"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahireti yakan zevkler

Cenk ÇALIK
01 Haziran 2021, Salı
“Ben o Eskişehir Hapishanesi’ndeki müşahede ile meşgul iken, sefahet ve dalâleti terviç eden bir şahs-ı mânevî, insî bir şeytan gibi karşıma dikildi ve dedi: “Biz hayatın her bir çeşit lezzetini ve keyiflerini tatmak ve tattırmak istiyoruz; bize karışma.” (Asâ-yı Mûsa, s. 27)

Yukarıdaki ifadeler detaylı tetkik edildiğinde başta gençlerimiz olmak üzere bütün ehl-i imanın nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu  anlaşılır.

Üstadımızın karşısına dikilen insan suretinde bir şeytan olduğu anlaşılıyor. Sadece kendi namına değil bir şahs-ı manevî adına hareket ediyor. Bu şahs-ı manevinin de en önemli özelliği sefahet ve dalâleti terviç etmesi. Daha net bir ifadeyle iman ve helâl dairesinden uzaklaştırmaya çalışarak bütün gücüyle  haram zevkleri empoze etmesidir.

Özellikle gençler arasında “bir kereden bir şey olmaz!” “günahı bana olsun!” “biraz cesur ol!” gibi ifadeler kötü bir alışkanlığa başlatmak için sık kullanılan cümlelerdir. Bütün bu baskıya rağmen direnildiğinde de “Ana kuzusu musun?” “Bırakın şu ağzı süt kokan çocuğu!” şeklindeki aşağılayıcı ve dışlayıcı ifadeleri duymayanımız yok gibidir.

Yukarıdaki cümleleri kuranların aslında insî bir şeytan rolüne büründüklerini rahatlıkla ifade edebiliriz. Ayrıca, bu vakıa arkadaş çevresi seçiminin ne kadar mühim olduğunu da gösteriyor.

“Biz hayatın herbir çeşit lezzetini ve keyiflerini tatmak ve tattırmak istiyoruz; bize karışma.” ifadesi aslında nasıl bir zihniyete sahip olduklarını ve amaçlarının ne olduğunu ele veriyor. 

Kelime kelime anlamaya çalışalım: “Biz” kelimesi çoğu zaman zahiren tek kişi olarak görünmesine rağmen aslında bir şahs-ı manevi’nin sözcülüğünü yaptıklarının itirafıdır. Sahnede tek kişi, ama arkasında milyonlarca kişi var. Akıl hocalığını da şeytan yapıyor. Yani, şeytanın talimatları doğrultusunda hareket eden “biz!” var. “Hayatın” kelimesinden kasıt dünyadır. Bu sistemde ahiret yoktur. “Bir daha mı geleceğiz dünyaya!” şeklindeki cümleler hep bu zihniyetin yansımalarıdır.  Plan, hareket ve davranışlar sadece dünya hayatına göre yapılır.

“Herbir çeşit lezzetini ve keyiflerini” ifadelerinde bir sınır yoktur. Önemli olan lezzetli ve keyifli olmasıdır. Bunu da “her bir çeşit” ifadesinden anlıyoruz. Burada helâl-haram endişesi yoktur. Bir hat belirlenmemiştir. Günah veya yasak olması önemli değildir. “Tatmak” ifadesi bu zihniyetin üç isteğinden ilkini oluşturur. Yani, öncelikle kendileri yaşamak isterler. Bunun en kritik aşama olduğu söylenebilir. Zira bir kere haram lezzet tadan tekrar tatmaya meyil eder. Bir kere ikna olan sonraki iknalar için kendine kuyu kazmıştır. En doğrusu, zararsızı net bir kırmızı çizgi çizerek bu yola meyletmemektir. Bu da günümüzde tek başına çok zor olduğundan ancak bir şahs-ı manevî ile mümkündür.

“Tattırmak istiyoruz” ifadesi bu gayr-i meşrû isteklerin sadece dar dairede kalmadığını daha geniş dairelere de ulaşmasını arzu ettiklerinin ifadesidir. Demek ki tatmak beraberinde tattırma arzusunu da getiriyor. Yani, “haramı yaşıyor ve sonunda bedelini ödeyecek, bana ne!” diyemeyiz. Zira bu dünya arkadaşlığının Cehennemde de devam edeceği bilinmelidir.

“Bize karışma” diyerek üçüncü isteği de dile getiriyor. Yani, bu işin sonunda azap var, bu yaptıklarınız günah gibi uyarılara kapalılar. Kendileri karışmak istiyorlar, ama kendilerine karışılmasını istemiyorlar. Bu anlayışta günah serbest, sevap yasak. Ateş var, nur yok. Nefis ve şeytan’dan talimat alıp, melek ve vicdanı duymamak esas.

Bu azim tehlike karşısında Yeni Asya şahs-ı manevisinde bulunmayı ihsan eden Rabbimize sonsuz hamd olsun. Bu nimetin bir şükrü olarak da cümlemizi, başta gençlerimiz olmak üzere bütün insanlığı yakmak isteyen bu ehl-i dalâlete karşı hizmetlerde istihdam eylesin inşaallah! Amin!

Okunma Sayısı: 1815
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sebahattin Yaşar

    1.6.2021 15:46:06

    Kıymetli kardeşim, yazınız anladığınızı sandığımız satirlaea yeni yeni kapılar açıyor. Tarz çok güzel. Kavramlarla bir kez daha tanışmayı netice veriyor. Bu sefer anlama potansiyeli artıyor. İstifadeye medar uüslubunuzu Rabbim başarılı ve feyizli kılsın. Heyecanla yeni yazılarınızı bekleyecegiz. Devam .

  • İlknur Maraş Çalık

    1.6.2021 12:28:20

    Bu yazınız bana lise dönemlerini hatırlattı. Piknikler yapılması, yat gezileri düzenlenmesi, erkek -kız karışık balolar yapılması hatta kız lisesinin askeri erkek lisesi ile yıl sonu "Kardeş okul!" Fikri ile balo düzenlenmesi. Bunun için aylar öncesinden beraber dans çalışmalarının başlaması. Gençlere haram olan bir şeyi vicdanlarını susturmak adına Müslüman ülkede şu fikirle bozmaya çalışıp, yaptığınız hatadır dendiğinde "biz kardeş gibiyiz. Sizin kalbiniz bozuktur.Bizim yaptığımız hata değildir. Kaynaşmak, sosyalleşmek adına yapılan bir adımdır." Gibi cümlelerle çok normalmiş gibi gösterilmesi "Bize karışmayın bizler her lezzeti tatmak ve tattırmak istiyoruz " fikrine nasıl çalıştıklarının göstergesidir.

  • Mehmet Türeli

    1.6.2021 07:04:29

    O dehşetli şahsi manevi öyle bir tahribat yaptı ki, o tahribatı tamir edecek tek şey Risale-i Nur eserleri olup, ilk okuldan üniversiteye kadar eğitim müfredatına girmesiyle mümkün olur. Bunu fark eden zındıka komitesi bu eserleri kemalist pençesinde olan devletin tekeline almak istediyse de Allah'ın inayetiyle muvaffak olamadılar. Rabbime şükürler olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı