"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’a göre meşrutiyet ve meşveret-i şer’iye - Meşveret, şûrâ ve sahs-ı manevî-6

Abdülbakî ÇİMİÇ
27 Temmuz 2026, Pazartesi
Bediüzzaman, meşrutiyetin ruhunun meşveret-i şer’iye olduğunu söyler. Meşrutiyet, adalet, meşveret ve hürriyet rejimidir.

O, Meşrutiyeti yalnızca bir yönetim şekli olarak değil, İslâm’ın temel prensipleriyle uyumlu bir toplumsal sistem olarak değerlendirir. Onun nazarında Meşrutiyetin özü ve ruhu, Kur’ân’ın emrettiği meşveret, adalet ve hürriyet esaslarına dayanır. Bu sebeple meşrutiyeti, Batı’dan alınmış yabancı bir sistem olarak değil, İslâm’ın ruhunda mevcut olan prensiplerin asrın şartlarına muvafık bir tezahürü olarak görmüştür.

Bediüzzaman, “Meşrutiyet ve Kanun-u Esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir”1 diyerek meşrutiyetin mahiyetini açıkça ortaya koyar. Ona göre meşrutiyet, keyfî idarenin yerine hukukun hâkim olduğu, şahısların değil prensiplerin üstün tutulduğu bir idare şeklidir. Bu sistemde yöneticiler de kanuna tâbidir; adalet herkes için geçerli bir ölçü hâline gelir. Bu nedenle Meşrutiyetin korunması ve yaşatılması, toplumun huzur ve saadeti için büyük önem taşımaktadır.

Bediüzzaman’ın düşünce sisteminde meşveret, meşrutiyetin temel esasıdır. İstişareye dayanan bir yönetim anlayışı, hem fertlerin hem de toplumun fikir ve kabiliyetlerini ortaya çıkarır. Böylece kararlar bir kişinin fikrine göre değil, ortak akla dayanır. Ortak aklın hâkim olduğu bir toplumda ise hata ihtimali azalır, adalet kuvvet bulur ve milletin ilerleme hızı artar.

Meşrutiyetin toplum üzerindeki etkilerini anlatırken Bediüzzaman, hürriyet fikrinin önemine dikkat çeker. Ona göre meşrutiyet hükümet sistemine yerleştiğinde, hürriyet düşüncesi toplumun bütün katmanlarına yayılır. İnsanlar düşüncelerini daha rahat ifade eder, ilim ve sanat gelişir, farklı meslek ve topluluklar kendi alanlarında daha verimli çalışabilirler. Böylece meşrutiyet sadece siyasî bir gelişmeyi meydana getirmez; aynı zamanda sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda da toplumun ilerlemenin önünü açar.

Bediüzzaman, meşrutiyet zamanının istinad ettiği esasları da dikkat çekici ifadelerle sıralar. “Zaman-ı meşrutiyetin zenbereği, ruhu, kuvveti, ağası haktır, akıldır, marifettir, kanundur, efkâr-ı ammedir.”2 Bu ifadelere göre meşrutiyet zamanında hak elde etmek ve söz sahibi olmak; soy, makam veya servete değil, hakka, bilgiye, akla ve umumî kabule dayanır. Böyle bir sistemde insanların yükselmesi, sahip oldukları ilim, fazilet ve kabiliyet nisbetinde gerçekleşir. “Kimin aklı keskin, kalbi parlak olursa o yükselecektir”3 sözü, liyakat ve ehliyet anlayışını öne çıkaran önemli bir prensiptir.

Bediüzzaman, İslâm dünyasının ve hususan Asya kıtasının geri kalmışlıktan kurtuluşunu da meşrutiyet ve hürriyet prensiplerine bağlar. Ona göre asırlardır çeşitli baskılar altında kalan Müslüman toplumların yeniden yükselişe geçebilmesi için hür düşünceye, istişareye ve adalete dayalı bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Bu sebeple “Asya’nın bahtını, İslâmiyetin talihini açacak yalnız meşrutiyet ve hürriyettir”4 demiştir.

Ancak Bediüzzaman’ın savunduğu hürriyet anlayışı sınırsız ve başıboş bir serbestlik değildir. O, hürriyetin “şeriat-ı garranın terbiyesinde kalmak şartıyla”5 faydalı olacağını belirtir. Yani hakikî hürriyet, insanı nefsin esaretinden kurtaran, başkalarının hukukuna saygıyı esas alan ve ahlâkî sınırlar içerisinde yaşayan bir hürriyettir. Bu anlayışta hürriyet ile sorumluluk, hak ile vazife birbirini tamamlar.

Bediüzzaman’a göre meşrutiyet; adaletin hâkim olduğu, meşveretin esas alındığı, hukukun üstün tutulduğu ve hürriyetin ahlâkî değerlerle desteklendiği muvazeneli bir yönetim anlayışıdır. İslâm toplumlarının ilerlemesi, birlik ve huzura kavuşması da ancak bu esasların hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.

Dinotlar:

1- Divan-ı Harb-i Örfî, s. 21.

2- Age., s. 32.

3- Age., s. 32.

4- Muhakemat, s. 39.

5- Age., s. 39.

Okunma Sayısı: 188
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı