"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’nın kutsalı, Kutsal’ın atası

Ahmet BATTAL
21 Mayıs 2022, Cumartesi
Eskişehir Seyitgazi Kaymakamı Kutsal Baytak Hanımefendi 19 Mayıs günü yayınladığı kısa bayram mesajında adını üç defa vererek M. Kemal’i övmüş. Ama ikisinde yanlış yazmış: Atatark ve Atakürk.

Hücumlar ve eleştiriler üzerine de düzeltme ve özür mesajı yayınlayıp “klavye hatası” mazeretine sığınmış. 

Uzun metindeki başka kelimelerde hata yok. Ama bu kelimenin üç yazılışından ikisinde hata var. Yani bu şüpheyi davet eden bir durum. 

Zaten arkada M. Kemal fotosu olmasına rağmen makamında çekilmiş fotoğrafı da “ben Kemalistleri sevmiyorum” diyor. 

Bu olay, bize, şimdi “sarayın hatırlısı” olan Prof. Dr. Şükrü Karatepe’nin, Kayseri’de belediye başkanlığı döneminde 1996 On Kasım’ındaki çelenk merasimi sonrasında M. Kemal hakkındaki ve daha da önemlisi ondan kurtulma isteğinin biçimi hakkındaki samimi duygularını saf ve temiz şekilde dışa vurarak söylediği şu sözler sebebiyle hapis ve siyasi yasaklılık cezası almasını hatırlattı: 

“İnancımıza saygı duyulmadığı, sövüldüğü bir dönemde, içim kan ağlayarak, bugünkü törenlere katıldım. … Bu düzen değişmeli. Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz. Gün ola, harman ola, Müslümanlar içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmesin.”

Biz kendisine ve o kafadakilere “daha ne kadar bekleyeceksiniz” diye sormayacağız. Ayıp olur. 

Bu soruları, sadece Anıtkabir’e sık gitmemeyi başaran ama kendisinden başka bütün liderleri ve hatta sivil toplum örgütlerini ve bilhassa son yıllarda AKP teşkilatlarını neredeyse çarşafla oraya doldurmayı başaran Erdoğan’a da sormayacağız. 

Muhataplarını “biz Müslümanlar ve diğerleri” olarak ayıran eski Karatepe’den bu yana Türkiye’de neler oldu? Neler değişti?

“Evliya aktablarına merci” olmasını beklediğimiz başörtülü hanımlar devlette “sıradan”laştılar, kaymakam ve nihayet “adi valiler” oldular. 

Ama arkalarını demokrasiye değil devlete ve “tek adam” ideolojisine dayadılar. 

Bu yüzden de makam koltuklarının arkasındaki duvarda üstten bakan “o mutlu bakışıyla” M. Kemal hiç eksik olmadı. 

“Arkanıza illa asacaksanız eşinizin çocuğunuzun fotoğrafını asın, benimkini veya başkasınınkini değil” diyen bir Zelensky’miz bile olamadı. 

Muhataplarını “biz muktedir dindarlar ve diğerleri” olarak ayıran ve muhaliflerini yapabiliyorsa “…öcü”lükle ve hiç değilse “zillet”le damgalayan bir koalisyon siyasetine eriştik! 

M. Kemal sevgisi konusunda kim samimi kim değil? Bunu bilemiyoruz. 

Kendi “tek adam”larını maziye gömmüş olan demokrat devletlerin efsane kulübü olan AB’ye girebilmiş olsaydık çoktan bu mesele de hallolmuş olacaktı. Hem de herkesi memnun ederek. 

Biz yıllardır “Kemalistin koyunu sonra çıkar oyunu” der dururuz. M. Kemal kabrinde. Onun bu işlerden bir kazancı yok. Ama Kemalistler hep “dört ayak üstü” düşüyor. 

Bu hesapla gitti bir yirmi sene daha.

Üstelik demokrasi şafağında uyanmazsak daha gidecek olan da geride. Uyan ey hamiyetli ihvan-ı vatan…

Okunma Sayısı: 1809
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan

    21.5.2022 15:01:21

    Evet, tek adam tek adamdır. İsmi değişmiş neye yarar?

  • Oğuz Yiğiter

    21.5.2022 11:07:21

    Risale-i Nur mesleğini en güzel şekilde özetleyen 'Nur-Topuz' benzetmesinden sonra; son iki makalenizde,iki harika terkiple bu meseleye yeni bir boyut getirdiniz. O da şudur; hem günceli en veciz şekilde özetleyen, hem de ortalama bir altmış yıldır Nur mesleğine inadına bir çığırla gelinen iflas halini hicveden enfes tabirler, özetin özeti; "Adi valiler yerine evliya aktablarına merci olmak". Eminim ki, bu vadide bu mânâyı şerh edecek yeni makaleler gelecektir. Zira çok münbit bir vadi açıldı bu iki sihirli kelime ile, tıpkı 'Nur-Topuz' meteforunda olduğu gibi. Kaleminize kuvvet, gönlünüze inşirah, tebrikler Hocam...

  • S.topuz

    21.5.2022 04:31:39

    AB ile entegre olunca, kendi menfaat ve çıkarları istikametinde kurmuş oldukları fasid ve kayırmaci ve de keyfine ve menfaatlerine göre HAK ve HUKUKU evirip çevirenlerin rahatı ve düzenleri alt-üst OLACAK. ONUN için Avrupa Birliğine almasınlar diye, AVRUPA KRİTERLERİNİ savsaklayıp, hep tersinden öküzleri koşuyorlar. İnadlaşma oradan geliyor. Millilik ve maneviyatcılıkla milleti aldatıp, APTAL yerine koyuyorlar ve OYALIYORLAR! Yazık, hemde çok yazık Memleketin kaybettiği kayıp yıllara. Allah c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah.

  • Oğuz Yiğiter

    21.5.2022 00:23:56

    İlim adamı, hele de hukuk sahasında olunca, "kısbetinden tutturmadan" ve hakaret etmeden söyleceğini işte böyle söyler dedirten arşivlik bir yazı. Tebrikler, dualar Hocam...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı