"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vatanın bekası mı?

Şükrü BULUT
25 Mart 2019, Pazartesi
31 Mart mahalli seçimler meselerini “Beka meselesi“ olarak sloganlaştıran Cumhur ittifakı partilerinin, düşünce olarak çıkış noktalarını tam tesbit edemediğimizden, zülfüyare dokunur şeyler yazabilirim.

Hakikat dışı bir şey zuhur ederse sözlerimden, samimiyetimi şefaatçi gösterebilirim. Vatandaş, nihayet bir mahallî seçimdir, beka meselesi olarak yorumlanacak bir tarafı yok diyedursun. Tecrübeli “milliyetçi“ politikacılarımız işi vatanın elden gitmesine, millî birliğin parçalanmasına ve hatta Arap Baharındaki musîbetzede devletleri göstererek dahada korkutucu şeyler söylüyorlar. Anlaşılıyorki bu ülkede “millî birlik“ elden gittiği gibi, ahalinin anlayacağı “millî üslûp“ da kaybolmuş. Babil’in tebelbül akvamına benzer bir ara dönem mi yaşıyoruz? Zira, cümleler birbirine benzerse de, manalardaki çelişki gayet derin...

Bediüzzaman Hazretleri; bu zamanda herhangi bir devletin veya milletin yok edilmesinin imkânsıza yakın zor olduğunu söylüyor. Şayet “beka“ meselesiyle “bağımsız bir Türkiye“ kast ediliyorsa, bu da yoruma muhtaç bir nokta...

Soziopolitik meseleler üzerede çalışan araştırmacılar, artık hiçbir ülkenin bir başka ülkeden bağımsız yaşanması mümkün değil diyorlar. Amerika ve Çin gibi devletlerde, dünyamızın yeni düzenine entegre için sancı çekiyorlar. Hürriyet ve demokrasinin inkişafıyla, adaletli ve demokratik bir dünya için “Emperyalistler“ de büzülüp bir hizaya gelecekler. Neo Liberalistlerin global dev şirketleri parçalanarak millî demokrasilerin sınırlarına çekilerek; sömürü ve yağmalardan mecburen vazgeçecekler.

Fakat beyan ve siyaseti kirleten ifadelerden öyle anlaşılıyor ki; cumhur ittifakı kendi menfaatini vatan ve millet perverliğin merkezi olarak millete deklere ediyor. Ne zaman ki bu beylerin faydalarına bir mesele ters geldi; işte bu ihanettir onlarca...

Ülkede demokrasi olsaydı, “hukukun üstünlüğü“ prensibi yürürlükte olsaydı ve siyasetimiz 30-40 sene önceki siyasetin ahlâkî derecesine ulaşabilseydi; parti menfaatleriyle ülke menfaatlerini özdeştirenler hakkında yargı çokdan harekete gecmişdi.

Görüyoruz ki Neo liberallerin siyasî gelenek ve darbeleri bizde de harekete geçiriliyor: Fransa’da Macronu başkan yapmak istiyenler “Fillonu“ yargı ile bitireceklerdi. Brezilya ve Arjantin’de Neo liberalizme yeteri kadar çalışmayan siyasetcilerin yargı yoluyla uzaklaştırılmaları gibi veya Almanya’da demokrasi hesabına İslâmiyete pozitif baktığından 750 euroluk hotel masrafını bahane ederek cumhurbaşkanını istifaya zorlayan globalciler, bizde de Ankara’dan Mansur Yavaş olmak üzere birçok rakiplerini yargı kılıcıyla safdışı bırakma formatına geçmişler ve sonra da; bize ‘rey vermezseniz vatan elden gidecek’ nutuklarına sarılıyorlar.

DEMOKRASİ BEKA KORKUSUNU ORTADAN KALDIRIR

Küçücük, küçücük Avrupa ülkeleri... Hiçbirisinin beka derdi yok... Bizim onda birimiz kadar asker sayısı ve kolluk kuvvetleri olmadıkları halde... Bakın şu İsrail’e... Yeni Zelanda’ya veya başka bir demokratik ülkeye... Beylerimizin bizi korkutmak üzere dillendirdikleri şeyleri hiç konuşuyorlar mı?

Yine Bediüzzaman’a kulak verelim. Demokrasiyle devletin ebedî bir ömre kavuşacaklarını söylüyor. Şu “beka korkusuna“ kapılanlar demokrasiye “Bismillah“ diyebilselerdi ve ülkenin kan dolaşımını “demokrasimizin temel unsurlarıyla“ temizlemeye başlasalardı, hem kendi hastalıklarına ve hemde ülkenin dertlerine deva bulacaklardı.

Bedüzzaman’ın 1940’larda yazdığı bir mektubunda ifade ettikleri gibi “Herbir adam memleketiyle alâkadardır... fakat bu alâkadarlık... hükümetin menfaatini bazı Şahısların muvakkat siyasetlerine tabi etmek, belki aynını telâkki etmek çok yanlış olmakla beraber...” (Kastamonu L, s. 35) manaya uygun bir şekilde kendi menfaatini milletinin ve ülke menfati olarak görenlerin beka anlayışı bugüne kadar zarardan başka bir şey getirmedi.

Şimdi bu 12 Eylül hukukunu korumakta ısrarcı olan ve AB’ye karşı da savaş açan efendilerin beka dertlerinin kendi siyasî geleceklerinden başka birşey değildir, diyenlere siz olsanız ne cevap verirsiniz?

Okunma Sayısı: 2089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha

    25.3.2019 15:16:45

    Hak ve hakikati savunanlar nezdinde ne kadarda küçük düştüklerini anlamalarına da çok az kaldı. Asıl bunu anladıklarında ne yapacaklar nereye kacacaklar? Bunların şerrinden Allah bu vatanı ve milleti korusun.

  • Hüseyin

    25.3.2019 12:30:15

    Her ne kadar söylem "vatanın bekası" olsa da iktidarın on yedi yıllık icraatı ve mevcut fiiliyatının "koltuk bekası" nı gösterdiği aşikardır.

  • Fatma

    25.3.2019 12:28:22

    Belliki beka sorunu dedikleri kendilerinin nasil bir cukura dustukleri inin gostergesi hic birinin gayesi ulke yada demokrasi derdi degil surekli bir tehtid belliki altini cook kirletmisler guzel bir yazi olmus uyuyanlarda uyanir elinize yureginize saglik

  • Said ramazan

    25.3.2019 12:05:07

    Beka meselesinin şu yerel seçimlerde çok yanlış bir şekilde kullanılması,hem vatanın bütünlüğünü ve hem de milletin beraberliğini tartışmaya açmaktır ki, fevkalade zararlıdır.

  • Gündüz Alp-3

    25.3.2019 12:00:12

    İşte tam şimdi, esas bekayı değil, "Birinci Avrupa'yı temsil eden AB türü ittifaklara ilan-ı harp edenleri "Neden" diye sorgulamak icap etmez mi? Ama öyle bir algı ve hipnoz faaliyeti yapılıyor ki, uçuşa ve şahlanışa geçmiş, maddi-manevi bütün sorunlarını halletmiş, kendi kendine yeterli saygın, güçlü, itibarlı ultrasüper bir ülkenin o kadar çok kıskananı ve düşmanı var ki; beka sorunu yaşıyor! Mesela, onca arazisine, elverişli iklimine, müsait coğrafyasına rağmen tarımda ve hayvancılıkta dışa bağımlı hale getiren politika ve politikacıların "beka" sorunundan bahsetmesi o kadar saçma ve absürt ki.... Bu görülmüyor ve sorgulanmıyorsa....17 yıldır ülkeyi tek tabanca yönetip, hala gerçek anlam ve uygulamalarıyla demokrasi ve hukukun üstünlüğü hâkim kılınmamış ise... "Milli ve yerli" davası güdüp samana varıncaya kadar dışarıdan ithal ediliyorsa... Siyasal hayatta üslup, eylem ve söylemler yerlerde sürünüyor ise....Hangi bekadan bahsedilebilir ki?

  • Gündüz Alp-2

    25.3.2019 11:48:10

    Bahsini ettiğiniz ve bizden küçük Avrupa ve sair yerlerde bekanın esamesi bile okunmuyor, ismi telaffuz edilmiyor. Niye? Çünkü bir yandan demokrasi ve hukuk yerleşmiş, kurallarıyla işliyor. Diğer yandan da halk demokrasi ve bilinci ve kültürüyle kuru gürültüye pabuç bırakmıyor ve demokrasiye sahip çıkıyor. Bizde ise kendini "dindar" olarak lanse eden iktidar, dini eylem, söylem ve argümanlarla kendini hem dinin hem devletin gerçek sahibi imiş gibi gösterip, giderlerse din ü devletin de gideceğini iddia ederek toplumsal bir korku yayıyorlar. Korku gemiyle kitleleri gemlemek ve kendi etrafında kenetlemek istiyorlar. Şimdilik kısmen başarılı olduklarını da söyleyebilirim. Bediüzzaman'ın bir asır önceden söylediği şu hürriyetçi ve ittifakçı yüzyılda, devletler arası (müspet anlamda) dönüşümler ve değişimler kaçınılmazdır. Başka çare de çıkış yolu da görünmüyor.

  • Gündüz Alp

    25.3.2019 11:35:56

    Sayın Bulut, elbette beka meselesini dillerine dolayan, halkı onunla kokutan, manipüle ederek kendi safında toplamak ve bu suretle iktidar, güç ve saltanatlarını ibka etmek istiyorlar. Meseleye zaten başından beri böyle bakıyoruz. Politik İslamcı iktidar, 2002'de işbaşı yaparken hiç beka konusundan bahis açmamıştı. 17'nci iktidar yılında eğer gerçekten dedikleri gibi "beka" sorunu varsa (ki,biz olduğuna inananlardan değiliz) o vakit bu sorunu çıkaranların izini sürmek icap etmez mi? Tam tersine diyoruz ki, ülkede demokrasi ve hukuk sorunu vardır. Tek başına pek çok şeyi değiştirme gücü, imkanı ve fırsatı varken en evvel farbe anayasasını değiştirmeleri gerekirken bunu yapmayıp, önce ülkeye tekelci, tekçi rejimi getirmeleri "beka sorunu var" tezini kökten reddediyor. Zaten biz de inanmıyoruz. Onların ısrarla "beka" demesine karşılık biz de ısrarla "önce Demokrasi ve Hukuk" diyoruz.

  • Demokrat Avrupa

    25.3.2019 01:17:05

    Beka dertleri kendi siyasi gelecekleridir diyenlere, evet dogrudur deriz. Elbetteki hesap vermekten korkanlar elindeki devlet gücünü kaybetmemek icin elinden geleni yapacaktir. Bunu yaparkende helal ve haram, dogru veya yanlis dinlemeyerek bütün yollari ve yöntemleri kendi icin mübah olarak görecektir, aynen su anda yapildigi gibi....,

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı