"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verir - Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî-7

Abdülbakî ÇİMİÇ
03 Ağustos 2026, Pazartesi
Şûrâ Suresi’nde Rabbimiz “Onların işleri, kendi aralarında şûrâ iledir.”1 emreder. Bediüzzaman da “Haklı Şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden, üç elif, yüz on bir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakikî ile, üç adam, yüz adam kadar millete fayda verebilir.”2 tespitini aktarır.

Bediüzzaman, İslâm cemiyetinin inkişafı ve hizmetlerin bereketlenmesi için meşveret ve şûrâ prensibine büyük ehemmiyet vermiştir. Ona göre şûrâ sadece bir karar alma yöntemi değil, aynı zamanda fertler arasında ihlâsı, kardeşliği ve tesanüdü tesis eden manevî bir esastır. Meşveretin meydana getirdiği birlik ruhu çok büyük neticeler verebilir. Çünkü hakikî manada yapılan bir şûrâ, fertlerin şahsî fikir ve menfaatlerini geri plana iterek ortak bir gaye etrafında birleşmelerini sağlar. Böyle bir zeminde herkes kendi nefsini değil, hizmetin maslahatını düşünür. Bunun neticesinde de ihlâs ortaya çıkar. 

İhlâs ise, hiçbir dünyevî menfaati hizmetinde niyet etmemektir. Yapılan işin yalnız hak ve hakikat adına yapılması, şahsî çıkarların ve gösteriş arzusunun hizmete karıştırılmamasıdır. İhlâsın bulunduğu yerde rekâbet, kıskançlık ve enâniyet zayıflar; kardeşlik ve samimiyet kuvvet bulur. Bu samimiyet ise tesanüdü ve birbirine destek olma duygusunu netice verir.

Bediüzzaman’ın verdiği “üç elif” misali bu hakikati çok güzel ispat ediyor. Arap alfabesinde elif harfinin ebced kıymeti birdir. Üç elif ayrı ayrı olduğunda toplam kıymetleri üç eder. Ancak yan yana gelip “111” şeklinde sıralandıklarında kıymetleri yüz on bire yükselir. Buradaki kuvvet, harflerin birleşmesinden kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde insanlar da ferdî ve şahsî hareket ettiklerinde sınırlı bir kuvvet ortaya çıkar. Fakat ihlâs ve tesanüd içinde birleşip ortak bir gaye etrafında çalıştıklarında, ortaya çıkan kuvvet sayıların çok ilerisine geçer.

Bu vaziyet maddî hayatta olduğu kadar manevî hizmetlerde de geçerlidir. Birbirine itimad eden, aynı gayeye yönelen ve aralarında samimî bir tesanüd bulunan birkaç kişi, sayıca çok daha kalabalık insanların yapamayacağı hizmetleri gerçekleştirebilir. Çünkü böyle bir tesanütte herkes diğerinin kuvvetinden istifade eder. Birinin ilmi, diğerinin gayreti, ötekinin fedakârlığı ortak bir havuzda birleşerek büyük bir kuvvet meydana getirir.

Bediüzzaman’ın “şahs-ı manevî” olarak ifade ettiği mesele de bu noktada ehemmiyetlidir. İhlâs ve tesanüd içinde hareket eden insanlar, âdeta tek bir vücut ve tek bir ruh hâline gelirler. Böylece ferdî kabiliyetlerin toplamından daha büyük bir manevî kuvvet ortaya çıkar. Bu kuvvet, hizmetlerin bereketlenmesine, tesir alanının genişlemesine ve daha kalıcı neticelerin elde edilmesine vesile olur.

Tarih boyunca büyük inkılâp ve gelişmelere pişdarlık eden hareketlerin çoğu, sayı bakımından kalabalık insanlarla değil; samimiyetle bir araya gelmiş küçük çekirdek kadrolarla başlamıştır. Bu vaziyet, muvaffakiyetin yalnızca sayıya bağlı olmadığını, asıl neticeyi belirten unsurun birlik, beraberlik, ihlâs ve tasanüd olduğunu göstermektedir.

Bediüzzaman’a göre haklı şûrâ, fertleri birbirine yaklaştıran, ihlâsı kuvvetlendiren ve tesanüdü netice veren bir prensiptir. İhlâs ve tesanüd sayesinde az sayıdaki insanlar bile büyük hizmetlere vesile olabilirler. Bu sebeple İslâm cemiyetinin kuvveti yalnız sayı ve nüfus çokluğunda değil; meşveret, kardeşlik, samimiyet ve ortak hedef etrafında kenetleşmelerindedir.

Dipnotlar

1- Şûrâ Suresi: 38.

2- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 356.

Okunma Sayısı: 164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı