"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihâd-ı Muhammedî (asm) ismi tahsis ve tahdit kabul etmez

Abdülbakî ÇİMİÇ
08 Şubat 2021, Pazartesi
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (70)

Bediüzzaman, “İttihâd-ı Muhammedî”  (asm) gibi içinde mübarek ve kudsî isimlerin, tâbirlerin geçtiği teşekküllerin dünya işlerine ve siyâset cereyanlarına bulaştırılmasının, âlet ve tâbi edilmesinin zararlarını söylerken, bir yandan da, bu gibi mukaddeslerin umûmun malı olduğu ve cihanşümûl değerler taşıdığını her vesileyle nazara vermeye çalışmıştır. İşte, bu cihetle “İttihâd-ı Muhammedî” (asm) ruhunu da ihtiva eden “İttihâd-ı İslâm” ile ilgili izahları şöyledir: “Tekraren söylüyorum ki, İttihâd-ı İslâm hakîkatında olan İttihâd-ı Muhammedînin (asm) cihetü’l-vahdeti Tevhid-i İlâhîdir. Peyman ve yemini de îmandır. Müntesibîni (bağlıları), umûm mü’minlerdir. Nizamnâmesi, sünen-i Ahmediyedir (asm). Kànunu, evâmir ve nevâhi-i şer’iyedir. Bu İttihâd âdetten değil, ibâdettir. İhfa, havf; riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazîfesi, ittihâd-ı İslâmdır.” 1 İttihâd-ı İslâm’ın, dolayısıyla İttihâd-ı Muhammedî’nin (asm) bütün mü’minlere şâmil olduğunu, bunun tahsis (ipotek) ve tahdit (sınırlama) kabul etmediğini dâvâ eden Bediüzzaman Hazretleri, Osmanlı tarihinde Sultan Selim’in de bu mânâdaki İttihâd-ı İslâmı hedef alıp tesis etmeye çalıştığını, kendisinin de “Sultan Selim’e biat etmişim. Onun İttihâd-ı İslâmdaki fikrini kabul ettim.” 2 mânâsındaki bir İttihâda dahil olup ittiba ettiğini açıkça ifade eder.

İttihad-ı Muhammedî (asm) ismi umûmun hakkıdır, tahsis ve tahdit kabul etmez

“İşittim, İttihad-ı Muhammedî (asm) namıyla bir cemiyet teşekkül etmiş. Nihayet derecede korktum ki, bu ism-i mübareğin altında bazılarının bir yanlış hareketi meydana gelsin. Sonra işittim, bu ism-i mübareği bazı mübarek zevat (Süheyl Paşa ve Şeyh Sadık gibi zatlar) daha basit ve sırf ibadete ve Sünnet-i Seniyyeye tebaiyete nakletmişler. Ve o siyâsî cem’iyyetten kat-ı alâka ettiler, siyâsete karışmayacaklar. Lâkin, tekrar korktum, dedim: “Bu isim umûmun hakkıdır, tahsis ve tahdit kabul etmez.” Ben, nasıl ki dindâr müteaddit cem’iyyete bir cihetle mensubum, zira maksatlarını bir gördüm; kezalik, o ism-i mübareğe intisap ettim.” 3    Ben zahiren buna (İttihad-ı Muhammedî Cem’iyyetine) teşebbüs ettim, iki maksad-ı azîm için:

Birincisi: o ismi tahdit (sınırlama) ve tahsisten halâs etmek ve umûm mü’minlere şümulünü ilân etmek; tâ ki, tefrika düşmesin ve evham çıkmasın.

İkincisi: Bu geçen musîbet-i azîmeye sebebiyet veren fırkaların iftirakının tevhid ile önüne set olmaktı. Vâesefâ ki, zaman fırsat vermedi; sel geldi, beni de yıktı.

Hem derdim: Bir yangın olsa, bir parçasını söndüreceğim. Fakat, hocalık elbisem de yandı ve uhdesinden gelemediğim bir yalancı şöhret de maalmemnuniye ref oldu.” 4 Demek ki İttihad-ı Muhammedî (asm) Cem’iyyeti gibi umûmun hakkı olan ve inhisar altına alınmaması gereken hareketler sırf ibadet ve Sünnet-i Seniyye cihetinde teşekkül etmelidir. Yoksa bu ism-i mübareğin altında bazılarının bir yanlış hareketi o mübarek isme ve unvana zarar verir. Öyleyse o ismi tahdit ve tahsisten halâs etmek ve umûm mü’minlere şümulünü ilân etmek gerekiyor. Tâ ki, ehl-i îmânâ tefrika düşmesin ve evham çıkmasın. Ayrıca ehl-i îmân arasında musîbet-i azîmeye sebebiyet veren grupların ayrılıklarını birleştirme ile önüne set olunsun.

İttihâd-ı İslâm olan İttihâd-ı Muhammedî (asm)

1909’da İstanbul’da kurulan İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem’iyetinin bir siyasî Cem’iyyet şekline dönüştürülmesi yönündeki arzu ve çabaları fark eden Bediüzzaman, gerekli teşebbüslerde bulunmakta gecikmez. O zamanki gazetelerde (Volkan) neşrolan ve bilâhare eserlerinde de yer alan bu meyandaki bazı ifadeleri muhtelif Risâlelerde yer almaktadır. İşte, Risale-i Nur’da geçen cihanşümûl mânâdaki İttihâd-ı İslâm ve İttihâd-ı Muhammedî (asm) tarifine dair söz ve izahların bir hülâsası: “...Hem de anlaşıldı ki, İttihâd-ı İslâm 5, umûm askere ve umûm ehl-i imâna şâmildir. Hariç kimse yoktur.” 6 “İttihâd-ı İslâm olan İttihâd-ı Muhammedî (asm) dediğimiz vakit, umûm mü’minlerin mabeyninde bilkuvve veya bilfiil sabit olan İttihâd murattır. Yoksa, İstanbul ve Anadolu’daki cemâat murad değildir. Amma, bir katre su da sudur. Bu ünvandan tahsis (tekel, ipotek) çıkmaz. ...Müntesibîni, umûm mü’minlerdir. Reisi de Fahr-i Âlemdir (asm).” 7 “İttihâd-ı Muhammedî (asm) olan İttihâd-ı İslâm’ın efkâr ve meslek ve hakikatını, efkâr-ı umûmiyeye arz ederiz. Kimin bir itirazı varsa etsin; cevaba hazırız.” 8

“İttihâd-ı İslâm” ile İttihâd-ı Muhammedî (asm)” müşterek ve birbiriyle aynı mânâyı ifade ediyor. Bediüzzaman “İttihâd-ı İslâm” ile “İttihâd-ı Muhammedî”nin (asm) aynı manayı ifade ettiğini; Nurcular’ın hem “İttihâd-ı İslâm”, hem de “İttihâd-ı Muhammedî (asm)” içine dahil olduklarına şöyle temas eder. “Hem mânen eski İttihad-ı Muhammedîden (asm) olan yüz binler Nurcular’la, eski zaman gibi farmason ve İttihatçıların mason kısmına karşı ittifakları gibi, şimdi de aynen İttihad-ı İslâm’dan olan Nurcular büyük bir yekûn teşkil eder.” 9 Ayrıca Ahrarlar ve İttihad-ı Muhammedî (asm) Cem’iyyeti’nden olanların da birbiriyle müttefik olduğunu “Eskiden nasıl Ahrarlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının çoklarını astılar.” 10 sözleriyle ifade eder.

İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem’iyyeti, 31 Mart Hadisesi bahane edilerek kapatılır. Bu Cem’iyyetin dindar üyelerinin çoğu Ahrar-ı Osmaniye Fırkası mensuplarıyla birlikte idam edilirler. İdamdan kurtulanlar ise, ağır hapis ve sürgün cezası ile cezalandırılırlar. Böylece Bediüzzaman’ın İttihâd-ı İslâm’ın bir mukaddemesi olarak görüp teşekkülünde üye listesinde bulunduğu İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem’iyyeti’nin fiilî ciheti akim kalmış olur. Bunda da muhakkak çok hikmetler vardır. İnşâallah gerçek mânâda İttihâd-ı İslâm’ın teşekkülü ve tesisinin tekrar tahakkuk etmesini Rahmet-i İlâhiye’den ümid ediyoruz.

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2020, s. 57. 

2- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2020, s. 125.

3- Eski Saîd Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfi), 2020, s. 124.

4- Eski Saîd Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfi), 2020, s. 125.

5- Volkan’da “İttihad-ı Muhammedî” olarak geçmektedir. 

6- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2020, s. 79.

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2020, s. 59.

8- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2020, s. 57. 

9- Emirdağ Lâhikası-II, 2013, s. 527. 

10- Emirdağ Lâhikası-II, 2013, s. 527.

Okunma Sayısı: 943
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    9.2.2021 19:58:30

    “Eskiden nasıl Ahrarlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler." Bu cümlenin tarihi arka pilanı mutlaka açıklanmalı.

  • Abdülbâkî Çimiç

    8.2.2021 17:19:09

    Allah razı olsun Mahir bey, önemli bir katkı yaptınız. Biz de iki ayrı ittihad-ı Muhammedi cemiyeti kuruluşu bilgisine ulaşmıştık. Yazı serisi içinde kısmen temas edecekken sizlerin kaynaklı olarak katkınız çok makbul oldu. Allah razı olsun.

  • Mahir

    8.2.2021 14:59:15

    Her ikisinde de Derviş vahdetinin ismi geçer. Birinci ekibin çalışmalarına ev sahipliği yapan Emirizadenin yeşil konağında Vahdeti ile Volkan Gazetesinin naşir-i efkarları olması hususunda anlaşmalarına rağmen, Vahdeti bunların siyasi amaçlarını fark ederek onlardan ayrılır. Ardından da kendisi aynı isimle dönemin önemli ulema, meşayih, mütefekkir ve mütefennin şahsiyetleri ile birlikte İttihad-ı Muhammedi Cemiyetini kurar. Volkan’ı da Cemiyetin naşir-i efkarı yapar. Üstadımızın “işittim ve nihayet derecede korktum” dediği İttihad-ı Muhammedi birincisidir. Ertuğrul Düzdağ’ın tercüme ederek yayınladığı Volkan Gazetesinin 36. Sayısında ve “İrtem, Süleyman Kâni, 31 Mart Hadisesi Ve Hareket Ordusu Abdülhamid’in Selanik Sürgünü,” haz. Osman Selim Kocahanoğlu, Temel Yayınları, İstanbul 2003. Sy. 77’de bu bilgiler mevcuttur. Selam, dua ve hürmetlerimle.

  • Mahir

    8.2.2021 14:59:01

    Sn. Çimiç İttihad- ı Muhammedi Cemiyeti ikidir. Birincisi Emirizade Ömer Lütfi Efendi ve arkadaşları tarafından kurulanı, diğeri de Bediüzzaman Hazretlerinin sonradan dahil olduğu, Şeyhülislamlardan Feyzullah Efendinin oğlu Şeyh Sadık Efendi ve Arap kökenli Sehl Paşa gibi zatların da içinde yer aldığı cemiyettir. Birincisi meşrutiyet karşıtı olup siyasidir. İkincisi meşrutiyet taraftarı olup ilmidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı