"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beşinci 15 Temmuz

Ahmet BATTAL
15 Temmuz 2021, Perşembe
Beş yıl sonra önce geldiğimiz noktanın özeti:

1. Darbeci cuntanın üyelerinin ne kadarının hangi saikle bu işi yaptığı hususu netleşmedi. TBMM’ye bile maalesef “perdeleme görevi” layık görüldü. Yakın ufukta da bir ışık yok. 

Zira basın hür değil. Yargı bağımsız değil. Bilgi kaynakları net değil. Demokrasi halen de askıda. Demokratlar ise o askıda manevî işkence altında. 

2. O süreçte önce aynı yatak odasındaki birileri birilerini yere değil denize attı. Ardından bir can simidi kılığındaki iktidar hırsı “siz bu zulümden ancak darbe ile kurtulabilirsiniz” fikriyle boyanarak denize atıldı. Denize düşen de düşürülen de yılana bile sarılırmış. Ki öyle oldu. Sonra da darbe yılanını beraber besleyenler birbirlerine “vay sen yılan seviyormuşsun” diyerek birbirlerini darbecilikle suçladı ve suçluyor. 

Ya da birileri hırsız adayına kapıyı açık bıraktı ve kapı arkasına saklandı. Birileri “hazır kapı açıkken …” diyerek hırsızlık için kafayı uzatınca öbürleri tokmağı yapıştırdı ve “hırsız tuttuuuum” diyerek bağırmaya başladı. 

3. Silivri’nin kapısından 10 Mart 2014 akşamı çıkarken kameralara canlı canlı “Ergenekon’dan çıkıyoruz, … cemaatlerin tarikatların kökünü kazıyacağız” diyen Perinçekgillerin “bizim icadımız” diyerek iftiharla diktiği “FETÖ’cü” torbasının ağzı alabildiğine açıldı. Bütün kötülükler, bu torbaya rastgele doldurulan muhaliflere yıkılarak muktedirlerin masum kalması sağlanmak istendi. (Ama millet uyanıyor. Uyanan iktidardan ve yandaşlarından uzaklaşıyor.)  

4. Darbe teşebbüsünden önce esmekte olan muhalif rüzgârlarla gidici hale gelmiş olan AKP, darbe teşebbüsünün sisli havası sayesinde ve MHP’nin de açık desteğiyle iktidarını şimdilik pekiştirdi. Tırpanlananlar en kullanışlı yafta haline gelen “…öcü” damgasını yedi ya da yememek için sustu ya da susturuldu. 

5. Hukuksuzluklar zirve yaptı. Hür dünya nezdinde itibarımız yerle bir oldu. Darbeyle hesaplaşmak içinmiş gibi başlayan yargılamalar, “cemaat eşittir terör örgütü” formülüyle dönüştürülerek, bir zamanlar adına para basılacak kadar muteber ve makbul görülüp neredeyse devlete ve iktidara ortak edilen “sivil toplum örgütü” görünümlü yapının içindeki masum ve muhalif cemaat mensuplarına zulmetme ve onları ezip savurma aracına dönüştürüldü. 

6. Mazisinde dünyanın hiçbir yerinde hiçbir iktidarla hiçbir şekilde ve hiçbir sebeple –yani hatta gerektiği hallerde dahi- kavga etmemiş ve hep alttan almayı ve tavizler vermeyi bir maharet bilmiş bir dinî grubun bir şekilde muhalif hale gelmiş olan mensuplarının tümü –“altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet” ayrımları bile unutularak- topyekûn darbecilikle ve darbe planlayan bir terör örgütünün üyeliği ile suçlandı, kaybedeceğini bile bile girdiği bir iktidar mücadelesinin ve bu kapsamda bir gayrimeşrû hareketin asıl faili gibi görüldü ve gösterildi. Kardeşlik hukuku yerle bir edildi. 

Özetle; durum maalesef iç açıcı değil. İktidar sürdüğü sürece de bulutlar tam açılmayacak gibi. 

Biz 15 Temmuzdan sonraki ilk yazımızda bu riski şu cümlelerle göstermiştik (Tümünü görmek isteyenler için linki): 

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/surekli-demokratik-teyakkuz-ve-teenni_404078

***

Sonuçta darbe engellenmiş oldu. En azından şimdilik. Ancak “sürekli demok- ratik teyakkuz”a elbette ihtiyaç var. 

Bundan sonra bu darbe teşebbüsünün menfi izlerinden en hızlı şekilde kurtulabilmek ve yenilerinin olmamasını garanti edebilmek için aslında hepimizin bildiği bazı temel ilkelere uyulmasına da ihtiyaç var (ki bunlara ancak “sürekli demokratik teenni” ile uyulabilir): 

Millet ve devlet, korumayı başardığı şeyi yani hukuk devletini, her zamankinden daha fazla ve daha kaliteli biçimde işletmeyi sürdürmeli ki darbe “gerçekten başarısız” olmuş olsun.  

Özetle darbecilerin hesabı hukuk içinde görülmeli. Burada en temel mesele kanunların ve bilhassa usûl kuralları ile “masumiyet karinesi”, “âdil yargılanma hakkı”, “savunma hakkının kutsallığı” gibi temel ilkelerin ihlâl edilmemesi. 

İkinci olarak darbe demokratik yolla işbaşına gelmiş yönetime karşı yapılmaya çalışıldığına ve başarılamadığına göre demokrasinin olmazsa olmazları da korunmalı. Muhalefet etme hakkı, fikir hürriyeti, çoğulculuk, insan hakları.

***

Beş sene önceki temennilerimiz ve bugünkü tablo yukarıda. Maalesef korktuğumuz oldu. Dileriz sosyal barışa ve demokrasiye dönüş hızlanır. İlk şartı hukuka sahip çıkmak ve kardeşlik hukukuna riayet etmek. 

Not: Kâzım Güleçyüz ve İbrahim Özdabak hakkında verilmiş olan izansız mahkûmiyet hükmünün BAM tarafından bozulmuş olması da İnşallah bu hayrın önemli bir köşe taşı olsun. 

Okunma Sayısı: 2502
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    15.7.2021 10:59:22

    her kim ki zalimse, Cenabı Rab-bil alemin onun soyunu kurutsun, sadece, "ZALİMLER İÇİN YAŞAMASIN CEHENNEM" onlara alkış tutup, yandaş olanlar içinde "YAŞASIN CEHENNEM"

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı