"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Akademi ve eleştiri hakkı

Ahmet BATTAL
11 Şubat 2021, Perşembe
Aşağıda aktaracağımız tesbitlere bazı internet okuyucularımızın “bu solculardan başka ne beklenir ki” türünden kategorize edici kalıplarla yaklaşacağını iyi biliyoruz. Ama biz fikre değer veriyoruz. Bu sebeple yazalım.

BirGün’ün haberine göre Demet Sayınta tarafından İnsan Hakları Okulu için hazırlanan bir raporda şu tesbitler yer almış:

“AKP döneminin toplumsal, siyasal ya da iktisadî eleştirisini yapmak OHAL dönemi ve sonrasının yeni tabusu haline gelmiştir. Söz konusu çalışma alanlarını kapsayan tezlerin başlıklarının, YÖK kurullarının dikkatini çekmeyecek biçimde değiştirilmesi, derslerde Türkiye üzerine örnek vermekten kaçınma ve tartışma konularını yurtdışından örneklere yönlendirme, OHAL sonrasının en sık yaşanan sansür, oto-sansür uygulamalarındandır.” 

Bunların tümü ve daha fazlası doğrudur. Doğruluğu tecrübeyle sabittir. 

Aslında akademi konuşuyor da “şimdilik” karnından konuşuyor. 

Akademiden yükselen fısıltıları biraz dikkatli dinleyen herkes duyuyor. 

Zira herkes biliyor ki bir şey kuşatıcı hale gelirse varlığı anlamsız hale gelir. Zira o şey bu yolla bir anlamda kendi kendisini imha eder. 

AKP’lilik de öyle. Akademinin değerlerinden bir değer olmaktan çıkıp “kuşatıcı değer” haline geldiğinde kendi öz değerini kaybedecekti. Bu oldu.

Olgunun gelecekteki görünürlüğü şimdiki “Erdoğan gider AKP biter” önermesiyle ortaya koyulmuş oluyor. 

Bunun “Özal gider ANAP biter” önermesinden farkı var. “Özalcılık” milletin birbirini kırması için bir alet idi, ama “ANAP’lılık”ın ideolojik altyapısı oldukça zayıftı. 

Oysa Erdoğan ve AKP bu yönden daha farklı. İşin içinde yerli ve millî din soslu ideoloji de var. 

Bunu şuradan da biliyoruz: Akademisyenler arasında en “AKP taraftarı” olarak bilinen akademisyen bile arkadaşları arasında siyasî bir konuya giriş yaparken “ben AKP’nin yanlışlarını da söylerim” diyerek başlıyor.  

Bu giriş aslında geleceğe yatırım. İleride “sen de AKP’liydin” denildiğinde “hayır ben aslında AKP’li değildim” diyebilmek için hazırlık. 

Bu durum bazı üniversitelerdeki bir örneğe benziyor: 

Bazı üniversitelerde öğrenci kantininde her masaya herkes oturabiliyor. Göz önündeki bir köşedeki bir masaya ise sadece bazı kişiler oturabiliyor. O masaya sahip çıkan öğrenciler kendilerini “üniversitenin sahipleri” olarak görüyorlar. 

Diğer öğrenciler ise biliyorlar ki onların sahip olduğu fikir aslında müzakereye ve teklife açık bir fikir değil. Kuşatıcı ve empoze edici bir “sahte fikir”. Bu sebeple de mensupları o gruba gerçek bir fikir ekolü olduğu için değil güç ve iktidar sahibi olmak için giriyor. 

Bütün bunlar üniversitenin üniversalitesine zıt. Dolayısıyla akademik özgürlükler açısından da vakti geldiğinde asla dönüş kaçınılmaz. 

Bütün zayiata rağmen normalleşmeyi istiyor, umuyor ve bekliyoruz. 

Okunma Sayısı: 1287
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    11.2.2021 07:55:35

    "Hak neşv-ü nama bulacaktır, velev toprak altında gizlense de." fehvasınca, "karnından konuşmalar", günü gelecek konuşan Akademi ve konuşan Türkiye'ye dönüşecektir, inşaallah. Kelâm hürriyetinin tadını ve kıymetini bilen, neyyîr-i nur öncüler mihmandarlığında biiznilllâh... Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı