"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalarda Rumûzât-ı Semâniye - 5

Ali Demir
02 Temmuz 2026, Perşembe
Lâhika Okumaları...

En namdar risale:

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nurların telifi sonrasında risalelerin tasnifi esnasında; “Sekiz Remiz”li,  sekiz küçük risaleden meydana gelen ve “ilm-i cifrin mühim bir düsturu ve ulûm-u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrâr-ı gaybiye-i Kur’âniyenin mühim bir miftâhı olan tevafuk”tan (Fihrist Risalesi, s. 82.) bahseden Rumûzât-ı Semâniye Risalesi’nin çok değişik mevzuların izah edildiği ve dokuz kısımdan teşekkül eden Yirmi Dokuzuncu Mektub’un içine dahil olmasının hikmetini izah eder. Ve bu Yirmi Dokuzuncu Mektub’un içinde, “Hücumat-ı Sitte” ve Zeyli ve “İşârât-ı Seb’a” ve “Telvîhat-ı Tis’a” gibi farklı konuların işlendiği risalelerin, Kur’ân’daki tevafukun ince gizli sırlarından ve Külliyatta bulunan tevafuklardan bahseden Rumûzât’ın karışık bir surette tasnif edilmesindeki maksadını şöyle açıklar: “[...] mahkemeler ve ehl-i vukufun susturulmasına ve bizi onlarla mesul etmemesine bir vesile olmaktı. Güya o rumuzat, o derin ince meseleler, lisan-ı hal ile onlara demiş: ‘İnsaf ediniz, Kur’ân’ın bu derece esrarına çalışanlara ilişmeyiniz.’” (167. Mektup, s. 259.) Burada açıklanan hikmet, Hz. Ali’nin (ra) tabiriyle “sırran tenevveret”, “sırran beyanat” düsturuna uyulmak içindir.  

Üstad Hazretleri, Yirmi Dokuzuncu Mektub’un İkinci Makamı olarak tarif ettiği Rumûzât-ı Semâniye’yi neşre hazırladığı 1950 sonrasında, talebelerine hitaben bir mektup kaleme almıştır. Bu mektubunda, risalenin telif sebebini anlatan küçük bir notun, yayımlanacak Rumûzât’ın baş tarafına derç edilmesini istemiştir. Üstadın gönderdiği bu pasaj, yeni yayımlanan Rumûzât-ı Semaniye eserinde de mevcuttur (s.15). Hazret-i Bediüzzaman bu notunda şöyle demektedir:

“Yirmi Dokuzuncu Mektub’un İkinci Makamının en baş sahifesindeki sual ve cevaptan sonra şu nükte yazılacak: Bu risalenin sebeb-i telifi, Kur’ân’ın tercümesini Kur’ân yerinde camilerde okutmak olan dehşetli sû-i kasdına karşı bir nevi mukabeledir.”

O dönemin tüm olumsuz şartlarında ağabeylerin de naklettikleri gibi, Anadolu’da tam bir ümitsizlik havası hâkimdir. Nur talebeleri ise Kur’ân’a yapılan bu hücumlara karşı bir mukabelede bulunulmasını; hücuma uğrayan Kur’ân’ın mu’cizeliğinin ispat edilmesini heyecanla beklemektedir. Üstad, işte böyle bir ortamda kaleme alınan eserde, bazı lüzumsuz tafsilata da girildiğini belirterek mektubunu şu sözlerle tamamlamaktadır: “Fakat o mücahidâne ve heyecanlı mukabelede kıymettar bir gaybî anahtarı hissedip meczubâne arattırmak içinde lüzumsuz tafsilât ve zayıf ve pek ince emareler dahi girmiş.” (225. Mektup, s. 336.)

Sekizinci Şua’da:

Hz. Ali’nin (ra) Celcelûtiye Kasidesinin Risale-i Nur’un en namdar risalelerini gaybî işaretlerinin gösterildiği Sekizinci Şua’nın Beşinci Remzi’nde, Rumuzat-ı Semaniye’den bahsedilmektedir. Celcelutiye’nin, “Fetih ve İlâhî yardım, Esma-i Hüsna’nın sırrıyla süratli sonuç verir” mealindeki fıkra zikredildikten sonr, Sure-i Nasr’daki gaybî mu’cizelerin anlatıldığı Rumuzat’ın da ümmetin mazhar olacağı fetihlerden gaybî işaret ve tarihlerin çıkarıldığı “Beşinci Remzine” atıf yapılmıştır: “Yirmi Dokuzuncu Mektub’un bir kısım esrar-ı huruf-u Kur’âniyeyi beyan eden Rumûzât-ı Semâniye namında sekiz küçük risalelerin en mühimleri ve feth-i Mekke ve feth-i Şam ve feth-i Kudüs ve feth-i İstanbul gibi çok fütuhat-ı İslâmiyeden gaybî haber veren sure-i Nasrın esrarını beyan [...]” ifadeleriyle de Celcelutiye ile Risale-i Nur arasında gaybî münasebete dikkat çekilmiştir.

Bu gaybî münasebetten, Celcelutiye’nin işaret ettiği “en namdar risalelerden” birisinin de Rumûzât-ı Semâniye olduğu anlaşılmaktadır.

—SON—

Okunma Sayısı: 131
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı