"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveretin ruhu, meşveret-i şer’iyedir - Meşveret, Şûrâ ve Şahs-ı Manevî-4

Abdülbakî ÇİMİÇ
13 Temmuz 2026, Pazartesi
Evet, Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz, akletmeyi, tefekkür etmeyi, ibret almayı, bilgiyi, hak ve hakikati taharri etmeyi, hakikati taallüm etmeyi, cehâletten kurtulmayı, hususan “Hem âyât-ı Kur’âniye, başlarında ve âhirlerinde, beşeri aklına havale eder, “Aklına bak” der. “Fikrine, kalbine müracaat et, meşveret et, onunla görüş ki, bu hakikati bilesin” diyor.”1 ifadeleriyle meşveret etmeyi ve istişareyi emrediyor.

Bediüzzaman’ın “Ruh-u meşrutiyet, şeriattandır. Hayatı da ondandır.”2 tespiti ehemmiyetlidir. Bediüzzaman’ın bu sözü, hakikî meşrutiyetin esasının İslâm’ın adalet, meşveret, hürriyet ve hukukun üstünlüğü gibi esaslarından aldığını ifade eder. Meşrutiyetin ruhu bu prensiplere dayandığı sürece hayatını ve kuvvetini korur; şeriattan uzaklaştığında ise ruhunu ve hayatını kaybeder. Dolayısıyla meşrutiyeti ayakta tutan asıl kuvvet, İslâm’ın ortaya koyduğu adalet ve meşveret anlayışıdır. Bu nedenledir ki Bediüzzaman da meşvereti, meşveret-i şer’iye olarak şeriatın emrettiği ve tarif ettiği şekliyle kabul ve tasdik eder. Âlem-i İslâmiyet’in ukde-i hayatiyesini temin etmek adalet ve meşvereti hâkim kılmakla olur. Münazarat’ta meşveret-i şer’iye; “Onların işleri, kendi aralarında şura iledir.3 İşlerinde onlarla istişare et.”4 ayet-i kerîmelerinin tecellisi olarak tarif edilir. O vücud-u nuranî olan meşveret-i şer’iyenin, kuvvete bedel, hayatı haktır, kalbi marifettir, lisanı muhabbettir, aklı kanundur, şahıs değildir.”5

Meşverette hak, burhan ve akıl hükmeder

Nasıl ki, Saadet Asrı’nda ve Selef-i Sâlihîn zamanlarında hükümfermâ hak ve burhan ve akıl ve meşveret olduklarından, şek ve şüphenin hükümleri olmazdı. Hürriyet-i şer’iye ile meşveret-i meşrua Zaman-ı Saadet’te her şeyde hükümfermaydı. Hem de fikir alışverişi ve meşveretin güzelliğindendir ki; maksatlar ve takib edilen yollar, kesin delil üzerine yerleşip, her kemâle uzanan doğruluğu ispat edilmiş hak ile hakikati bağlamasıdır. Bunun neticesi “Batıl, hak suretini giymekle efkârı aldatmaz.”6

Eski zamanlarda âlimler, baskıcı yöneticileri taklid ederek kendi fikirlerini kabul ettirmek için bir nevi istibdâd yöntemi uygulayabiliyordu. Şimdi ise zaman meşrutiyet(meşveret-cemâat) zamanı olduğundan, hüküm sâhibi şahs-ı mütehakkim değil, meşveretin ruhu olan haklı şûrâdır. Hem de umumî fikirler, meşverette feverân edip ortaya çıksa, diken ve çer çöp makâmında olan bazı yanlış fikirler ve sahîh olmayan görüşler, reddedilen ahvaller, daha çok isabetsiz fikir sahiplerinin taassup veya dikkatsizliklerinden hâsıl olan cehl-i mürekkebin yanlış beyanlarını izâle ederek, sâfî ve berrak İslâm hakikatlerini bütün fikirlere ve kalblere icrâ ve tatbîk edecektir.

Meşverette rey-i vâhid yoktur

Meşverette rey-i vâhid yoktur, heyetten sual edilir. Heyet, ‘ne için?’ der; ona, ‘Ne istersin?’ denilir. Dertler ve sualler dinlenir. Çare ve çözümler aranır. Meşrutiyet(seçimle gelen şûrâ meclisi)meşverete düştüğü vakit, fikr-i hürriyet meşvereti her vecihle uyandırır. Meşverette hüküm ekserindir. Meşverete katılan liyâkatli kişiler hürdür, hiçbir tesir altında kalmamak lâzımdır. Kişiyi hürriyetteki irade-i cüz’iye ile istibdad ve tahakküm yangınından kurtaran meşveret-i şer’iyenin mayası ile mayalanmasıdır. Demek, hâkim hürriyet-i şer’iye ile meşveret-i meşruaya tâbi olanlardır. Her şeyde meşveret hükümferma olmalıdır. Meşveret-i umûmiye dahi gözcüdür. Hem de İslâmiyeti daima tecelli ve fikirlerin genişlemesi ve yayılması nispetinde hakikati ortaya çıkaran, yalnız İslâmiyetin hakikat üzerinde olan teessüs ve delil ile kuşatması akıl ile meşverettir.

Dipnotlar:

1- ESDE, Hutbe-i Şamiye, s. 240.

2- ESDE, Münazarat, s.168.

3- Şura Suresi: 38

4- Âl-i İmran Suresi: 159

5- ESDE, Münazarat, s.209

6- Muhakemat, s. 60.

Okunma Sayısı: 144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı