"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din, kişi ve toplum için en temel ihtiyaçtır

17 Kasım 2021, Çarşamba
“Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası, ihyayı din ile olur bu milletin ihyası.”

Bediüzzaman’a ait olan ve Lemaat adlı eserde geçen bu söz, dünyaya nizam verecek derin anlamlar ihtiva etmektedir. Dinin fert ve toplum hayatında ne kadar önemli olduğunun şifrelerini taşıyan bu cümle, her binanın kapısına, bilbordlara, meydanlara, dağlara taşlara yazılsa yeridir. Zira din, kişi ve toplum için temel bir ihtiyaçtır. Gerçekten de hayatın hayatıdır. Bu ihtiyacı yok saymak, insanı ve hayatı yok saymak anlamına gelir.

Dinin insanları iyiye, güzele ve doğruya sevk ettiğini insaf ehli olan her insan kabul eder. Bütün emir ve yasaklarda fert ve toplum için bir fayda vardır. Zaten dinin gayesi, insanları doğru yola iletmek, adalet ve saadeti temin etmektir. Cehaleti, zulmü, sapıklığı ortadan kaldırmaktır. Din, gerek fert, gerek toplum için bu kadar hayatî bir öneme haiz olmasına rağmen, her devirde dine darbe vuranlar olmuştur. 

Geçmişte dine darbe, laikler eliyle vurulmuştu. Yanlış uygulanan laiklik anlayışıyla, dinsiz bir nesil yetiştirilmek istenmişti. Milletin kalbindeki imanı söküp atmak için kalplere atılan inkâr mikropları, Asrın Tabibi tarafından teşhis edilmiş, tedavi yoluna gidilmiştir. Vicdanlar üzerinde şiddetli bir baskı kurulduğu ve herkesin susturulduğu bir zamanda, Bediüzzaman gibi bir kahraman çıkmış, Kur’ân’dan terkip ettiği reçetelerle milletin kalp hastalığına çareler sunmuştur. Bu reçetelere müracaat edildiği ölçüde, milletin huzuru yerine gelmiş, millî bünye sağlığına kavuşmuştur. Terk edildiği zaman da, hastalıklar yeniden nüksetmekte, rahatsızlıklar artmaktadır. 

Devletin, kalplerdeki imanı söküp atmak için gösterdiği gayret ne kadar yanlış ise, devlet eliyle kalplere iman yerleştirmeye çalışmak da o kadar yanlıştır. Milletin dinî duygularının takviye edilmesi gerekmektedir, fakat bu iş devlet eliyle ve “dindar gençlik yetiştireceğiz” sloganı ile olmuyor. Başımızdakilerin dindar olması da, milletin kalp hastalığına çare değildir. Hatta, yanlış ve yersiz reçetelerle, milletin kalp hastalığı iyice şiddetlenmektedir. Siyaset yoluyla dine hizmet etmek istenmesi, aks-ül amel yapmaktadır. Zira, bu durumda işin içine riya giriyor, nifak giriyor, şikak giriyor. Devlet eliyle dini takvive edelim derken, takiyye devreye giriyor. Sonuçta hizmet değil, hezimet ortaya çıkıyor.

Halbuki, devleti yönetenler dinden elini çekse, dini takviye eden sivil toplum örgütleri bu işi rahatlıkla yaparlar. Cemaat ve tarikat adı altında yıkıcı, bölücü ve art niyetli olan bir takım unsurlar olsa da, milletin sağ duyusu ve feraseti, bunlara ehemmiyet vermez, hakikat olanlarını tercih eder. Özellikle Risale-i Nur Talebeleri rahat bırakılsa, içlerine nifak ve şikak sokulmadan hizmet etmelerine imkân verilse, İslâmiyet yeniden ilk zamanlarındaki saflığına ve haşmetine kavuşabilir.

Bugün yaşadığımız terör, cinayet, kapkaççılık, uyuşturucu bağımlılığı, kadına ve çocuğa yönelik şiddet gibi sosyal sancılarımız da dini ihmal etmenin bir sonucudur. İçinde bulunduğumuz sıkıntıların sebebi de, Risale-i Nur’da gösterilen ölçülerden uzak kalmak, Bediüzzaman’a kulak vermemekten kaynaklanmaktadır.

Maddî ve manevî hastalıkların bu zamandaki en kuvvetli ilâcı, Risale-i Nur reçetelerinde gösterilmiştir. 

İşte bu reçetelerden bir kaç tanesi:

“Bu asırda, milleti anarşilikten, tereddî ve tedennî-i mutlakadan kurtaracak yegâne çaresi, Risâle-i Nur’un esasatıdır.” (Kastamonu Lâhikası, s. 99)

“Dinin meseleleri terk ve fedâ edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı zaaf-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir.” 

(Divan-ı Harbi Örfi)

Okunma Sayısı: 1594
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı