Mescid-i Nebevî’ye yakın sokaklardan, özellikle sabah namazında farklı renkte, kıyafette, dildeki insanların büyük bir hürmetle sel gibi aktığını görmek, Mescid-i Haram hariç hiçbir yerde yaşayamadığınız duyguları yaşatır. Peygamber asrında hasıl olan saadeti bir nebze yaşarsınız.
Medfun olan cihan peygamberinin huzurundasınız ve onu incitecek tüm ses ve hareketlerden kaçınmanız gerekir. İki Cihan Serverinin kabrini selâmlayıp çıkarken terliğimi sertçe, ses çıkararak yere bırakma dikkatsizliğimden dolayı rehberimizden uyarı almış ve çok mahcup olmuştum.
Resulullah’ın mekânında, kâinatın renklerini taşıyan farklı Müslümanların kalplerini nasıl birleştirdiğine, Mabud-u Ezeli’nin azamet-i hitabına hadsiz kalplerden ve dillerden çıkan sesler, dualar ve zikirlerle mukabele ettiklerine kendimizden geçerek şahit oluyorduk.
Arzı kendine sâcid ve âbid ve ibadına mescid ve yeryüzünü Zatına ibadet ve secde eden kulları için mescid, tesbih ve tekbir yeri yapan Zat-ı Zülcelal’e yerin zerreleri adedince şükran duyguları içinde secdeye varıyorduk. Buna vesile olan Resul-i Ekrem’e ümmet olmanın şükrünü eda edememenin zaafıyla dualarımızı, salâvatlarımızı arzediyorduk.