyle çalıştıklarını öğrendiğinizde, oyunun çok da karmaşık olmadığını anlıyoruz. Önce lokalde çatışma, sonra hazır projeyle musibetzede halkları yollara düşürerek hükümetlere baskıyla göçmenleri kabul ettirmek ve yabancıları yeni bir proje ile AB ülkelerindeki siyasetlerinde demokrasi aleyhine kullanmak… Yani bir taş ile belki ondan fazla kuşçuk vuruyor, küresel sosyal Marksistler…

Latin Amerika’dan ABD’ ye gerçekleşen göçler farklı değiller. 1970’lerden bu yana… Neoconların üstadı Troçkist Kissinger’ın fitne planlarını, bazı araştırmacıların çalışmalarından okuyabiliyoruz. Latin Amerika’daki Açık Toplumcuların (Hayek, Popper, Freedman gibi) otoriter rejimlerin emrindeki liberal ekonomiler safsatasını, neoliberallerden para alan gazeteci ve akademisyenlerden dinleyebilirsiniz.

Bir hatırlatmada bulunalım… Marksistlerin terbiyecisi Lenin’in “sürekli devrimin” manası, devrimler için sürekli savaş olduğunu son elli yılda daha iyi anladık. Onların cebir ile kadın-erkekleri aynı hamama toplamalarını, Neoliberaller hürriyet perdesindeki projelerle yapıyorlar. Çocuk çiftliklerine gerek kalmadı, zira aileyi dağıttılar. Mülkiyeti bu defa açıktan Komünist idareye devretmiyorlar. Yine hilelerle büyük şirketler üzerinden dünya piyasasını topluyorlar ve mutlak kontrole doğru, ellerindeki ileri teknoloji ve iyi yetiştirilmiş elemanlarıyla koşuyorlar… Hedefin yine Bolşevizm, komünizm ve Marksist sosyalizm olduğundan şüphesi olanlar, pişmanlık gelmeden bu sahanın ilim insanlarıyla irtibata geçebilirler…

Göçler meselesini incelerken dünyamızın; tahripkâr dinsizler ve karşılarındakiler olarak ayrıştığını bir daha görüyoruz. İnsanî değerleri, hürriyet ve demokrasiyi engellemeye çalışan küresel Materyalist/Marksistlerin karşısına Müslümanların iman ve izzetlerinin gereği olarak geçmemeleri, onlara imanlarını ve insaniyetlerini sorgulatabilir. Mütevazı imkânlarımız ve sınırlı cümlelerimizle bu önemli hakikati, anlayabileceğiniz açıklıkla yazamayışım elbette benim eksikliğim. Lâkin yazıda geçen cümlelerdeki haber/kahramanı, arama motorlarındaki bilgilerle karşılaştırabilirsiniz. Gerçi ariflere işaret yeter ve artar… 

Okunma Sayısı: 1468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    24.12.2025 17:05:22

    ..."Aynen öyle de: Bir zaman dünyayı herc ü merc eden o taifeler, izn-i İlahî ile mevsimi geldiği vakit aynı o taife, medeniyet-i beşeriyeyi herc ü merc edecekler. Fakat onların muharrikleri başka bir surette tezahür eder. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ Bediüzzaman Said Nursî, Sözler - 345 - 😪🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭

  • S.topuz

    24.12.2025 16:53:56

    "Alâmet-i kıyametten olan Ye' cüc ve Me'cüce ve Sedde dair, bir risalede bir derece tafsilen yazdığımdan ona havale edip şurada yalnız şunu deriz ki: Es kiden Mançur, Moğol unvanıy-la içtimaat-ı beşeriyeyi zîr ü ze ber eden taifeler veSedd-i Çinî 'nin yapılmasına sebebiyet ve renler,kıyamete yakın yine an-arşistlik gibi bir fikirle medeni-yet-i beşeriyeyi zîr ü zeber ede cekleri,rivayetlerde vardır.Bazı mülhidler derler:"Bu kadar aca ibi yapan ve yapacak taifeler nerede?"Elcevab: Çekirge gibi bir âfât, bir mevsimde pek çok kesretle bulunur.Mevsim de-ğiştikçe memleketi fesada ve-ren kesretli o taifelerin hakikat ları,mahdud bazıferdlerde sak lanıyor. Yine zamanı geldikçe emr-i İlahî ile o mahdud ferd-lerden gayetkesretli aynıfesad yine başlar.Güya onların haki-kat-i milliyetleri inceliyor, kop-muyor. Yine mevsimi geldikçe zuhur ediyor.Aynen öylede: Bir zaman dünyayı herc ü merc e-den "...

  • S.topuz

    24.12.2025 16:39:06

    ..."Şimdi Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın ihtilafatı ve sırrı şudur ki: Ehadîsi tefsir edenler, metn-i ehadîsi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Mehdiye veya Süfyaniyeyi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. Hem de o eşhasın şahs-ı manevîsine veya temsil ettikleri cemaate ait âsâr-ı azîmeyi o eşhasın zâtlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı hârika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas, hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidayeten Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın dikkatiyle, o eşhas-ı âhirzaman tanılabilir."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler - 344

  • Hüseyin Yılmaz

    24.12.2025 11:01:20

    ...bu konuda acaba kaç tane " ilim insanları " vardır...??

  • Arda Yıldız

    24.12.2025 10:19:56

    Bizim ülkemizde de liberallik güzellemeis yapanlar çok. Ve aydın kişi olarak geçiniyorlar. Bunlara karşı da dikkatli olmalıyız. Çok tehlikeliler.

  • Bülent Bektaş

    24.12.2025 08:26:28

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Şükrü bey

  • Cemal Özkaya

    24.12.2025 07:22:02

    Esed rejimi devrilmeden önce İsrail'deki Dürzi liderlerin, Esed rejiminin çökmesi durumunda Suriye'deki 700 bin Dürzi'ye liderlik edebilecek bir Suriyeli Dürzi arayışı içine girdiğini ve bu kapsamda, Esed'in ordusunda yer almış Tarık el Şufi'ye yöneldiklerini de dile getirdi. Askeri deneyimi olan 20 kişinin seçilerek rütbe ve görevlerin dağıtıldığını belirten yetkililerden biri, bu kapsamda Suriye'nin güneyindeki Suveyda ilinde "Askeri Konsey" adı verilen grup için çalışmalara başlandığını ifade etti. (Yeni Asya 24.12.2025) Bu da bahsettiğiniz projeler kapsamında olabilir mi. Önce göçlerle mıntıka temizliği sonra eni planlar.

  • İsmail Özdemir

    24.12.2025 07:02:33

    Tebrikler Süfyan ve B.deccalın tuzağını keşfetmeniz çok güzel olmuş

  • Demokrat Avrupa

    24.12.2025 02:05:50

    (2)2. Stratejik Mühendislik Ürünü Göç Greenhill, bu kavramla göçün doğal nedenlerle (kıtlık, savaş vb.) değil, stratejik bir hesapla tetiklendiğini savunur. Bu stratejinin genellikle dört amacı olduğunu söyler: • Mülkiyet gaspı: Bir bölgeyi etnik olarak temizlemek.• Ekonomik baskı: Hedef ülkeyi mali yük altına sokmak. • İstikrarsızlaştırma: Hedef ülkenin iç siyasetini karıştırmak.• Dış politika şantajı: "Eğer istediğimi yapmazsan, mültecilerin sınırlarını aşmasına izin veririm" tehdidi.

  • Demokrat Avrupa

    24.12.2025 02:05:17

    (1) Amerikalı siyaset bilimcisi Greenhill, özellikle göçün bir "silah" veya "siyasi baskı aracı" olarak kullanılması üzerine yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınmıştır. Greenhill'i önemli kılan temel noktalar şunlardır: 1. "Kitle Göçü Silahları" En bilinen eseri olan (Kitlesel Göç Silahları: Zorunlu Yerinden Edilme, Baskı ve Dış Politika) kitabında, mültecilerin nasıl birer "siyasi mermi" haline getirildiğini analiz eder. Greenhill'e göre bazı devletler veya gruplar, rakiplerinden siyasi, askeri veya ekonomik tavizler koparmak için kasıtlı olarak mülteci krizleri yaratır veya mevcut krizleri manipüle ederler.

  • Ahmet

    24.12.2025 01:28:04

    Zahiren bildiğimiz hadiseler. Fakat ilgilerini bilemiyoruz. Taki bize lazım olan doğru şekil ortaya çıksın. Allah razı olsun...

  • Abdürrahim

    24.12.2025 01:26:10

    Hocam Kur'an ve insanlık düşmanlarını deşifreniz çok güzel. Devamını diliyoruz.

  • Hüseyin T

    24.12.2025 00:32:14

    Göç, tarih boyunca insanlığın karşılaştığı temel bir olgu olmuştur ve çoğu zaman zorlayıcı şartların sonucudur. Savaşlar, ekonomik eşitsizlikler ve iklim krizleri, insanların yaşam alanlarını değiştirmek zorunda kalmasına neden olur. Bu süreçleri anlamak ve yönetmek için öncelikle empati, adil politikalar ve uluslararası işbirliği ön plana çıkmalıdır. Sorunları basit iyi-kötü kalıplarına indirgeyen yaklaşım yerine, insani değerler ve sürdürülebilir çözümler üzerinde durmak, toplumsal barış ve kalkınma için çok daha yapıcı olacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı

En Çok Okunanlar