"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Senoz Vadisi’nden, İşkence Vadisine

09 Mayıs 2021, Pazar
Biz çocukluğumuzda kamyon görmek için evimizden iki kilometre uzaklıktaki araba yoluna inerdik.

Yaya yolumuzu araba yoluna bağlayan bir ahşap köprüsü vardı. Ben köprüye bakar derdim ki, “Acaba arabalar bu tahta köprüden bu tarafa da geçecekler mi?”

Ve gün geldi köprüyü ahşap köprümüzü yıkarak karşıya geçtiler. Keşke geçmez olsaydılar. Çünkü orada durmadılar. Köprümüzü yıktıkları gibi evimizin önündeki yaya kaldırımlarını ve yıllarca gölgelerinde yürüdüğümüz ağaçlarımızı da yıktılar. O toprağı ve ağaçları yutan canavarlar bir de baktık ki gözlerini daha da yukarlara dikmişler. Yaylalarımızdan başlayarak akıp gelen sularımıza göz diktiler. O dereler ki biz onların ninnileriyle büyümüştük. Dokuz on saat boyunca yaylaya giderken ve gelirken onların sesleri bize arkadaşlık ederdi. Yayla yollarında bizim bir arkadaşımız da ağaçlardı. Gölgelerinde yemek yer dinlenir ve hatıralarımız için dallarına taş koyardık. Bir gün geldiler hem ağaçlarımızı yıktılar hem de derelerimizi borulara hapsettiler. 

Evet Senoz Vadisi’nin hikâyesi önce taş ocaklarıyla başladı. O güzelim ormanlar taşlar için kıyıldı. Yıllarca dinamit patlatıldı. Suların akışı değişti. Dereler böylesine taşmazdı, normal bir akışı vardı biz bunları bilirdik. Çünkü üzerlerinde ağaçtan köprülerimiz olurdu. Basit bir ağaç uzatarak karşıdan karşıya geçerdik yıllarca. Yöreye has alabalıklar kayboldu. Kaybolan bazı kuş türlerinin de sebebinin de patlatılan dinamitler olduğunu tahmin ediyoruz. Pınarların suyu kayboldu. Şimdilerde korkunç bir görünüm var. Senoz Vadisi’nde artık iklim de değişti. Her yıl düzenli sel oluyor. Otuz kırk yılda olan selleri artık her yıl yaşıyoruz. Yöre halkı artık yağmurlu havada bir yere gitmekten korkuyor. Çünkü artık yağmurlar normal yağmıyor, afete dönüyor. Hesler için kesilen ağaçların çıplak yaptığı yerler kim bilir daha kaç yıl öyle kalacak. 

Bizim başımıza gelen olay şimdi de Rizemizin İskencedere Vadisi’nin başına gelmek üzere. İş makinelerini ve kamyonları görünce ürkmemek mümkün değil. İkizdere’de köylüler özellikle de kadınlar ciddî tepki veriyorlar. 

Bir kadın videoda kesilen bir kestane ağacını göstererek şunları söylüyor: “Bunu biz kesseydik çoktan hapisteydik.” Bir başka vatandaş da şunları söylüyor: “Elli yıllık kestane ağacını çöp gibi atıyorlar. Dünyanın en güzel kestane balı bu vadide oluyor.” 

Evet köylü çok tedirgin. Gerçekten insan bakmaya kıyamayacağı güzellikte bir yere taş için nasıl kıyılacak. Taş ihtiyacı çevreye zarar vermeden yeşil alanların dışından çok daha uzaklardan temin edilmelidir.

Okunma Sayısı: 1370
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Okur

    9.5.2021 01:29:58

    “..Yayla yollarında bizim bir arkadaşımız da ağaçlardı. Gölgelerinde yemek yer dinlenir ve hatıralarımız için dallarına taş koyardık...” Kalpleri taş olandan Allah’a sığınmak..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı