Risale-i Nur’un hukuk ve mahkeme tarihinde ismi altın harflerle yazılması gereken şahsiyetlerden biridir, Hesna Şener Hanım.
15 Haziran 1944’te Risale–i Nur’un beraat kararına imza atan bu şefkat kahramanı, 22 Temmuz 1975’te 72 yaşında iken Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mezarı Denizli’dedir.
*
Hesna Şener, aslen Isparta Senirkentlidir. Babası, Osmanlı’da tabur imamlığı ve alay müftülüğü de yapmış olan Yarbay Nuri Beydir.
Bu müstesna insanın, birkaç istisnaî durumu daha var. Meselâ: Senirkentli ilk üniversite mezunudur. Kezâ, Senirkentli ilk hukukçu ve ilk hâkimedir. Hâkim olarak görev yaptığı Denizli’de, türlü baskılara karşı kahramanca direnerek, Üstad Bediüzzaman’ın Risale–i Nur’un mahkemesine girmeyi kabul etti. Nihayet, bu davada ittifakla beraat karar veren mahkemenin üç üyesinden biri oldu.
Ali İhsan Tola’nın anlattığı ibretlik bir hatıra da şudur: Üstad Bediüzzaman, bir gün onun hakkında şunu söyledi: O tesettürsüz şefkat kahramanı, Tesettür Risalesini beraatine vesile oldu.. “Essebebü ke’l-fâil” sırrınca, bu hizmetten hâsıl olan sevap ve hasenatın bir hissesi kıyamete kadar ona yazılıyor.
*
1992’de bizzat Sarıyer’deki işyerine gidip görüştüğüm Süleyman Gültekin, emekli emniyet mensubu idi. 1944’te Denizli adliyesinde görev yapmıştı. Dolayısıyla Hesna Hanımla yakından tanışıyor, Üstad Bediüzzaman’a hürmetkâr davranıyordu. Kendisine sorduğumda, Hesna Hanımın Said Nursî hakkındaki düşünce ve kanaatin şöylece özetledi: “Hesna Hanıma göre, Bediüzzaman Said Nursî, ‘ilm-i hakikat sahibi’ bir zattır. Onu mahkum etmek, öncelikle mesleğimizin satmak ve vicdanımızı mahkum etmek demektir. Yukarıdan gelen baskılara boyun eğerek vicdanımızı mahkum edemeyiz. Bu zatın ve eserlerinin mutlaka beraat etmesi lazım.”
Allah, ona ganî ganî rahmet ve mağfiret eylesin.