"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acemi esnafa nüfuz ticareti

Ahmet BATTAL
25 Nisan 2021, Pazar
Bir bakıyorsunuz, “cebime koin, hepsini koin” dâvetine uyan ve elindekileri koyan bütün koyunları dolandırıp yurt dışına kaçtığı söylenen Fatih Faruk Özer adlı gencin arkadaşları ile birlikte İçişleri Bakanı’nın yanında ve makamında çekilmiş fotoğrafı ortaya saçılıyor ve koskoca Bakan işi gücü bırakıp açıklama yapmaya mecbur bırakılıyor.

Başka bir gün, kokaine benzeyen pudra şekeriyle devleti kandırdığı ve cebini ve kasasını nüfuz ticaretiyle doldurduğu anlaşılan bir başka gencin neredeyse bütün siyasetçilerle fotoğrafı çıkıyor. 

Diğer bir gün, bakan olarak atanan Derya Yanık Hanımefendi’nin Adnan Oktar’ın yemeğinde onunla sohbet ederkenki fotoğrafı servis ediliyor. 

Bunlar son bir iki haftanın skandalımsıları.

Sayıları arttırılabilir. 

“Eeee ne var bunlarda” diyecek bazıları.

Doğru. Bunlarda bir şey yok. Herkes herkesi ziyaret edebilir. Siyasetçi herkese şirin görünmeye çalışabilir. Zaten “masumiyet asıldır”, “suç ve ceza şahsidir” vs. vs. 

Tamam, ama…

Aynı günlerde Ankara’da bürokratların adlarını ve odalarını ve hatta kendilerini “kullanarak” arsa spekülasyonuyla para kazandığı iddia edilen birilerine yönelik olarak büyük bir adlî operasyon yapılıyor.

Buna ne diyeceksiniz? Bu da mı normal? Bu da mı gol değil?

Mesele nüfuz ticaretidir. 

Mesele devletin büyütülmesi, hantallaştırılması ve besili koyun haline getirilmesidir. 

Mesele devlet geleneğinin birilerince yıkılması ya da birilerinin üzerine yıkılmasıdır. 

Devletin devlet olmaktan çıkması ve bazı yerlerde bir tür mafyasever Devlet’e dönüşmesidir. 

Karnemizdeki “hâl ve gidiş” notumuz bu iken bir kısım muhalefet işi gücü bırakmış 23 Nisan’ı nasıl kutulayacaklarını tartışıyor. 

Bu kafayla giderlerse kutulamak da paketlemek de az kalır. 

Yok neymiş, Erdoğan yıllardır 23 Nisanlarda Anıtkabir’e gitmemişmiş. 

Devlet çöküyor, bizim izansız muhalefet, birilerince ikinci M. Kemal yapılmaya çalışılan birinin birinci M. Kemal’in mezarına neden gitmediğini sorguluyor. Ne mesele, ama…

Biz de gitmedik. Ne olacak şimdi?

Birileri iktidarı kötüye kullanarak TBMM’nin ruhuna kibrit suyu dökmeye çalışırken güya muhalif öbürleri de can çekişen Meclisi cansız Anıtkabir ziyaretiyle kurtarmaya çalışıyor. 

Ey muhalefet, sen neden gidiyorsun o kabre, önce onu izah et. Türbe mi orası? Öyleyse hangi dinin evliyası var orada? 

Avrupa’daki devletlerin “kurucuları” ya da “kurtarıcıları” yok mu? Var. Hatta her şehrin ve neredeyse herkesin kendine göre kahramanı var. Bizim anıtkabirimiz ve ziyaret ritüeli saçmalığımız hangisinde var? 

Hür Avrupa’da kimse devlet görevlisini ve siyasetçiyi bu saçmalıklar üzerinden sorgulamıyor. 

Tamam, “sevgiye mezar kazılır”. Hem sevenin gözünden “iki damla yaş” da süzülür. Ama “muhabbete mecburiyet” yakışır mı? 

Evet derseniz “beni sevin, bu bir emirdir” diyen despot bir Reisten ne farkınız kalır. 

Okunma Sayısı: 1852
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı