"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanların hayatına dokunanlar

Ahmet BATTAL
11 Temmuz 2021, Pazar
Dün dokunulmazlıkları yazdık.

Bugün de bize dokunanlardan bahsedelim. 

Nedense birileri son zamanlarda “hayatımıza dokunmak” diye bir kalıp kullanır oldu ve millet de bunu iyi bir şey sanmaya başladı. 

Meselâ Erdoğan geçen yılbaşında “Kalkınma hamleleriyle her insanımızın hayatına dokunduk” dedi.

Meselâ Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk “yarım çalışma ödeneğiyle otuz bir bini aşkın kadın işçimizin hayatına dokunduk” dedi.

Meselâ KADEM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve sivil toplum kadını Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, “Pek çok konuda temsilcilerimizin de katkılarıyla insanların hayatına dokunduk, kadınların sesine kulak verdik, problemlerine çözüm aradık” dedi.

Meselâ iş adamı ve önemli kişi Aydın Doğan önceki yıl “Grup olarak alnımız açık. Başarılarla dolu bir tarih biriktirdik. Anadolulu kimliğimizi hiç unutmadık. On binlerce ailenin hayatına dokunduk.” dedi ve hem biriktirdi ve hem de dokundu.

Meselâ iş adamı ve mühim insan Ömer Koç geçen sene “‘Önce insan’, bizim için kavramsal bir yaklaşımdan ziyade temel ilke oldu. Sağlıktan kültüre, eğitimden çevreye uzanan alanlardaki faaliyetlerimizle milyonlarca insanın hayatına dokunduk ” dedi. 

Hatta bir AFAD personeli olan Özgür Aydoğan “Şunu gördük, biz artık arama kurtarmada çok iyiyiz. Orada birçok insanın hayatına dokunduk, birçok vatandaşımızı sağ çıkardık” dedi.

Kaynağını tam bilemiyoruz, ama bu kalıp muhtemelen tercüme hastalığının sonucu ve lisanımızın hayatına oldukça dokunan ve zarar veren bir dokunuş bu. 

Benzer bir uydurma kalıp da “ilişki biriktirmek”. Ne demekse! 

Bu uydurma kalıplar nereden çıktı da mühim adamların (erkeklerin ve kadınların) dillerine düştü bilemiyoruz. 

Ama açık söyleyelim. Hayata dokunmak lâfı bizim neredeyse kanımıza dokunuyor. Zira TDK sözlüğünde böyle bir “dokunma” yok. 

Ama TDK’nın “sozluk.gov.tr” adresinde şu türden dokunmalar var ve bize lâzım: 

- Haram yerseniz midenize dokunur. 

- Birilerine itiraz ederseniz iktidarına dokunur. 

- Bazılarına “bu yanlış, yapma” derseniz menfaatine dokunur.

- Bazıları karıncaya bile dokunmaz. 

- Zalime “zulmetme” dersiniz de nedense rikkatine dokunmaz. 

- Gözü yaşaranların gözyaşları birilerine hiç dokunmaz. 

- Bazıları asıl meselelere dokunup geçer. 

- Bazıları ise suya da sabuna da dokunmaz!

Bu milletin hayatına dokunan dokunulmazlara sandıkta reylerle dokunmak çok lâzım.

Okunma Sayısı: 1687
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sezai MUMCU

    11.7.2021 16:13:53

    Yeni Lugat müellifi mehum ve muazzez Abdullah Yegin Agabeyden Münih Medresesini ziyaretlerinden birinde sohbet esnasinda duyduk YORUM kelimesi UYDURUK bir kelimedir dedi. Yani HUKUKUMUZ ITHAL, TERCÜME, Intihalen Tercüme oldugu gibi karsiligini bulamadiklari kanunlarin izahlarinin yapildigi tüm kurdugumuz DEVLETLERDE ŞERH dediğimiz gerçeği ARAPÇA olduğu için kaldıramamışlar, şebihini de bulamamışlar UYDURMAYA tevessül etmeye MECBUR KALMIŞLAR. Bana biraz Müseylimeyi KEZZABI tedai ettirdi ama İKİNCİ AVRUPA MEFTUNLUGU DOKUNA DOKUNA VİRAL OLMUŞ VESSELAM!

  • Sezai MUMCU

    11.7.2021 15:56:22

    Sayin Hukuk Profesörü bildiginiz gibi HUKUKUMUZ Osmanlidan sonra HEP ITHAL ve TERCÜME ve hatta SERHLERI/YORUMLARI BILE INTIHALEN TERCÜME. DOKUNMAK son zamanlarda Avrupanin ikisinde de MODAYDI. Eh biraz zaman aldi ama onu da TERCÜME edip Türk Dil ve EDEBIYATINA, tüm tercüme ettirdiklerimizin DÜNYASINA KATTILAR hem de MÜSILAJI = SALYASI AKA AKA! Maalesef Hürriyetimize de DOKUNDULAR, birakin TOZ kondurmayi KAF DAGINI ÜZERIMIZE HEYELAN diye DÖKTÜLER...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı