"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barla Mektuplarında Risale-i Nur (8)

11 Kasım 2020, Çarşamba
Üstad Hazretleri’ne manevî canipten hâsıl olan bazı durumlar, bazı eserlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

Meselâ; “Bugün namazda ve tesbihatında iken manevî tarzda denildi ki...” veya “Risale-i Nur’un çok hakikatleri namaz tesbihatında ihtar edilmesi hikmetiyle...” (Şuâlar) gibi ifadelerini görürüz.

Hatta çoğu zaman, uyanık halde olmasına rağmen, “İstanbul’da Beyazid Camii Şerifinde hafızları dinliyordum. Birden şahsını görmedim, fakat manevî bir ses işittim gibi bana geldi. Zihnimi kendine çevirdi. Hayalen dinledim. Baktım ki, bana der...” (26. Mektup)

Veyahut “Bir zamanlar Eskişehir Hapishanesi’nin penceresinde oturmuştum. 

Karşısında bulunan lise mektebinin büyük kızları onun avlusunda gülerek raks ederken, onları, o dünya Cennetinde, Cehennem hurileri hükmünde gördüm [...] diye düşünürken; birden o fitneyi ateşlendiren ve talim eden irtidatkâr [dinden çıkmış] bir şahs-ı manevî önümde tecessüm etti.” (Gençlik Rehberi)

Üstadın bu halet-i ruhiyesi, eserlerin telifinin hemen her tarafına yansımıştır. Hatta denilebilir ki; Risale-i Nur eserleri, bu dehşetli zamanın, o süfyan-ı lâinin tahripkâr ve akıllara şüphe bırakan suallerine cevap vermek için telif edilmiştir. İşte Risale-i Nur, bu müthiş tahribatı tamir üzerine yazılmış olduğu anlaşılıyor.

Öte yandan, bir köyün meydana gelmesi yıllar alır, fakat bir anda bir kibritle yanar kül olabilir. Tahribin kolay, fakat tamirin çok zor olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Üstadımız bununla ilgili olarak: “[...] Bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz[iz]...” (21. Lem’a)

Böyle olmasına rağmen, bu manevî cihadda Risale-i Nur’un galip olması, zahiren ters orantı gibi görünüyor. Demek, Risale-i Nur’un muvaffakiyeti için âlem-i gaybda çok yardımcıları olduğu yukarıdaki satırlardan anlaşılıyor.

Yoksa rüya-i sadıkada gördüğü, Ağrı Dağı’nın patlamasıyla, dünyanın her tarafına dağılan, dağlar büyüklüğündeki parçalarını, o az ve zayıf olan insanlar toplayabilirler miydi?

Buna bir misal verecek olursak;

“Bugünlerde, manevî bir muhaverede bir sual ve cevabı dinledim. [...]

Biri dedi: ‘Risale-i Nur’un iman ve tevhid için büyük tahşidatları ve küllî teçhizatları gittikçe çoğalıyor. Ve en muannid bir dinsizi susturmak için yüzde birisi kâfi iken, neden bu derece hararetle daha yeni tahşidat yapıyor?’

“Ona cevaben dediler: ‘Risale-i Nur yalnız bir cüz’î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan, dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı tamir ediyor. [...]’ Ben de tamamen işittim, hadsiz şükrettim.” (Kastamonu Lâhikası)

Kur’ân ve iman hizmetini ve âlem-i İslâmın vaziyetini mâne- vî âlemden seyreden evliyaullahların aralarındaki konuşmayı Üstadımız böyle dinlemiş. Demek Risale-i Nur hizmeti ile melekût âlemi de yakından ilgileniyor.

Evet, bu dehşetli zamanda Kur’ân’ı muhafaza eden surların yıkılacağı ve Kur’ân kendi i’câzı ile korunacağı mezkûr rüyada bildirilmiş. İşte bu asırda Kur’ân’ın o mu’cizesini ortaya çıkaran eserler Risale-i Nurlar’dır.

Allah (cc) nurunu tamamlayacaktır. Âlem-i manada çok yardımcıları olan bu hizmette, bizler sadece istihdam olmuşuz o kadar.

Okunma Sayısı: 1830
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı