"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalara göre yurtdışı hizmetleri ve tercüme

Ali Demir
01 Aralık 2021, Çarşamba
Meşveret Sistemimiz içinde yeri ve teşekkülü hakkında prensipleri tesbit edilmiş ve Risale-i Nur çerçevesinde dünyaya bakan hizmetlerin görüşülüp planlamaların yapıldığı böyle bir meşverete ilk defa iştirak ettiğimiz Yurtdışı Hizmetler Komisyonu Umumî Heyet toplantısında söz alan konuşmacılar Risalelerin başka lisanlara tercümesi konusuyla alâkalı Lâhikalarda Üstad Hazretleri’nin beyan ettiği ölçüler ve prensipleri hakkında Lâhikalarda tarama yapılması lâzım geldiği fikriyle bir ön çalışma yapmaya gayret etmeye çalıştık.

Zira Üstadımız tarafından neşredilmiş ve tanzim edilmiş Lâhikaların, sünûhat kabilinden telif edildiğine dair malûmat Yirmi Yedinci Mektubun sayfaları arasında bulunmaktadır. Ayrıca Nur Talebeleri tarafından Üstadımızın sağlığında neşredilen Tarihçe-i Hayatın son kısmında da Yurt Dışı Hizmetler bölümü mevcuttur. 

Emirdağ Lâhikası’na ait mektuplar içinde Yurt Dışı Hizmetleri’nin temelini teşkil eden, Risale-i Nurlar’ın başta Arapça olmak üzere dünya lisanlarına tercüme edilmesi hususunda esas kriterlerin belirlendiğini görmekteyiz.

Kaderin hikmetini bilemediğimiz hükümlerince, zulmen bir kısım Osmanlı Uleması memleketi terk etmek mecburiyetinde bırakıldıkları zaman, ülkemizden ayrılıp Mısır’ın meşhur Medresesi olan Camiü’l-Ezher’de Müderrisliğe başlamışlar. Büyük bir Müderris olan Ali Rıza ve Üstadımızın tabiriyle “eski Şeyhül-İslâmımız ve Dârü’l-Hikmette benim arkadaşım Mustafa Sabri Efendi” gibi mübarek zatlar…

“Mekke’de de olsam buraya gelmek lâzımdı” diyen Hz. Bediüzzaman yıllar sonra kısmî hürriyetin yaşandığı 1950 sonrası Demokrat Hükümetleri döneminde mezkûr âlimlerle yurt dışı hizmetleri için önemli olacak irtibatlar sağlanmıştır. İşte bu irtibatlardaki esas maksadın ne olduğu hakkında malûmat da verilenlerden bir tanesi, Emirdağ Lâhikası-II/275 sıra numaralı mektupta yer almakta ve konuyla alâkalı şöyle izahat yapılmaktadır: “Bir iki hafta evvel Mısır’ın Camiü’l-Ezherinin büyük bir müderrisi olan Ali Rıza buraya hususî bir adamı gönderdiği gibi, iki gün evvel de … eski Şeyhül-İslâmımız ve Dârü’l-Hikmette benim arkadaşım Mustafa Sabri Efendiyle alâkadar ve bu tarafa geleceğine dair onlarla görüşen ve bir derece onların namına mühim bir âlim yanıma geldi.”

Ziyaretine gelen şahıs hakkında bilgi verdikten sonra Üstad Hazretleri bu görüşmenin bir nevi meyvesi olarak da, yirmi yedi bin talebesi bulunan Camiü’l-Ezher’e hediye etmek üzere Mısır’a Risaleleri gönderdiğini ve gönderilen bu mecmuaların Arapçaya tercümesini talep ettiğinden bahsettiği mektubun devamında; “Hem dedik: Başta Mustafa Sabri ve Ali Rıza ve Mehmed Zahid Kevserî olarak, Nur mecmualarına benim bedelime sahip ve hâmi ve vâris olsunlar ve Arabîye tercümeye çalışsınlar, dedik. Mektup da yazdık. O zât aldı, gitti.” diyerek, tercüme hususunda çok ehemmiyetli bir hakikate dikkat çekmiştir. 

Arapçaya tercümeye çalışsınlar derken, muhataplarının üçüne birden hitap etmekte ve bu işin tek şahsın değil de heyet olarak yapılmasının elzem olduğunu ifade etmiştir. Bir de, dikkat çeken diğer bir husus ise, klâsik İslâm geleneğinde müellifin eserinin “sahip ve hâmi ve vâris”lerinin mirasçılar olması gerekirken, Üstad Hazretleri burada, yazılan Risalelerin kendi malı olmadığını beyan ederek muhataplarında enaniyet merkezli kıskançlık damarının tahrik edilmeden Kur’ân’ın malı olan bu eserlere sahip çıkmalarını da onlara ders vermiştir. Ve bizlere de bu Dürus-u Kur’âniye olan bu eserlerin, “sahip ve hâmi ve vâris”lerinin yurt dışında bulunanlardan da olabileceği dersini vermektedir.

Lâhikalar da günümüze bakan ve Risale-i Nurlar’ın başka lisanlara tercümelerinde dikkat edilmesi gerekli prensiplerden birisi de “Medresetü’z-Zehra erkânlarına ehemmiyetli bir meseleyi havale ediyorum” notuyla neşredilen Emirdağ Lâhikası-II/252 sıra numaralı mektubunda, talebesi Seyid Salih’in Risalelerin Arapçaya tercümesine şiddetli ihtiyaç olduğundan bahsettikten sonra devamında tercüme için farklı dört yerle muhabere edilmesini Medresetü’z-Zehra erkânlarından istemekte ve şöyle demektedir: 

“Benim halim ve hastalığım müsaade etmediği için, benim bedelime Medresetü’z-Zehra erkânı, dört yere, güzelce Arapçaya tercümesi için muhabere etsinler.” 

Mektubun devamından bu dört yer hakkında nazarımızı celp eden ifadeler bulunmaktadır. Bunlardan birisinin, Risaleleri tercüme etsinler diye gönderilen Câmiü’l-Ezher’deki “birkaç edip zat” olduğunu, diğer birisinin ise, Arapçaya tercüme etmeleri için Diyanet Dairesi’nde Risale-i Nur’u ciddî takdir eden ve alâkadar olan bir iki âlim olduğunu, biri de; bütün kuvvetiyle Arapçaya tercüme etmesi gereken Kayseri kazalarından Ürgüp Müftüsü kardeşi Abdülmecid olduğunu, birinin de Isparta havalisinde Nur dairesindeki âlimler olduğunu ve Asâ-yı Mûsâ’yı kendi aralarında vazife taksimi yaparak tercüme etmelerinin lâzım geldiğini beyan etmektedir.

Üstadın tercüme etmek üzere muhabere edilmesini istediği yerlerden kardeşi Abdülmecid hariç diğer üç muhatabın şahıs değil, heyet olduğunu görmekteyiz.

Netice itibariyle, Emirdağ Lâhikası’nın bu iki mektubundan, Risalelerin tercümesinin mutlaka heyet halinde yapılması lâzım geldiğini anlamaktayız. Çünkü Üstadımızın “Hizmet-i İmaniye ve Kur’ânîyedeki” ifadesinin de şahs-ı manevî olduğu şüphe götürmez bir hakikattir.

Okunma Sayısı: 1098
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı