"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarikatın silâhı

Ahmet BATTAL
23 Eylül 2020, Çarşamba
Geçen hafta bir tarikat ileri geleni, iyi niyetli bir ikazla dernek veya tarikat perdesi altında Selefîlerin silâhlandığını ve istenirse yetkililere ayrıntı verebileceğini söylemişti.

Önceki gün İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy konuyla ilgili yüreklere su serpen şu açıklamayı yaptı:

“1. Bakanlığımızca, bugüne kadar selefi derneklerle ilgili yapılan denetimlerle birçok dernek kapatılmış, birçoğuna para cezası uygulanmıştır. İç Güvenlik Stratejileri Başkanlığı’nca da konunun önemine binaen 1,5 yıllık kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmiştir.

2. Bir kısım derneklerin silâhlandığı iddiası ya da ihtimaline karşı da kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Paylaşılan ilk demeçten sonra da derhal Sivil Toplumla İlişkiler Genel Md.lüğü denetçileri, terör ve istihbarat birimlerimiz tekrar tahkikata başlamıştır.

3. Mesele aynı hassasiyetle takip edilmeye devam edilecek, idarî ve adlî süreçler işletilecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Bu açıklama doğrusu herkesi rahatlatır. İnşallah ilgili birimlerce gereği hakkıyla yapılıyordur. 

Bir derneğin silâhla ne işi olur? 

Avcılar ve atıcılar derneği ise olur! Ama onun da adı soyadı, ruhsatı-denetimi bellidir. 

Sivil toplum örgütlerinin silâhla ve şiddetle işi olmaz ve olmamalı. Belinde silâhla gezmeye meraklı adamların fikirle ve düşünceyle ilişkileri zaten öteden beri tartışmalıdır. (12 Eylül 1980 öncesinin ülkücülerini bu vesileyle hatırlayalım.)

Cemaatin, tarikatın silâhı ise tekkesi-medresesi ve tebliğci medyasıdır. Bilhassa “en büyük hile hilesizliktir” ilkesi, “müsbet hareket” prensibi, ilmi ve ihlâsıdır. 

Cemaat ve tarikat perdesi altında konuşanlar başka bir silâha ve bilhassa öldüren ve yaralayan bir şeylere ihtiyaç duyuyorsa işin rengi değişir. Devletin bakışı da değişir ve değişmeli. 

Bir cemaat veya tarikat çocuklarını ve gençlerini silâh talimine götürüyorsa amacından sapmış demektir. Bu çağda artık dağ başına kampa giderken bile silâha ihtiyaç yok. Domuzsavar yeter! 

Bu milletin düşmanı yok mu? Millet silâhlanmayacak mı?

Milletin silâhlanmış kısmına “ordu” denir. Allah muhafaza; düşman saldırır, devlet otoritesi yıkılır, ordu dağılırsa sivil savunma birimleri ve milis kuvvetler harekete geçer. Ama bunun hazırlığını yapmanın da yolu yöntemi bellidir. Devletin bu maksatla kurduğu organizasyonları cemaat ve tarikat perdesinin ardına saklamaya kalkması dünya için dini feda etmek demektir.   

Bu vesileyle, devlet ulularının övdükleri bazı tarih dizilerinin gençlere gereksiz bir silâh merakı aşıladığını da İçişleri Bakanlığı ve RTÜK ayrıca dikkate almalı.

Okunma Sayısı: 1906
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı