"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üretemeyenler, demokrasi ve bağımsızlığa da ulaşamazlar...

Şükrü BULUT
26 Kasım 2021, Cuma
ÜRETEMEYENLER, ELBETTE TÜKETİMİN BİRER DEĞERSİZ PARÇASI HALİNE GELECEKLER…(3)

Üretim ve millî bağımsızlık meselesinde, hadiseye afakî baktığımızı düşünen okuyucularımıza hak veriyoruz. Bu konudaki arayışa merkezden muhite, enfüsten afaka, fertten topluma ve eneden tabiata doğru başlamış olsaydık, neticeye daha kolay gidebileceğimize biz de inanıyoruz.

Ayrıca daha çok, halkın dikkatini çeken üretimin maddî ve geniş boyutlarına takıldık. Üretimin maddî âleme çıkışından önceki merhalelerin daha önemli olduğu gerçeğini de geciktirmiş olabiliriz. Her meselemizde elimizden tutan Kur’ân’ın zamanımızdaki yegâne tefsiri Risale-i Nur’da; akıl nimetinden başlayarak; idrakin, tefekkürün, hayâl, tasavvur, proje ve fiiliyata dökülüş merhaleleri çok güzel ve anlaşılır biçimde izah ediliyor. Yazımızın çerçevesini çok aşacağından, yalnızca Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde akıl nimetine ve ona bağlı olarak tefekkür, tezekkür ve idrak fiillerine Rabbimizin bizi nasıl teşvik ettiğini de bu vesile ile hatırlamak istedik. Bilhassa âyet sonlarındaki akıl, idrak ve düşünceye yapılan vurgular, Allah’a inanmış nurlu fikirlerin hayatımızdaki ehemmiyetini bize bildiriyorlar.

Dünyanın, milletlerin, devletlerin ve hatta ailelerin üretimdeki başarıları dönüp akıl ve tefekküre dayandığına göre, bu zinciri ferdin tefekkür ve idrakinden başlatmak gerekiyor. 

Akıl nimetini inkişaf ettirmenin ve tefekkürü zenginleştirmenin yolu, Yaratıcımızı tanımak ve O’nun Zatını; sıfatları, isimleri, işleri ve tecelliyatıyla birlikte idrak etmekten geçtiğine göre, bunun için de müracaat kaynaklarına ihtiyaç duyacaktır, akıl. 

Said Nursî Hz.lerinin, Peygamberimizi (asm) anlattığı On Dokuzuncu Söz’ün girişindeki tanımın, kaynak meselemizi hallettiğini düşünüyoruz. 

Önce Büyük Kâinat Kitabı, sonra Kur’ân-ı Kerîm ve nihayet konuşan delil / kaynak olarak Hz. Muhammed (asm)… Hem birbirilerini ve hem de Allah’ı anlatan, izah eden ve isbat eden bu üç temel kaynağın her meselede bize öncülük ettiğine inanıyoruz. Bu üç kaynaktan istifade etmek isteyen akıl; elbette farklı okumalarda bulunacak… Mütalâalarda bulunacak… Araştırma ve tahkiklerde bulunacak… Bu muhteşem madenin işlenmesi veya işletilmesi bu üç kaynakla mümkün olduğu gibi, bu kaynaklardan istifade de ancak daimî okumalarla mümkün olacaktır. Düşünce dünyamızın bu çekirdek yaklaşımını büyüterek ağaca yöneldiğimizde; dünya medeniyetlerinin bu seyir üzerinden yükseldiklerini göreceğiz.

Kur’ân’ın önderlik ettiği medeniyetleri, çocuklarıyla, kurumlarıyla, muallim ve projeleriyle yukardaki ölçüler çerçevesinde incelediğimizde, İslâm Medeniyetinin Endülüs Emevisi başşehri Kurtuba zirvesine nasıl oturduğunu daha iyi anlıyoruz. Ve unutulmayacak diğer bir nokta… Günümüz medeniyetinin kendisiyle övündüğü Avrupa Medeniyetinin de Kurtuba’nın tefekkür tezgâhında yetişen bir şakirdi olduğuna, artık Batılı aydınlar da inanıyorlar. Skolastik Dönemi kilisesinin yanlışlarından kuvvet alarak bütün semavî dinlere itiraz eden on yedinci yüz yıl Materyalist felsefesi bu şakirtlerin yolunu saptırmasaydı, belki de hem üç yüz yıl savaşları, hem Fransız ihtilâli, hem Dünya harpleri ve hem de 21. Yüz yılın yaşamakta olduğu maddî manevî felâketler, sebepler noktasında ortaya çıkmazlardı, diyebiliyoruz.

Müslümanların günümüzdeki maddî problemlerinin kaynağında aklın veya düşüncenin; semavî dinlere karşı gelen fıtrat düşmanlarınca susturulması vardır, iddiamıza itiraz edenleriniz çıkacaktır. 

Akıl ve düşünceden taassup içinde uzaklaşmış medreselerimiz ile yeni fenlere ve mekteplere arkasını dönmüş tekkelerimizin son iki yüz senelik tarihçelerinde, yukardaki iddialara cevap teşkil edecek yüzlerce uygulamanın bulunduğunu düşünerek, tekrar “ÇEKİRDEĞE” veya toplumdan ferde dönmemizin zarurî olduğuna inanıyoruz. Aklı çalıştırmak ve düşünce üretmek için okumaya, usûle ve hürriyet içindeki müdavele-i efkâra olan ihtiyacı da vurgulayalım.

Başta Türkiye toplumu olmak üzere İslâm Âleminin; okuma, tefekkür, projelendirme ve teşebbüs oranlarının, Batı ile mukayese edildiğinde gülünç yerlerde kaldığını söylememize gerek var mı? Kitap’tan kaçıp görselliğin magazinliğine sığınmış kitlelerden ancak “tüketici bir toplum” çıkar. İki dakikada köşe yazısını ve en fazla on beş dakikada bütün gazetesini okumak isteyen toplumda düşünce üretimi eksinin altına düşmez mi? Fikrî tartışmalarını çoğu zaman sosyal medya paylaşımları üzerine bina eden, hissiyatın yönlendirdiği taassup labirentlerinde hakikati araştıranların; başta “DÜŞÜNCE ÜRETİMİ” olmak üzere hiçbir üretimde bulunamayacaklarını, öznelik yerine nesnede kalacaklarını ve şikâyetlerinin ise ne ecdat ve ne de ahfad tarafından ciddiye alınmayacağını söylememiz, inşaallah yanlış anlaşılmaz.

Semavî dinlere karşı gelen fıtrat düşmanı cereyanların “GLOBALLEŞME” yolu ile dünyayı hegemonyasına almaya çalıştıkları şu günlerde, hem makro ve hem de mikro düzeyde düşünmek zorundayız. Hile, gasp, hırsızlık ve faiz ile sahip oldukları kapital ile kurulmuş “DÜŞÜNCE” enstitülerinin mahiyetini araştıranımız oldu mu? Veya çok yüksek maaş veya rüşvetlerle dünyanın en zeki ilim adamlarını belli global yapılarının emrine alan büyük şirket ve vakıflarını… Uzağa gitmeye gerek var mı? Türkiye’miz gibi maddî geliri ve demokrasisi çok zayıf ülkelerdeki “ÖZEL OKULLAR VE ÜNİVERSİTELERDE” yetişen körpe beyinlerin söz konusu globalcilerce nasıl devşirildiğini araştıran herhangi bir devlete ait “MİLLÎ BİR PROJE” biliyor muyuz?

Meseleleri afakî konuşmanın kolay olduğunu biliyoruz. Fakat çözümün enfüsî dairede, fertte, ENE’de, tefekkürde, şahsî çalışmada, güzel ahlâkta ve teşebbüsteki düğümleri çözmemize bağlı olduğunu da biliyoruz.

Okunma Sayısı: 1016
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İ. Seyda

    27.11.2021 15:33:03

    B. Said Nursi’nin İktisad Risalesini yazdığı yıllarda Türkiye’de 5 Yıllık Kalkınma Planları ilk defa hazırlanıyordu. Neden Bediüzzaman bu risalenin girişinde hemen iktisad-şükür ilişkisini işliyor da iktisat-sanâyi bağlamına değinmiyor? Bugün küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve ahlaki krizin altında dünyevileşmeye yönelik hırs yatıyor denebilir. Tüketici davranışında israf, hem mikro iktisat açısından, ferdin tüketim ve tasar¬ruf dengelerini bozar, hem de makro iktisat açısından kaynakların dağılımını ve ekonomideki tasarruf ve tüketim oranlarını etkiler. Milletlerarası sahada da gelir dengelerinin bozulmasına yol açar. Bugünkü dünyada bir israf ekonomisi hüküm sürmektedir. İnsanlar devamlı tüketime teşvik edilmektedir. İhtiyacının üstünde tüketime yöneltilmektedir.

  • Abdulcelil

    27.11.2021 10:15:11

    Biz eskiden mısır ekerdik.. buğday ekerdik.. bereketli bir şekilde hasat kaldırırdık.. şimdi ekmeden devlet ekilmiş gibi çiftçiye para dağıtıyor.. biz millet olarak böyle davranırsak sonumuz elbette böyle olacaktır.

  • Nisan

    26.11.2021 18:41:04

    Artık olay Avrupa ve Asya boyutlarını aşmış. İnsan olarak yaşamak için mücadele şart. İnsanlık için dünya bir araya gelmeli.

  • Müteşekkir

    26.11.2021 17:46:21

    Almanya mühendislige dayali üretimde Dünya Birincisi, Ithalatta da öyle. Dünya Üniversiteler siralamasinda HEP zirvede bulunan Münih Teknik Üniversitesinden bir Profesör ilk sömesterde ögrencilerine söyle hitap eder. "Beyler sizler Dünya'nin en saygin Teknik Üniversitesinde bulunuyorsunuz bunun sizin omuzunuza yükledigi sorumluluk ve beyninize isledigi beklentiyi asla unutmayiniz. Bu ülke iki Dünya Savasinda yerlebir olmus yine Mühendislikte üstünlügüyle Dünya'da teknolojide birinci olmustur. Sizler de gelecegin aranan mühendisleri olacak bunu hic unutmayacaksiniz. Bakiniz Almanya'nin kurucusu ve Dünya'da ilk Sosyal Kurumlarin Kurucusu olan büyük Devlet yöneticisi dahi sahsiyet, zirve filozof Prens Bismarck ve ilkelerine NOKTA KADAR ATIF YOK. ISTE HOCALIK burada kendini gösteriyor.

  • Hüseyin

    26.11.2021 13:55:23

    Üretemeyenler, demokrasi ve bağımsızlığa da ulaşamazlar... Geniş ve derin manada sarsılmaz bir hakikati ifade etmekle beraber günümüzün  hukuk demokrasi ekonomi yönetim ve insan haklarıyla ilgili problemlerin çözüm adresini de ifade ediyor Veren el, alan elden  her zaman  üstündür..üretenler üretimden gelen gücünü sahaya yansıttıklarında hemen hemen her alanda  değişimi yenilenmeyi başlatırlar...

  • Hıdır Yıldırım

    26.11.2021 12:48:38

    Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde Ziya Paşa (İnsanın aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi, yaptığı işte görünür.) Hem maddi hem de manevi yönden üretken bir toplum olmanın yolu çok okumak ve çok çalışmadan geçer. Yazınızın son paragrafında güzel özetlemişsiniz. Teşekkürler.

  • Zeliha

    26.11.2021 10:55:56

    Allah razı olsun. Hem sosyolojik hem psikolojik açıdan çok incelenmesi gereken bir yazı olmuş. Hep üstünu örtmeye çalıştıkları en elzem meseleleri bir makalede bu kadar veciz bir araya getirmekte ancak Risale-i Nur un muvaffakiyetidir. En çok ihtiyacımız olan şey her zaman ki gibi yine okumak okumak..... Tebrik ederim.

  • Zeliha

    26.11.2021 10:51:20

    İnsanı faaliyetten alıkoymak için sefih yaşamı üstlerine boca ederken bir yandan oturduğu yerde boş kalmasın diye en cazip filimler oyunlar önüne koyanlar tabi ki üretimi istemez. Ne çok çalışıyorlar bunun için. Ustada derdi maişet için şikayete gelen talebelerine kendini örnek gösterip günlük ne kadar tükettiğini detaylı anlatması, üstümdeki sakoyu 7 sene önce eski aldım demesi bizim de dertlerimizi deva oluyor. Uygulayabilirsek tabii. Eğer tüketimden kendimizi kurtarıp aklı esas almaya başlarsak üretime de gecebiliriz sanıyorum. Kendi nefsimizden başlayarak kelebek etkisi ile dünyamizin aklı olup nuruyla hayatımızı aydınlatan peygamber efendimizin yolunda gitmeye bizim de çok çalışmamız lazım deme ki.

  • Sayhanur

    26.11.2021 09:38:04

    Bediüzzamanın hayatının her evresinde hürriyet ve demokrasiye yaptığı vurgu da bunu gösteriyor bence..

  • Nura

    26.11.2021 09:36:12

    Çok ilginçtir ki en çok düşünmesi ve tefekkür etmesi gerekenlere hipnoz uygulanıyor. Uyandırmak için seferberlik gerekli. Kaleminize kuvvet.

  • Muharrem

    26.11.2021 09:13:35

    Allah’ın mülkünde kendilerini malik zannedenler, ne mülke ve ne de Memlüklerine zarardan başka bir şey veremezler.

  • Haydar

    26.11.2021 07:52:16

    Şükrü hocam, Çok önemli bir konuyu ile almışsınız. Allah razı olsun. Üretmek, okumak, tefekkür. Yazının sonunda çözümü de yazmışsınız. Bütün yazdıklarınıza gönülden katılıyorum. Son nefese kadar üretmek, çalışmak ile ilgili Fahri kainat efendimiz peygamberimiz ne güzel bahsetmiş “ yarın öleceğini bilsen ağaç dikin”

  • H.ibrahim Karahan

    26.11.2021 02:44:49

    Allah razı olsun

  • Kağan

    26.11.2021 00:19:36

    Yazının başlığı, içindeki doğrulara güzel ayna olmuş. Geceniz mübarek olsun.

  • Mustafa Işıldak

    26.11.2021 00:05:58

    Çok doğru bir söz. "Üretemeyenler, demokrasi ve bağımsızlığa da ulaşamazlar..." Ne kadar donanımlı bir yazı maaşallah Şükrü abi.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı