Şuhur-u Selase’nin gitmesi ile dünya pazarının tekrardan açıldığından bahseder Bediüzzaman. Ve talebelerine bu ayların gaflet ayı olmaması için ikazlarda bulunur. Herkes kendi hayatında da müşahede etmiştir ki manevî havanın bozulması gerçekten insanı etkiliyor. Yaz sıcağı rehavet veriyor, nefis sürekli gaflette geçirmek istiyor. Buna mukabil nefisle insanın tek başına mücadele etmesi, savaşı baştan kaybettiğini kabul etmek gibi bir şey.
İnsan sosyal bir varlık olduğu için hayatını tanzim ederken aile, arkadaş grubu, akrabalar, sosyal medya, okul... Bunların hepsi fark etmesek dahi hayatımızı, ideallerimizi şekillendiren faktörler. Bu yüzden binlerce tehacüme karşı kendimizi muhafaza etmemiz tek başımıza çok zor; ancak kolektif bir enerji ve manevi bir kalkanın içine girebilirsek kendimizi muhafaza edebiliriz. Bu manevî atmosferde kendimiz gibi imanını korumaya çalışan ya da başkasının imanını kurtarmaya çalışan nice fedaîler var. Kalpleri, fikirleri iman üzere olan bu insanların hayatlarının da hep iman tesisi üzerine olduğunu fark edeceksiniz. Bahsettiğim kişiler Kur’ân hâdimi olan Nur Talebeleri, oluşturdukları manevî atmosfer ve kolektif enerji ise şahs-ı manevî.
Nasıl ki vitaminlerimizin değerleri düşer ve doktorumuz “Depolar boşalmış, yükleme yapmamız gerekir” der ve vitaminlerimizi yüksek dozda alırız. Öyle de hayatımızda düzenli olarak aldığımız manevî gıdalar, Şuhur-u Selase’nin gitmesi ile belki aynı devamlılıkta olmamış olabilir; fakat manevî olarak depolarımızın hep dolu olması için bu şahs-ı manevî ortamlarından istifade edebiliriz.
Özellikle genç kardeşlerime yaz ayları, imanlarına yatırım yapmak için muhteşem bir fırsat. Sene boyunca okul, ödevler derken gerçekten yoğun bir süreç geçiriliyor. Elbette dünya ve ahiret dengesi kurmaya çalıştıklarına tüm kalbimle inanıyorum; lâkin iman ve İslâmiyet hakkında her mevzuda heybemizi doldurmak bizim misyonumuz olmalı. Çünkü idealist bir genç, zamanını boşu boşuna geçici heveslerle geçirmez. Nail olduğu bu kıymetli dinin kahraman bir genci olarak her zaman kendini geliştirme ihtiyacını hissetmelidir. İşte o zaman asil ecdadın torunu ve gelecek nesle bir pusula olur.
Velhasıl, Nur talebeleri için yaz, genç yaşlı fark etmeksizin manevî bir Şuhur-u Selase gibi olsun. İman safında çalıştığımız, gayret ettiğimiz nefsimize ve isteklerine rağmen günlerimizi Risale-i Nur’la taçlandırdığımız bir zaman dilimi. Bunun için çevremizdeki kıymetli Nur Talebelerinden ve şahs-ı manevîden istifade edelim. Okuma programlarıyla şevk alıp şevk verelim ve kardeşlerimizle ilim müzakerelerinde bulunalım. Böylelikle yazımız hem ektiğimiz hem biçtiğimiz bir mevsim olacaktır.
Bugün dünya; savaşların, depremlerin ve pek çok hadisenin vermiş olduğu manevî uyanış ile İslâmiyete ve onun hakikatlerine koşuyor. İnsanlık bu hakikatlere koşarken kahraman ecdadın torunları yerinde sayamaz, herhangi bir genç gibi günlerini geçiremez. Bu yolda biz de bütün benliğimizle asrın imamı Bediüzzaman Hazretlerinin bizlere açmış olduğu istikamet yolunda koşalım. Diz dize verip bu hakikatleri anlamaya, idrak etmeye çalışırken el ele verip hayatımıza aksettirmeye çalışalım. Birbirimizi dualarla destekleyelim ki bu manevî kale hiç sarsılmasın.
Cenab-ı Hak sizi “kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemal-i ferah ve sevinçle meşgul eylesin. Amin!”