"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Belediyelerin taziye hizmetleri

Süleyman KÖSMENE
21 Ağustos 2019, Çarşamba
Eyüp Aktaş: “Cenazesi olanlara belediyece belirli bir limitte pide ayran sağlanıyor. Cenazeye gelenler sayıdan fazla olduğunda cenaze sahibi imkânı yoksa bile borçlanarak pide takviyesi yapıyor. Yapmadığında ‘pide bile yokmuş’ diye taziyeye katılım sağlanmıyor. Bu durumun dini hükmü nedir?”

İKRAMI PAYLAŞMAK SÜNNETTİR  

Belediyelerin cenaze sahiplerine taziye çadırı açmaları ve taziyeye gelenlere pide-ayran hizmeti vermeleri, cenaze sahibi adına ev sahipliğini üstlenmeleri takdire şayan bir icraattır. Vatandaşın en hüzünlü anında yanında yer almaları asil bir davranıştır. Bu aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in (asm) sünnetinin, kamu kuruluşunca üstlenilmesi demektir ve vatandaşı ikrama, ihsana ve acıyı paylaşmaya da teşvik etmektir.

Ancak belediyelerin bu ikramı belirli bir sayıda tutarak cenaze sahiplerini yarı yolda bırakmamaları da bir o kadar asil olacaktır. Acısı olan vatandaşın, acı anında misafirleri için pide ayran aramaya gitmesi kolay bir iş değildir. Belediyelere çağrımız, cenaze sahibinden alacakları tahmini sayıya göre bu asil icraatlarını planlamalarıdır.

Sünnet olan, cenaze sahibini acısı anında ikrama zorlamaktan kaçınmak, ikram takviyesine ihtiyaç varsa, cenaze sahibi olmayan Müslümanlarca paylaşmaktır. Adam zengin olsun, fakir olsun, fark etmez. Sünnet olan budur.

Ancak yerleşen adet, bütün ikramı cenaze sahibine yüklemek şeklindedir. Cenaze sahibi de, ölen yakınının ruhuna hayır ve sevap gider inancıyla, ikramı üstlenmekten kaçınmamaktadır. Böylece bir Sünnet-i Seniyye görenek belâsına kaybolmaktadır.

Öyleyse bir çağrı da kendimize yapalım: Bu sünneti sadece belediyelere bırakmayalım. Cenaze sahibinin yakın çevresini teşkil eden bizler sünneti ihya edelim, ikramı paylaşalım. Taziye anında çok makbule geçiyor.

EŞİ ÖLEN KADININ İDDETİ   

Çorum Sungurlu’dan Nabi Alyakut: “Eşi ölen kadın dört ay on gün dışarıya çıkamaz mı? Bunun hükmü ve hikmeti nedir?”

Kur’ân, kocası ölen kadının ölüm iddeti beklemesini emrediyor. Ölüm iddetinden maksat bu süre içinde kadının evlenme yasağıdır.

Evlenme yasağı hem ölen kocaya saygıyı ifade ediyor, hem de böylece kadının ölen kocasından hamile olup olmadığı tamamen anlaşılmış oluyor. Eğer hamileyse çocuğun babası tereddüde yer vermeden tesbit edilmiş oluyor.

Kocası ölen hamile kadının iddet (bekleme) süresi doğum yaptığında sona erer. 

Bunu şu âyet hükme bağlıyor: “Hâmile olanların iddeti doğum yapmalarıyla tamamlanmış olur.” 1

Kocası ölen ve hamile olmayan kadının iddet süresi ise dört ay on gündür. Bu da Kur’ân âyeti ile sabittir. 

Âyet şöyle emrediyor: “Sizden, vefat edenlerin arkalarında bıraktıkları hanımlar dört ay on gün iddet beklerler. İddetleri sona erince, onların evlenmek hususunda meşrû şekilde yapacakları şeyden dolayı bir günah yoktur.” 2

Kocası ölen kadının iddet beklemesinden maksat, kendisine getirilmiş olan evlenme yasağıdır. Bu yasakla birlikte kadın iddet süresi içinde evlenme teşebbüsünde bulunamaz, birilerine evlenme talebini iletemez, kendisine gelen talebi olumlu veya olumsuz değerlendiremez, sokakta veya dışarıda evlenmekle ilgili işaret sayılacak bir tavır içine giremez. Talep gelmesini sağlayacak şekilde süslenerek dışarıda bu anlamda gezemez.

Yasak hükümleri bu davranışları kapsıyor.

Yoksa yasak bu kadını evine anlamsız biçimde kapatıyor değildir. Bu yasak ne kadına, ne kadının yakınlarına eziyet olsun diye konmuş değildir. Bu yasağı hikmetini anlamadan düz bir biçimde uygulayıp, kadının hayatını Cehenneme çevirmeye gerek yoktur. Yeni yasak üretmeye de gerek yoktur. Kadın koca bulacaksa bu gün evinde beklerken de bulur. Mesele salt evde bekleme meselesi değildir.

İddet süresi içinde evi dışında işi olan kadın edebini takınarak, dış elbisesini giyerek işine de gider, dersine de gider, zorunlu gitme ihtiyacı duyduğu her yere gider. Sadece kendini beğendirme anlamında en küçük bir çaba içinde olmaz. Evlilik yasağına riayet eder.

Dipnotlar:

1- Talak Sûresi: 4. 2- Bakara Sûresi: 234.

Okunma Sayısı: 1173
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    21.8.2019 14:40:01

    Cenazelerde başta ev halkı, sonra yakınları ve uzaktan gelen dostlar aç mı bırakılacaktır? Doyurulacaksa bunu kim yapacaktır? Elbette, köy dernekleri veya belediyelerin bu işi üstlenmesi tam bir "SÜNNETİ İHYA"dır ve bu işin en güzel şeklidir. Zira bu yemekten ev halkı da istifade etmektedir. Peki, bu kurumlar böyle bir organizeyi üstlenmemişler ise cenaze sahibi pide/pilav verebilir mi? Verirse bid'at işlemiş mi olur yoksa ANA BABASINA VEFASINI GÖSTERMİŞ ve ONLAR İÇİN GELEN SON MİSAFİRLERİ AĞIRLAMIŞ MI OLUR? Bence mücadele edilmesi gereken ASIL BİD'AT, DÜĞÜNLERDE -haram olduğu halde- hiç bir israftan ve adetten kaçmayan ama iş çok kuvvetli bir sünnet olan düğün yemeğine gelince, üstelik kendisine bahşiş ve hediye vermek için uzaklardan gelen dostlara bile sadece bir düğün şekeri verebilen, yani bizi bencilleştiren "VEREREK DEĞİL, HEP ALARAK MUTLU KILAN KAPİTALİST DÜŞÜNCE TARZIDIR"

  • A. AYDIN

    21.8.2019 14:29:55

    Bazılarının popülist yaklaşımlarla harama kadar götürdükleri bu pide/pilâv meselesini, İfrat ve tefrite düşmeden ele aldığınız için tebrik ederim. Ben de, çoğu müsteftînin sormadığı kısmı, müsadenizle onlara sormak istiyorum: Bizim "ÇOK SEVDİĞİMİZ" ve muhtemelen "MİRASINA KONDUĞUMUZ" birini, bizim gibi seven ve uzaklardan onu teşyi için gelen insanları, maddî imkanımız müsaitse, "BİR TELEFONLA SİPARİŞ" verip o misafirleri (evde değil) kabristandan aç göndermemeyi istemek günah mı? Sahabeden birinin annesi vefat etmişti. Oğlu Peygamber Efendimize gelerek: "Annem aniden vefat etti. O yüzden bir vasiyette de bulunamadı. Şayet konuşabilseydi, kendisi için sadaka verilmesini vasiyet ederdi zannederim. Onun adına şimdi ben sadaka versem, sevabı ona ulaşır mı?" diye soruca Hz. Peygamber (s.a.s): "Evet ulaşır" buyurdu. (Buhârî, Ve-sâyâ, 19; Müslim, Zekat, 51) Bu sahabi gibi biz de "vefat eden anne veya babam acaba ne yapmamı isterdi" diye de sorduk mu?

  • Cemal özkaya

    21.8.2019 05:35:08

    Faizle para çekerek cenaze sahipleri definden sonra yemek veriyorlar bazı yerlerde. 4.gün 40.gün 52.gün adı altındada ikramlar var ve bunlar dindenmiş gibi ciddi masraflarla yapılıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı