"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tapuya ve notere güvenmek hakkında…

Ahmet BATTAL
30 Mayıs 2019, Perşembe 00:12
Daha önce de yazdık.

Ama yine yazalım. Zira maalesef ihtiyaç azalmıyor. Tapu dairelerinde yapılan işlemlerde güven duygusu çok önemlidir. 

Yapılan işin usûlü ve mantığı hakkında sağlam bilgisi olmadan görev ve iş yapan memurlar çoğalırsa yanlışın sayısı da çoğalır. 

İşlem yapmak üzere tapu dairesine gelen bir vatandaşın doğru kişi olduğunun nasıl tesbit edileceğine dair kurallar da bu kapsamdadır. 

Bunun için yapılacaklar bellidir: Görevli memur, imza atacak olan kişinin doğru kişi olup olmadığını anlamak için, elindeki kimliğin gerçek olup olmadığını ve kimlik bilgilerinin işlem yapılacak tapu kaydıyla uyumlu olup olmadığını inceler. 

Memur son olarak da imza için gelen kişinin kimlikte adı ve fotoğrafı görünen kişi olup olmadığını denetler. Bunun için de kimlikteki fotoğrafla kişinin simasını dikkatlice karşılaştırması gerekir. 

Bu karşılaştırma için simanın görülmesi yeterlidir. Kişinin başının açık olup olmadığının ve varsa ne tür bir örtüyle örtülü olduğunun bir önemi yoktur.

O halde bir memur imza atacak kişiye “imza atabilmen için başının açık olması lâzım” der mi? Elbette dememesi lâzım. 

Derse bu “seni teşhis edebilmem için başındaki fesi de çıkarman lâzım” anlamına gelmez mi? 

Bu çağda böyle şeyler mi oluyor?

Evet, maalesef. Sadece bir örnek: Meselâ Ankara Yenimahalle Tapu Müdürlüğü’nde 15.05.2019 tarihinde akşamüzeri yapılan bir satış işleminde, S. D. ismindeki memur, başında fes olan bir satıcıya, “imza için başını açman lâzım, yoksa işlemini yapamam, yaparsam kamera kaydını inceleyen amirlerim bana hesap sorar” demiş ve vatandaşın başını açtırmış. 

Demek neyi niçin inceleyeceğini bilememiş. Muhtemelen niyeti iyidir. Ama yanlış yanlıştır.

Bu örnek vesilesiyle söyleyelim: Tüm devlet memurlarına düzenli olarak neyi neden yaptığını öğretmeye yönelik hizmet içi eğitim verilmesi şarttır. 

***

Benzer durum noterlik işlemlerinde de söz konusu oluyor. 

Daha önce de yazdık. Türkiye Noterler Birliği’nin bu yanlışları düzeltmek için iyi niyetle gayret ettiğini biliyoruz. Ama daha hızlı olmaları ve daha köklü çözümler üretmeleri lâzım. 

Bugüne kadar noterde vekâletname ve benzeri bir belge düzenletmiş olan herkes bilir. 

Ne işe yaradığı ve yarayacağı belli olmayan ve sırf sayfa doldurmak için yazıldığı izlenimi veren anlamsız ve tekrarlarla dolu kalıp cümlelerden oluşan bir belgeyi hazırlamanın notere ve vatandaşa ne faydası var?

Anlamını bilmediği kelimelerle ve imlâ hatalarıyla dolu bir belgeyi imzalayan kişinin imzası hukuken geçerli midir?

Bir vekâletnameden noktası virgülü ile aynen aldığımız bir örnek: “… hacizli, rehinli, mülkiyeti muhafaza kaydı ile araçlar satın almaya sözleşmelerini tanzim ve imzalamaya taahhüt, beyan ve muvafakatlarda bulunmaya tanzim ve imzalamaya, zayiinden ruhsat ve plaka çıkartmaya, yenilemeye trafik şube ve bürolardaki her türlü işlemleri yürütmeye başkalarını dahi tevkil teşvik azle … tarafımdan vekil tayin edildi.”

Kim kimi neye teşvik(!) ediyor?

Böyle şeylerin altında koca noterin imzasından başka bir de vatandaşın “okudum imzaladım” yazısı yok mu? En komiği bu. 

Hiç gecikmeden bu gidişata neşter atılması lâzım. 

Okunma Sayısı: 1645
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı