"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sırlarıyla berzaha göçen kahraman... veya Abdülmuhsin Al-Konavi..

Şükrü BULUT
02 Aralık 2019, Pazartesi 02:00
Sesli mi yaşadı Muhsin Ağabey, yoksa sessiz mi? Bunu Berlinlilere sormak lâzım.

Hür Berlin Üniversitesi’nin anfilerinden, mescidinden, koridorlarından veya kütüphanesinden Abdül Muhsin Ağabey’i soranlar, daha doğru ve hakikatli cevaplar alacaklardır. Zira onu Berlin’de tanıyanların da, bazı perdelere takılarak yaklaşamadıklarını ve mahiyetini öğrenemediklerini, ömrünün son demlerinde anladık. Nurcuların yeni kuşağına Muhsin Ağabey’i soracak olursanız; yüzde doksanının “tanımıyoruz” cevabını vereceklerinden o denli eminim ki… Said Nursî ile göz teması kurmuş ağabeylerin bile efkâr-ı ammede teşhir edildikleri ve Bediüzzaman’ın “yükselen bir değer” olarak telâkki edildiği şu zamanda, Zübeyir’in yanında bir kahraman gibi Deccaliyet ve süfyaniyetle mücadele etmiş ve son nefesine kadar da cihadından, sadâkatinden, ihlâs ve takvasından, sebat ve Nurlar’ı neşir gayretinden zerre kadar geri kalmamış bu kahramanın Nurcularca tanınmaması, bilinmemesi ve misyonu itibariyle kendisinden haberdar olunmaması hususunda tek bir şey söyleyebiliyoruz: Kader sırlarla dolu bu ağabeye gözümüz önünde doksan seneye yakın bir ömür yaşattı da farkında olamadık. Rabbinden önce doksan dokuz, daha sonra yüz kırk altı sene ömür isteyen Al-Konavi, Avrupa’nın burçlarında altmış beş senedir dalgalandırdığı Kur’ân sancağını kıyamet saatine dek tutabilmek için,  zamanımızda bilinen en uzun ömrü dilemişti Allah’tan… Saidnursi.de‘deki konuşmasını izlerseniz mana daha da netleşir zihninizde…

ZÜBEYİR’İN İZİNDE…

Bediüzzaman’ın, dünyaya değişmem ifadesine mazhar fedakâr ve kahraman Zübeyir Ağabey’in yardımıyla Nur’a pervane olmuş Muhsin Al Konavi’nin Türkiye hayatını incelediğimizde, daima Zübeyir Ağabey ile meşveret içinde olduğunu görüyoruz. Liseyi bitirdiğinde, izini takip ile koşa koşa Afyon zindanının civarına gelir, polisin takibinden kurtulabilmek için kendisine bir manav tezgâhı açar, hapishaneye yakın. Odacıklardan oluşan evin üst katında Üstadına komşuluk ederken yine Zübeyir Ağabey ile beraberdir. Okulunun en çalışkan öğrencileri arasındaki Muhsin’in “tıp fakültesi” tercihini Nurlar’ın neşri ve hizmeti maksadıyla “Edebiyat Fakültesine”  kaydırmasında da Zübeyir Ağabey’in teşviki vardı. Edebiyat Fakültesi’nin felsefe bölümüne kaydını yaptırıp tekrar Afyon’a döndüğünde, Üstadının tahliyesiyle karşılaşmış ve ilk olarak o zaman müşfik ve muazzez Üstadıyla göz göze gelmişlerdi. Muhsin Ağabey, yine Zübeyir Ağabey’in teşvikiyle Nurlar’a hadim olmuş Ziya Ağabeyle İstanbul Fındıklı’daki odacığına dönerken, Üstad bu defa, isteğiyle Emirdağ’a gidecekti. Konya’daki yüksek maaşlı işinden istifa ile Üstadının yanında otuz kuruşluk tayinat bedeline koşan fedakâr Zübeyir Ağabey ile İstanbul Üniversitesi talebeleri arasındaki irtibat, kısa bir süre içinde sistemleşerek “matbuat” hizmetinin İstanbul’daki kuruluşunu netice verecekti. Teksirler, matbaa basımları ve ciltlemeler… Fedakâr, mahir ve kahraman Muhsin Al Konavi’nin Aytimur, Arun, Ahmet Ramazan ile başlattığı neşriyat hizmeti, “Gençlik Rehberi” mahkemesiyle bütün dünyaca duyulacaktı. Bu mahkemenin maznunları Ziya ile Muhsin idi. Beraatten sonra Emirdağ’ına dönen Bediüzzaman Hz.leri, teksir makinasının daha verimli çalışmasını Isparta kahramanlarına göstermek üzere Muhsin’i, daktilosuyla beraber Isparta’ya istemişti. Yedi aya yakın neşriyatta bütün hızıyla koşuştururken, Üstadından da hususî dersler aldı Abdülmuhsin.

Edebiyat Fakültesi’nde Nur hizmetleriyle koşuştururken, semavi dinler karşıtı İngiliz Müsteşrikin, Kur’ân ve İslâmiyet hakkında şüphe vermek üzere Fen Fakültesi’nde düzenlediği seri konferanslara karşı, Muhsin’in fenle ilgili âyetlerin Risale-i Nur’daki tefsirini bastırıp dinleyicilere dağıtması, üniversitede büyük yankılar uyandıracaktı. Ve Bernard Lewis’ in teşvikiyle Türkiye üniversite gençliğine şüphe vermek isteyen Müsteşrik, pılı pırtısını toplayarak İstanbul’u terk edecekti.

HİCRAN  BAŞLIYOR…

1953’ün yazında annesini ve babasını İstanbul’a dâvet eden Muhsin Ağabey,  onlarla bir daha görüşemeyeceğini de biliyordu belki… Kim bilir…

Kendisi, hicran tarihini bize 1953 olarak vermişti.  İstanbullu görgü şahitleri ise 1954 diye hatırlıyorlar. Keşan ve İpsala‘dan geçerek önce Gümülcine ve daha sonra İskeçe’ye gelen Muhsin Ağabey’in oralardaki Nur Talebelerinden önceden haberdar olduğunu tahmin edebiliriz. Anadolu’dan daha az tahribat görmüş Batı Trakya Müslümanlığı’nın geleneği ve atmosferi içinde, Garbî Trakya’nın klâsik medreselerinde Nurlar’ın da okunduğunu söylemek mübalâğa olabilir mi? Risale-i Nur’u buradaki Müslümanlara Türkçe neşreden Hafız Ali Reşat Ağabey ve talebelerinin resimlerini Tarihçe-i Hayat’ta görenler; Gümülcine ve İskeçe’deki hizmetlerde, Muhsin Ağabey’in gayretlerini elbette unutmayacaklardır. Zübeyir Ağabey kadar hareketli ve onun gibi serdengeçti olan Muhsin Ağabey’in burada (İskeçe) neşrine vesile olduğu” YOL” mecmuasını da tarih yazacaktı. Bu münasebetle aynı medresenin talebelerinden olup, Münih’te yıllarca Kur’ân hizmetinde koşuşturmuş Âdem Zihni Ağabey’i de rahmetle anmış olalım.

İskeçe’den Üsküp’e geçen Muhsin Ağabey’in bu güzel şehirde ne kadar kaldığını bilemiyoruz. Yalnız, onun buradan Üstadına yazdığı mektubun cevabında, Üsküp başta olmak üzere Bosna ve diğer Balkan şehirlerindeki Nur hizmetlerinin Almanya üzerinden olacağını yine kendilerinden duymuştuk. Berlin’de “Hür Berlin Üniversitesine” kaydını yaptırdığı yıllarda, daha çok mescit haline getirdikleri mekânda toplandıklarını ve bu mescidin hem medrese, hem buluşma mekânı ve hem de Müslüman talebeler için bir sosyal ortamı oluşturduğunu; Köln toplantısına geldiğinde anlatmıştı. 1990’ların ortasına kadar süren bereketli talebeliğinin en güzel meyvesi ise; toplumdaki istibdat, kaos ve anarşiye karşı Risale-i Nur modelini ortaya koyan doktora çalışması olmuştur.

Sonradan makberi olacak Berlin Şehitliği’nin ihyasında1956’da altı aya yakın bilfiil çalışması ve buradaki caminin açılışındaki gayreti, Avrupa’ya gelen Nur Talebelerinin ilk cami ve mescit faaliyetlerinde bulunmalarının sırrını da saklıyor. Abdulmuhsin Ağabey’in hayatında topladığı sırların bir kısmı, belki de vefatından sonra faş olacak. Sovyetler’in dağılmasına ve Demir Perde’nin açılmasına sebep olan Mihail Gorbaçov’un Perestroikasından önce gönderdiği mektubun mahiyetinden tutunuz, Galiçya’da Ruslarla savaşırken yaralanıp Berlin’de şehit düşen Osmanlı Subaylarıyla, “şehitlik”te kucak kucağa yatışına kadar. Bilimsel çalışmalarıyla Risale-i Nurlar’ı dünya ilim mahfillerine duyuran Şerif Mardin’i Berlin’e dâvet ettirmesinden, başta Papa olmak üzere birçok Katolik ve Protestan ilim adamlarına yazdığı mektuplara kadar… Oğlu Hamdi’nin İstanbul’daki sünnet merasimine zevcesi Cemile Hanım’ı gönderdiği halde kendisinin Türkiye’ye bir daha dönmemesi dâhil, daha nice sırların ortaya saçılacağı günleri bekleyip duracağız.

Gorbaçov’un Muhsin Ağabey’in mektubundan sonra Papa Johannes Paul ile görüştüğünü ve görüşmeden sonra dünya basınına; Muhsin Ağabey’in ”HİÇBİR MİLLET DİNSİZ YAŞAYAMAZ!” mealindeki özet cümlesini ilân ettiğini de sır olarak sonradan duyacaktık. 

“Kostroma- Berlin Hattı” seri yazılarında belirttiğimiz üzere; 1916 Şubatında Bitlis’te şehit olan Ubeyd kadar, 19 Kasım 2019’da Berlin’de manevî şehadete yükselen Muhsin Ağabey de “dehşetli ahir zaman dikdörtgenindeki misyonları” uğrunda, ebeveynlerini bir daha görmemek üzere koşarak geçtiler şu imtihan meydanından…

Okunma Sayısı: 2106
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zübeyir

    5.12.2019 17:39:39

    Allah razı olsun. Allah rahmet eylesin.

  • Sultan selim

    3.12.2019 23:41:08

    Teşrik i mesai etmenizin hüznü dile gelmiş satırlara dizilmiş. Gurbet gurbet içinde bir hal. Sadece okuyabildiklerimiz var orta yerde, hayatın gerçeğini ne kadar yansıtıyorsa artık. Erbabına artık, söylenmeyen ve yazılmayanlar

  • İ.Seyda

    3.12.2019 13:43:26

    Rahmetli Halil uslu Abi, hayatta olsaydı muhtemelen onun hayatına “sırlar alemi derdi. 90 yaşına yakın vefat eden bu mübarek ve muhterem abimizin, “Rabbinden önce doksan dokuz, daha sonra yüz kırk altı sene ömür” istemesi belki de attığı tohumların neticelerinin 40-50 yıl sonra ortaya çıkacağı dönem olacaktır. Dile kolay; aileden, arkadaştan ayrı kalmak ama hep üstadının hatıralarıyla yaşamak… 65 yıl Berlin sokaklarında “insaniyet-i Kübra”nın tohumlarının atılması elbet günü geldiğinde bahar çiçeklerinin açılmasına vesile olacaktır. Bu vesile ile hatıra gelen Halil Uslu Abiye de Abdülmuhsin abimize de Allah rahmet eylesin, mekanları cennetin en güzel köşelerinden biri olsun. Âmin…

  • Zeliha

    2.12.2019 19:28:47

    Elhamdülillah ümidim ve sevkim kuvvet buldu. Bu hizmet kimbilir ne hazineler saklıyor içinde. Sizin Berkin yazilarinizla da tevafuk oldu sanırım. Allah razı olsun devamını bekliyoruz. Rabbim heyecaninizi daim eylesin.

  • Demokrat Avrupa

    2.12.2019 18:27:21

    Sahte kahramanlar ve gercek kahramanlar. Gösteris meraklilari, bos yere gürültü cikarmayi sevenler, populizm asiklari, oldugu gibi görünmeyenler sözde kahramanlar bir tarafta, gösteristen uzak, sade hayati seven, Allah`in rizasindan baska birseyi gaye edinmeyen gercek kahramanlar diger tarafta.

  • Aykan

    2.12.2019 16:57:21

    Allah gani gani rahmet eylesin

  • Abdulkadir Turan

    2.12.2019 16:27:05

    Abdulmuhsin Alkonavî.Evet yaşayan ve belki de çoğumuzca tanınmayan,bilinmeyen,duyulmayan bir Nur müştâkı bir ağabeyimizdi.Kendimi bu konuda ciddi şekilde tenkit etmeliyim(onu tanımadığım daha doğrusu duymadığım,bilmediğim için).Davasına son derece sâdık ve davasında son derece sebatkâr olan Muhsin ağabeyimiz;Üstad'ın da mübarek duâsına mazhar olan ve Nur davasında her türlü zorluğa göğüs geren ağabeylerimizden biri.Ne mutlu ona ve onun gibilere.Allah ganî ganî rahmet eylesin,mekanını da cennet eylesin İnşaallah.Rabbim böyle Nur kahramanlarının da sayısını arttırsın İnşaallah.

  • Nur

    2.12.2019 16:03:00

    Çokça düşündüren bir yazı olmuş... Risaleinur un coğrafyası ile muhattap olduk. Allah razı olsun, bu hakikatlerin aşikar olması ümidi ile devamını bekliyoruz...

  • İsmail Cebecili

    2.12.2019 15:41:08

    Evet. Sırlarla dolu bir HAYAT...Tebrikler Şükrü Hocam.Bilmediklerimiz, tanımadıklarımız, az tanıdıklarımız, gizli kahramanlar araştırılmalı. Anlaşılıyor ki, sayıları çok. EVET; Komünizm 1989'larda çöktü. Ama, acaba hangi etkilerle, hangi çalışmaların, gayretlerin sonucu. Zira, elbette esbab; perdedar-ı kudret, aklın nazarında.

  • Abdülaziz BOR

    2.12.2019 15:08:51

    Almanların çalışkanlık.üretim ve katma değer açısından dünyanın en saygın milletlerinden olmaları dikkat çekicidir.Söz konusu bu milletin içinden İSLAMİYETİ KABUL EDEN ve MUHSİN ALEV gibi Kıymetli değerleri bağrında barındıran " BAHTİYAR ALMAN" unvanıyla Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin iltifatına mahar Almanya'nın Berlin Şehitliğinde medfun NEV'ı Şahsına münhasır SIRLAR ALEMİNİN yolcusu MUHSİN ALEV AĞABEYİMİZE; ALLAH RAHMET EYLESİN, MEKANI CENNET OLSUN.RUHUNA EL FATİHA.....

  • İhsan

    2.12.2019 14:24:58

    Zaman daha çok şeyleri bize gösterecek. Göremediklerimiz ve duyamadıklarımıza kavuşacağız. Alkonevi Ağabeyin bu garip yaşayışı ve garip ölümü, bir çok sırrın Nur talebelerinin yolunda aşikâra olacağını gösteriyor. Allah hepinizden razı olsun ve özellikle yazarımıza teşekkür ediyorum.

  • Süleyman

    2.12.2019 14:10:55

    Sırlarla dolu şu hayatta sırlarla yaşamanın gereği olarak bu ağabey, sırlara bürülü bir hayatı bizden gizlice yaşamış.Misyonunu tamamladıktan sonra tuyurun-hudrun misali gözlerimizin önünde, uçtu gitti sırlar alemine.Rabbim gani gani rahmet etsin.

  • Selim

    2.12.2019 13:22:47

    Bilemediğimiz çok hazineler varmış. Teşkkürler yeni asya.

  • Abdullah

    2.12.2019 11:18:30

    Büyük medeniyetleri hep muhacirler kurmuşlardır .Samimi çalışmaları inşallah gelecekte İslam medeniyetinin inkişafına vesile olur .C.Hakkın kuran da övdüğü muhacirlere komşu eylesin .Hiç duymadığım bu zatı bize tanıttığın için teşekkür ediyorum Şükrü Hocam Rabbim rahmetine nail eylesin. Selam ve dua ile..

  • HÜSEYİN İLHAN

    2.12.2019 08:56:27

    Allah razı olsun.Muhterem merhum ağabeyimizin hayatı serencamını okudum.Rabbim mekanını cennetülfirdevs ve kendilerini resulullah efendimiz SAV.başta olmak üzere üstadımıza ve nebilere komşu eylesin.Ne mutluki o vazifesini yapıp huzuru ilahiyeye vardı.Rabbim bizleride bu yolda daim etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı