"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalarda Rumûzât-ı Semâniye - 3

Ali Demir
30 Haziran 2026, Salı
Lâhika Okumaları...

Gönderilmiş ilaçlar:

Albay Hulusî Bey olarak tarif edilen ve Nur’un ilk talebesi olan Hulusî Ağabey; “Aziz Üstad, Müşfik Kardeş, Muhterem Mücahid!” hitaplarıyla başladığı mektubunda, gönderilen risalenin kendisine ilaç gibi şifalı geldiği bilgisini verir. Hulusî Ağabey, en lüzumlu zamanda ve en muhtaç anında gönderildiğini belirttiği, mu’cize derecesinde birer hakikat ortaya koyan mu’ciznüma eserleri aldığını şu sözlerle ifade etmektedir:“...Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Altıncı Kısmı ile Kenzü’l-Arş duasının feyzinden gelen bir nükte-i Kur’âniye ve Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Sekizinci Kısmının Sekizinci Remzi ve Altıncı Remzi isimlerini taşıyan mu’ciznüma eserleri aldım.”

Bu eserlerin kendisine ulaşmasının “maksatsız ve tesadüfi olmadığını, belki gelmiş değil, gönderilmiş veya yetişmiş değil, yetiştirilmiş olduğu” hissiyatını, “...gözlerim böyle bir nura, aklım böyle bir derse, hasta vücudum böyle bir ilâca, muzdarip ruhum böyle bir teselliye, nihayet zalim nefsim böyle bir manevî terbiyeye çok muhtaç olduğu bir zamanda” şeklinde dile getirmiştir. (118. Mektup, s. 150.)

Hulusî abi en şiddetli ihtiyaç duyduğu bir zamanda eline ulaşan Sekizinci Kısmının Sekizinci Remzi’nin kazandırdıkları füyuzatın yani manevî bolluk ve rızkın tarif ve tavsif edilemeyecek yüksek ve müstesna bir vaziyette olduğunu beyan etmiş. Dört küçük suredeki (İhlâs, Felak, Nas ve Fatiha) hurufatın tevâfukat veçhine kısmen işaret eden, Sekizinci Remiz isimli eserin, Peygamber Efendimiz’in (asm) hikmet ve rahmet eseri olarak, şimdiye kadar gizli kalmış Kur’ân’ın gaybi mu’cizelerinin tevâfuk namıyla sevgili Üstadımız tarafından ortaya çıkarıldığı bu emsalsiz eserlere karşı duyduğu manevî zevk ve feyzin binden birini bile arz edemeyeceğini belirterek, hakikaten bu eserlerin mu’ciznüma olduğunu yazan Hulusî abi, bu kadar büyük nimetleri veren Kerem-i Sübhaniyeye karşı şükrünü ifa etmekten aciz olduğunu beyan etmiş ve sözünü şu dua ile bitirmiş: “Allah’ım, Mekke ve Medineli, Haşimoğullarından Kureyşli Habib’inin hürmetine bizim muradımızı ve Üstadım Said Nursî’nin maksudunu hasıl eyle.” Âmin. (s. 152.)

Risale-i Nur’un Başkatibi Ahmed Hüsrev Ağabey, Rumuzat-ı Semaniye’nin İkinci Remzi’ne ait mühim bir i’cazı alıp okumuştur. Bu okuma sonrasında elde ettiği manevî feyzi tarif etmekten aciz kaldığını itiraf ettiği mektubunda şöyle demektedir: “Aldığımız manevî feyzi, benim gibi yoksul bir talebenizin kalp ve kaleminin haddi değildir ki, tarif etsin.”  (126. Mektup, s.164.)

Nur’un ilk talebesi Hulusî Ağabey; Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Sekizinci Kısmının Beşinci Remzi’ni okuduktan sonra bu eser hakkındaki hissiyatını paylaşır. Peygamber Efendimizin (asm) en büyük mu’cizesi olan Kur’ân’ın otuzuncu cüz’ünde yer alan, lafız itibarıyla küçük fakat mana yönünden pek büyük olan 110. sure Nasr Suresi’ndeki sırlardan bahsettiği mektubunda şöyle demektedir: “...lâfız itibarıyla küçük, fakat makam ve mana itibarıyla âlî ve şümullü Suretü’n-Nasr’daki çok mühim sırlardan, [...] beyan buyurulan üç Mesele, bana öyle bir kanaat getirdi [...]”

Hulusî Ağabey bu ifadelerin devamında; bahsi geçen küçük surenin üç ayetinin otuz cüz Kur’ân’a, hatta her bir harfinin koca bir sureye işaret ve delalet ettiğine kanaat getirdiğini beyan eder.

Hulusî Ağabey, kendi perişan ifadeleriyle kapı açarak duygularını yazmaktan çekinen diğer talebe kardeşlerini cesaretlendirmek istediğini belirtmiştir. Ayrıca Üstad’ın, Lâhikalara talebelerin mektuplarının da girmeye hakkı olduğuna dair ifadesine çok sevindiğini de sözlerine ilave eder.  

(172. Mektup, s. 239.)

Okunma Sayısı: 169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı