"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En kullanışlı damga: “…ÖCÜ”-2

Ahmet BATTAL
12 Haziran 2024, Çarşamba
Aynı başlıkla yazdığımız son yazıda yer alan iki cümlenin izahıdır.

Birinci cümle:

“… ‘üst düzey yargı bürokrasisi’nce icat edilen ‘cemaat eşittir terör örgütü’ hatalı formülü ile başlatılıp AİHM’in Yüksel Yalçınkaya kararına rağmen halen de sürdürülen sekiz senelik hukuksuzluklar …”

İzahı:

Açıkça ifade edilmemekle birlikte Yargıtay’ın ve kısmen Anayasa Mahkemesinin kararlarına ruh veren “cemaat eşittir terör örgütü” formülü hatalıdır.

Bir zamanlar hemen hemen herkesin “cemaat” olarak bildiği ve hatta devlet nezdinde “en makbul cemaat” haline getirilen bir yapıya yine bir zamanlar mensup olmayı, üstelik -o cemaatin içinden ya da tepesinden birilerinin de içinde yer aldığı- bir darbe teşebbüsünden sonra ve geçmişe dönerek suç sayıp, herhangi bir somut suç işlememiş masum kişileri terör örgütü üyeliği isnadıyla ve aslında cemaat mensubiyetini gösteren deliller yardımıyla cezalandırmak, dünyanın hiçbir yerindeki hiçbir hukuk sisteminin kabul edebileceği bir şey değil.

AİHM de Yüksel Yalçınkaya “emsal kararıyla” bunu söyledi. Ancak “cemaat eşittir terör örgütü” formülü ne kadar yanlışsa “o grubun içinde yer alan ve grup dinamikleriyle hareket eden herkes, gruba isnat edilen bütün suçlar yönünden tümüyle masumdur ve hiç biri hiçbir suç işlememiştir” demek de o kadar yanlıştır.

Darbe teşebbüsü planının ve icrasının içinde o gruptan birilerinin de bulunduğu ve hesap vermekten kaçtıkları anlaşılıyor.

Bu kişilerin; kimlerin talimatıyla ve kimlerle beraber hareket ettiği, oyuna getirilip getirilmedikleri, darbenin birilerince “başarısızlığa endekslenmiş bir darbe planı” olup olmadığı ve bu teşebbüsten sonuçta siyaseten ve ideolojik olarak kimin faydalandığı önemsiz.

Hüküm basit:

Darbecilik suçtur ve adına bir zamanlar “cemaat” denilen o grubun bir kanadı, bu türden suçları işlemeye yönelebilecek türden derin ilişkileriyle bilinir. Onları bilen bilir ve onlar suçludur.

Darbe suçu ve diğer somut suçları örgütlü biçimde işlemiş olan kişiler bu somut suçlarının cezasını ağırlaştırılmış olarak almalıdır.

Ama öbür hüküm de basit:

Suç ve ceza şahsidir ve istemeden “terörist” olunamaz. Oysa 15 Temmuzdan sonraki “…öcü” yargılamalarında maalesef böyle olmadı. Masumlar da perişan edildi.

O yapıya mensup olan bazı kişiler somut suçlar da işlemişlerdi ama yapı adına ya da hesabına işledikleri bu somut suçlar sebebiyle yargılanmadılar.

Çünkü hâkim siyaset, onların AKP’deki siyasi suç ortaklarına dokunulmasını istemedi. Bu suç dosyaları açılmadı ve hızla zamanaşımına uğruyor.

Daha garibi; sayılarını ve suçlarını bizim bilmediğimiz bu tür kişiler, salt cemaat mensubiyetini gösteren delillerle terörist sayıldılar. Yarın öbür gün İnşallah hukuka dönüldüğünde korkarız ki aramıza karışıp “bize zulmedildi” diyecekler. Üstelik o somut suçlarının cezasız kaldığını bile bile.

Biz bunları yıllardır yazıyoruz ki; masumların (ve sadece masumların) hakkını, hakikaten ve hak namına korumuş olabilelim.

İkinci cümle:

“Doğu Perinçek’in ‘bizim icadımız, iftihar ediyoruz’ dediği ‘FETÖ’ kısaltması ‘Fethullahçı Terör Örgütü’ anlamına geliyor. Yani birine ‘FETÖ’cü’ dendiğinde ona ‘cemaatçi’ ya da ‘Fethullahcı’ denmiş olmuyor. Doğrudan doğruya ‘terörist’ denmiş oluyor.”

İzahı:

Sadece biz değil, başta Ruşen Çakır olmak üzere çok sayıda duyarlı tarafsız gözlemci, böyle ağır bir damgayı sadece suçluların hak ettiğine, siyasi ya da ticari rakiplere ya da masumlara terörist damgası vurulmasının ahlaken yanlış olduğuna inandı ve bu sebeple bu sıfatı kullanmayı reddetti.

Şunu da yeniden yazalım:

“Bizim için mesele sadece dünya hakkı hukuku da değil. Bu fitne kardeşlik hukukunu ve dinî cemaat algısını bozdu. Sivil ve ihlas esaslı din hizmetlerini yıprattı.”

Aklı sönmemiş, vicdanı ölmemiş herkes gibi biz de işin bu tarafındayız.

Okunma Sayısı: 1698
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ş. Kalı

    13.6.2024 08:18:40

    Masum suçlu ayrımı yapmaksızın varılan toplu hükümlere ne yazık ki halkı da alıştırdılar. Dinde hassas kişilere, Kur'an'ın bir düsturu olan "birinin günahıyla bir başkası günahkar olmaz " kaidesine muhalif olmak artık normal geliyor.

  • Nahit Topaloğlu

    12.6.2024 12:44:50

    Ahmet kardeşim, Çok isabetli, istikametli, mûtedil bir yazı. Tebrik ederim. Hani efrâdını câmi', ağyârını mâni' kabîlinden. Allah kalemine kuvvet versin. Bâki selam ve muhabbetler. Fî emânillah!

  • Kenan

    12.6.2024 12:00:57

    15 Temmuzun cemaat içindeki -varsa-suçlularını buluncaya kadar tüm alakasız masumlara zulmetmeye devam mı edecekler yani ?

  • Semanur Tunoğlu

    12.6.2024 11:53:10

    Bu milletin hususan gençlerin iman hakikatlerine ihtiyacı var. Biz nurcular iman hakikatlerini neşretmemiz için devlete ihtiyaç duymayız. Devleti ele geçirmeye çalışanların hazin akıbeti bütün cemaatlere ibret olmalıdır.

  • A.Yılmaz

    12.6.2024 11:51:01

    İki tarafı da uyaran bir yazı olmuş. İktidar fanatikleri olduğu kadar fethullahçılık fanatikleri de bu olayları buraya getirdi. Devlet bir cemaatin kadrolaşması için yok. Bu ülkedeki her bir vatandaşın eşit hakkı var. Cemaate üye olmakta suç olmaz. Cemaate üye olup cemaatin yardımıyla menfaat elde edenler suçludur. Yeni asya bunu hep söylüyor. Bu yazı da bu uyarının bir kez daha tekrarı olmuş. Teşekkürler.

  • süleyman ALIÇ

    12.6.2024 11:06:34

    Mustafa Said Kara beyin ifade ettiklerine bizde aynen katılıyoruz .........

  • ahmet

    12.6.2024 10:03:26

    Dünyanın her yerinde bir darbe teşebbüsünde ilk hesap vermesi gerekenler hükümetlerdir. Derin ilişkilerle kurulmuş bir cemaat yapısının içindeki suçlular. meselenin sadece bir boyutu olabilir. İp yumağı ortada dururken etrafa serpiştirilmiş ip uçlarıyla uğraşmak zorunda bırakıldık maalesef. Ve asıl konuyu gözden kaçırmak için yüz binlerce kişiye öyle büyük zulümler ettiler ki vicdanı olan herkes kendini önce bu zulme uğrayanların feryadını dinlemekle sorumlu hissetti.

  • Mustafa Said Kara

    12.6.2024 00:58:10

    Ahmet abi çok iyi niyetli bir yazı kaleme almışsınız. Sizin burda söyledikleriniz gibi Mehmet Kutlular abi defalarca bu cemaati uyarmıştı. Hiç ders almadılar ve düşünmediler. Maalesef hala daha düşünmüyorlar. Tek taraflı hep kendilerini haklı çıkarıyorlar. Kadere nasıl bir fetva verdirdik ki bu işler başımıza geldi diye sormuyorlar. Mehmet Kutlular abi şöyle demişti: -Din işi gizli kapaklı olmaz. Gizlenmeyin. -Devleti ele geçirmekle dine hizmet edilmez. Devletin ayağına basarsanız sizi yutar. -Devlet kadrolarına yerleşmek için soru çalınması doğru değildir. Bu ülkede yaşayan gayri müslimlerin bile hakkına girmektir bu. Bu vebal ile hizmet yapılmaz. Bunları tv de kaç defa söyledi. Keşke ders alsalardı.

  • Yahya Yıldız

    12.6.2024 00:40:15

    Allahım Dünya ve Ahiretinizi mamur, memnun ve daima Ahiret bağı ile daimi kılsın inşallah. Diğer yazılar gibi Son derece açık, samimi ve dürüstçe bir yazı olmuş…Bugün bu hakikatleri görmek ve anlamak istemeyen dostlarımız ve siyasi fanatik bağımlısı olanlar, yarın ve yakın gelecekte “ Sırların ortaya çıktığı gün (Tarık Suresi: 9) hakikati tahakkuk ettiğinde mahçup olup ümitsiz ve umutsuz olurlarken, bu yazı sahipleri ve Yeni Asya’nın hakiki adaleti savunan neşriyatının bulunduğu Şahsı Manevi ise şükür ve hamdle Rablerine daha da yakın olacaklardır inşallah…Haza min fadli Rabbi…

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı