"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikate çağrı

Yasemin GÜLEÇYÜZ
27 Mayıs 2020, Çarşamba
“En serseri ve asrî bir genç dahi refika-i hayatını namuslu ister. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını istemediğinden bekâr kalır, belki de fuhşa sülûk eder.” (Hanımlar Rehberi)

Kur’ân’ın tesettür emrinin insan fıtratı temelinden ele alınarak yazıldığı orijinal tesbitlerle dopdolu eserlerden biridir Tesettür Risalesi. Eserde bir kurallar bütünü olarak tesettür emri anlatılır. Emir sadece başörtüsünden ibaret değildir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin “Tesettür Risalesi” isimli eserindeki ilginç tahlillerden birini de en başta zikrettiğimiz yukarıdaki satırlar oluşturur. Bediüzzaman Hazretleri tesettürsüzlüğün nikâhın azalmasının, fuhşun artmasının sebeblerinden biri olduğunu ifade eder.

Ülkemizdeki aile üzerine yapılan son istatistikler de yıllar içinde evlilik sayısının azaldığını buna karşılık boşanmaların arttığını gösteriyor. Evlenmeyi tercih edenlerin yaş ortalamaları da hızla artıyor. Ülkemiz yavaş yavaş Batı toplumlarının yapısına benzemeye başlıyor. Bediüzzaman Hazretleri’nin “İkinci Avrupa” olarak tanımladığı sefih medeniyet dizileriyle sineması, medyası, modası ile bütün dünyada tek tip bir sosyal yapı oluşturmaya çalışıyor. Hukukî alt yapıları da bunu dahil ediyor.

Son zamanlarda çokça tartışılan ülkemizin de şerhsiz imzaladığı “İstanbul Sözleşmesi”ni bu çerçevede değerlendirebiliriz.

BİRİNCİ AVRUPA’DAN YÜKSELEN SESLER

Bediüzzaman Hazretleri insan hak ve hürriyetlerine saygılı, beşeriyete sulh ve adalet temini için ilimlere çalışan Avrupa’yı “Birinci Avrupa” olarak tanımlıyor.

Sadece kadın ve aile konuları açısından birinci Avrupa’ya ait seslere zaman zaman yer veriyoruz. Suzan Venker bu seslerden biri.

Venker, 2013’de Fox News’ta yayınlanan “Erkeklere Karşı Savaş” başlıklı makalesinde günümüz kadınının 40 yıl önceki kadınlardan çok daha mutsuz, tatminsiz ve yalnız olduğunu belirterek “Kendi ayakları üstünde duran, güçlü ve sonunda hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış kadınlar neden hâlâ mutsuz?” diye soruyor. Yazara göre bunun sebebi kadınların erkekleştirilmesi.

ERKEKLER ORTADA YOK!

Venker, yaptığı araştırmada erkeklerin büyük oranda “Kadınlar, kadına benzemiyor ki” cevabına yer vererek şu rakamları paylaşıyor: ABD’de 1997’de evlenmek yuva kurmak istediğini, hazır olduğunu, uygun biri için bakındığını söyleyen kadın sayısı % 28’miş. Bugün (2013) o rakam % 37’ye çıkmış. Ancak tam aksine 1997’de evlenmek isteyen erkek sayısı % 35 iken artık % 29’a düşmüş. Halbuki bu arada kadın, işçi ve üniversiteli sayısı erkekleri geçti. Artık onlar da iyi kazanıyorlar iyi statüler elde ediyorlar. Ama artık “yuva kuracak erkekler” ortalıkta yoklar. Kadının güçlü paralı, statülü olduğu yerlerde de “duygusal ilişkiler ters gittiğinde” hep erkeğin suçlu olmaya devam ediyor olması ve boşanmanın erkek için “finansal tuzak” haline gelmesi ile artık erkeklerin evlilik kararını vermeleri hiç de kolay değil, diyor Suzanne Venker ve ekliyor: “Üstelik erkekler, kadınların yaşadığı her türlü mutsuzluklarından sorumlu olmaktan da yoruldular.” (https://www.lifesitenews.com/mobile/news/young-men-giving-up-on-marriage-women-arent-women-anymore)

HÜLÂSA

Gelişen olaylar her konuda olduğu gibi kadın ve aile konularında da Bediüzzaman Hazretleri’nin teşhis tahlil ve tedavisini doğruluyor!

Çünkü o Kur’ân’ın zamanımızdaki sesi...

Okunma Sayısı: 1373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı