"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hedef doğru, yöntem yanlış

Ahmet BATTAL
21 Nisan 2021, Çarşamba
Siz de farkındasınızdır, son zamanlarda neredeyse haftada bir, kamusal alanda muvazaalı işlemlerle ve dolambaçlı yollarla yapılan bazı işleri gündeme getirip eleştirir olduk.

Genel olarak bir kamusal ahlâk zaafına da işaret eden bu danışıklı işlerin çoğu aynı zamanda kanuna karşı hile niteliği taşıyor ve disiplinsizlik ve hatta suç oluşturuyor. 

Son günlerin gündem konusu olan “yurt dışına kaçış için devletin aracılığından yararlanma” meselesi de böyle bir dolambaçlı yolun kötüye kullanılmasından başka bir şey değil.

Bazı belediye başkanları, şu ya da bu biçimde kurulan ve aslında kumpas niteliği taşıdığı anlaşılan organizasyonların ortağı yapılıyor. 

Görünüşte bir problem yok. İnsanımız kamu tüzel kişisi olarak belediyelerin de desteklediği bir proje kapsamında kafileler halinde yurt dışına seyahate götürülüyor. Ama gidebilmek için alınması gereken vize devlet yetkililerinin kullandığı ve “hizmet pasaportu” denilen pasaport sayesinde alınıyor. (Ne “hizmet” ama!)

Ve gidenlerin bir kısmının niyeti dönmemek. 

Bu niyeti ve hedefi sorgulayacak halimiz yok. 

Türkiye’de insanımızın ve bilhassa gençlerin halini gördükçe gidiş daha da haklılaşıyor ve amaç netleşiyor. 

Ama olayın kamu yönetimi boyutu tam bir rezalet ve hatta skandal. 

Zira gidenlerin “kaçma” niyetini belediye yetkilileri bilmese de bu işe aracı olanlar biliyor. 

Hatta anlaşıldığı kadarıyla bu niyete sahip olanlar bu fırsata da sahip olabilmek için yüklü paralar vermeyi göze alıyorlar. 

(Öyle ya, bu yol, “kaçabilmek” için boğulma riskine de girerek Meriç’ten geçmekten çok daha iyi bir yöntem. Üstelik kaçanların elinde bir devletin pasaportu var ve Avrupa’ya “usûlünce” girmiş oluyorlar!) 

Bu işe gönüllü alet olan ya da alet edilen belediyenin başkanının hangi partiden olduğunun da galiba pek önemi yok. 

Anlaşıldığı kadarıyla “biz bu pis işe alet olmayalım” diyen başkanlar da var, “ne olacak canım, hem bu işin sonunda itfaiye aracımız da olacakmış” diyenler de.

Gidenler geri dönmeyince ve bu gidişin aslında devletin adı kullanılarak yapıldığı anlaşılınca bu durum Avrupa’daki imajımızı da fevkalâde bozuyor. 

Hem devletin işleyişindeki sakatlıklar ortaya dökülüyor ve hem de insanımızın Avrupa’ya “kapağı atma” gayretinin itici gücü, bilhassa insan haklarında gittikçe artan zafiyetlerimiz yönünden sorgulanıyor. 

Böylece insan hakları karnemizdeki zaten zayıf olan notlar dibe vuruyor. 

Türkiye’de güvenlik bürokrasisinin bu olayı ele alma ve yorumlama biçimi de bu dibe vuruşa adeta kazık dikiyor. 

Bu genel bir problem ve çare de genel bir kuralı görmekte: İnsan hakları karnemizi iyileştirmemiz ve kamu yönetimi anlayışımızı değiştirmemiz şart. Ama MHP’ye teslim olan AKP iktidarının bu tür konularda proje yapma kabiliyeti kalmadı. 

Bir gece ansızın kapatılan TODAİE binasının üniversite rektörlüğü kılıfı altında keyfiliğin merkezi haline getirilmesi örnek olarak yeterlidir. 

Muhalefet akıllı davranır da öne çıkarsa memleketin hayrına bir şey yapmış olur. Bekliyoruz. Ama dileriz ki sabır taşı çatlamasın, kurbağanın gözü de patlamasın.

Okunma Sayısı: 1581
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı